Japonya Notları

Mayıs 21, 2013

Share Button

sweet house japan

Japonya’dan döneli bir hafta oldu. Orada geçirdiğimiz 2 hafta boyunca neler yaptığımızı günü gününe yazıp yayınlamaya çalıştım, fakat çok gezip çok yorulduğumuz günler ve haftasonları tüm yazıları paylaşmamı biraz geciktirdi.

Bir haftadır evdeyiz, ama Japonya’nın büyüsünden hala çıkamadık. Sohbet ettiğimiz herkese bu ilginç ülkeden bahsediyoruz. Özellikle Barış arada bir iç çekip ‘Ben Tokyo’yu özledim’ diyor :) Her zaman İsveç’in insanlığın erişebileceği son nokta olduğunu düşünen ben bile bu fikrimden emin olmamaya başladım. Kısacası Japonya bizi değiştirdi, geliştirdi, dünyanın öteki ucunda nasıl harika hayatlar olduğunu gösterdi. Japonya’dan aklımızda kalan ilginç noktaları burada derleyip toparlayıp paylaşmak istiyorum.

Her yer inanılmaz temizdi. Sokaklar sanki her gün sabunla yıkanıyormuş gibiydi. Yerlerde tek bir çöp yoktu, ama sokaklarda çöp tenekesi de yoktu. İnsanlar çöplerini çantalarındaki torbalarda biriktirip, evlerinde atıyorlarmış.

İnsanlar çok temizdi. Herkes aynı parfümü, çamaşır deterjanını kullanıyormuş gibi tertemiz kokuyordu.

Her Japon çantasında veya cebinde mutlaka bir mendil/havlu taşıyordu. Hatta dışarıdaki tuvaletlerde ellerini yıkadıktan sonra, bu mendile kuruluyorlardı.

Japonya’da dışarda yemek yemek kaba bir davranış olarak algılanıyor. Yiyen kişiye kimse bir şey demiyordu, fakat gözlemlediğim kadarıyla neredeyse hiç kimse sokakta veya trende bir şey yemiyor, yiyorsa da çantasının içine gizleyip, eliyle bir parça alıp ağzına atıyordu. Biz de bu görgü kuralını çiğnememeye çalıştık.

Japonlar gördüğümüz en kibar insanlardı. Hep güleryüzlü ve yardımseverdiler. Hep teşekkür ediyorlardı.

Bazı restoranlarda yeni gelen bir müşteriye ‘hoşgeldiniz’ diyen garsonu duyan diğer garsonlar hep bir ağızdan ‘hoşgeldiniz’ diye bağırıyorlardı. Aynı şey ‘güle güle’ için de tekrarlanıyordu.

Umumi tuvaletlerde bile inanılmaz bir teknoloji vardı. Tuvaletler ısıtmalıydı, çeşitli açılardan su fışkırtabiliyorlardı. Bunların yanında müzik yayını, sifon sesi gibi fonksiyonları da mevcuttu.

Benim gördüğüm taksilerin hepsinin koltukları beyaz dantelle kaplıydı.

Tokyo’da beklediğimizden daha az yabancı vardı. Bu yüzden de ingilizce konuşma oranı çok yüksek değildi, fakat yine de bir soru sorduğumuzda insanlar bize yardımcı olmak için ellerinden geleni yaptılar.

Toplu taşıma araçlarında telefonla konuşmak, insanları rahatsız etmemek adına yasaktı.

Çoğu kafenin ve fast food restoranının dışında bir camekan vardı. Bu camekanda sattıkları yemeklerin, gerçek olmadıkları anlaşılmayacak kadar güzel bire bir plastik kopyalarını sergiliyorlardı. İçeceklerin bile..

Pek çok sokak neon lambalar, afişler, ilanlar ve tabi ki müzikle doluydu.

Her köşe başında mutlaka bir içecek otomatı vardı. Böylece günün her saatinde soğuk veya sıcak istediğiniz içeceğe ulaşmak mümkündü.

Trafik soldan akıyordu.

‘Drug store’ dedikleri mağazalar vardı her yerde. Buralar ana olarak ilaç, bunun yanında kozmetik malzemeleri satan yerlerdi. Dışardan bakıldığında kozmetik kısmı medikal kısmı domine etmiş gibi görünüyordu. Özellikle kozmetiğe merakı olanlar için buralar tam bir cennetti. Yurt dışında bilinen Shiseido, Kanebo gibi markaların her ürünü ve daha binlerce ürün buralarda makul fiyatlara satılıyordu. Ben bile kozmetik malzemelerinden pek anlamadığım halde bu mağazalarda kendimi kaybettim.

Japonya sanıldığı kadar pahalı değildi. Bunun 5-10 sene önce doğru olduğu bir gerçek, fakat son yıllarda fiyatlar Avrupa’yla dengelenmiş, özellikle de son altı ayda Japon Yen’inin değer kaybetmesiyle aradaki fark daha da azalmış. Bizim gözlemlediğimiz kadarıyla, bu düşüşün de etkisiyle, pek çok elektronik ürün ABD’dekinden daha düşük fiyatlara satılıyordu.

Yemek yediğimiz neredeyse her restoranda ve her kafede caz müzik çalıyordu.

Japon kızları çok bakımlı ve güzellerdi. Topuklu ayakkabı, makyaj ve sade, şık bir elbise olmazsa olmaz gibiydi.

İş yerlerinde takım elbise için yazılı bir kural bulunmamasına rağmen, iş çıkış saatinde denk geldiğimiz erkekler bir örnek, çoğunlukla koyu renk takım elbiselilerdi.

Kafeler, restoranlar ve mağazalar geç saatlere kadar açık oluyordu. Bu da bizim için hayatı çok kolaylaştırdı (İsveç’te saat 18:00’dan sonra sokakların sessizleşmesinden sıkılmışız sanırım).

Beklenileceği gibi manga çılgınlığı vardı. Yalnızca manga ve anime karakterlerinin hediyelik eşyalarını satan bir sürü mağaza vardı.

Dünyanın en çok sigara içilen ülkelerden biri olan Japonya’da sokakta çoğu yerde sigara içmek yasaktı. Eğer ‘sigara içilebilir’ işareti varsa, yalnızca oralarda serbestti. Buna karşılık restoranlarda ve barlarda sigara yasağı yoktu.

Nüfusu 13.5 milyon olan Tokyo’nun, merkezinden günde yaklaşık 3.5 milyon insan geçen, en kalabalık Shibuya bölgesinde bile inanılmaz bir düzen ve intizam vardı.

Otobüslere arka kapılardan binilip, ön kapıdan iniliyordu. Bilet de inerken okutuluyordu. Otobüslere bozuk parayla binmek mümkündü, hatta şöförün yanında para bozmak için bozuk para makinaları vardı.

Bazı kalabalık sokaklarda, beşer metre arayla konulan hoparlörlerden müzik yayını yapılıyordu.

Japon yemekleri inanılmaz güzeldi. En popüler yemeklerden biri noodle çorbası olarak bilinen Ramen’di. Japonya’daki her yemeği çubuklarla yemenin mümkün olduğunu deneyimledik. İki hafta boyunca elimize çatak bıçak sürmedik.

Çoğu ödeme nakit parayla yapılıyor. Görgü kuralı olarak para veya kredi kartı elden alınıp verilmiyor, onun yerine her kasanın yanında duran küçük tepsilere konuluyor. Bu tepsinin olmadığı durumlarda parayı veya kredi kartını parmak uçlarıyla tutarak, avuç içi yukarı bakacak şekilde kibarca uzatıyorlardı.

Kafelerde ve kıyafet mağazalarında Fransız etkisi sıkça görülüyordu. Özellikle bu tip yerlerin isimlerinin Fransızca olduğu dikkatimi çekti. En çok rastladığımız turist grubu olan Fransızlarla beraber ‘Boulangerie’ lerde kahvaltı yaptık çoğu sabah. Bu Fransız etkisinin nedenini araştırdım fakat çok net bir sebep bulamadım. Bana söylenene göre Japonlar Avrupa’nın yüzü olarak Fransa’yı görüyorlarmış. Fransız pastalarını ve Fransız modasını da beğendikleri için bu alanlarda çok örnek görmek mümkün.

Her yerde sanki gerçek olmayan bir filmdeymişiz, hatta çizgi filmdeymişiz gibi hissediyorduk. İnşaat uyarı tabelaları çizgi film karakterliydi, bir bilet gişesinde peluş kurabiye canavarı vardı, her yer resim, her yer çizgi karakter doluydu.

Hayatımızda yaptığımız en güzel tatillerden biriydi Japonya gezimiz. Ayrılırken kalbimizin bir parçasını orada bıraktık, ama döndüğümüzden beri içimizdeki bir ses ilk fırsatta oraya yeniden gideceğimizi söylüyor.

(Referans: France-Japan Relations. Fotoğraf; Shimbashi-Ginza arasındaki bir inşaat alanında çekildi)

Share Button

Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta listesine kayıt olabilirsiniz.

24 yorum

çok güzelll!

Mayıs 21, 2013 10:15 am elvin tarafından yazıldı. Cevapla #

Güzel bir yazı olmuş elinize sağlık, gidip de görmek istediğim yerlerden biri :)

Mayıs 21, 2013 10:46 am sahika tarafından yazıldı. Cevapla #

teşekkür ederim :)

Mayıs 21, 2013 11:21 am lawsonia tarafından yazıldı. Cevapla #

yani kısaca insanlık daha ölmemiş ha… :))

Mayıs 21, 2013 12:25 pm ismail tarafından yazıldı. Cevapla #

Bütün cümlelerin geçmiş zaman ve geçmiş zamanın hikayesi biçiminde kurulmuş olması bir yerden sonra can sıkıyor. Gezerken biraz da kitap okuyun, özellikle gezi yazıları, bir gezi gözlemi en fazla bu kadar kötü şekilde anlatılabilirdi.

Mayıs 22, 2013 6:43 am rena tarafından yazıldı. Cevapla #

Merhaba Rena,
Ilk iki paragraf ve son paragraf disindaki cumleler Japonya’dan aklimda kalan, dikkat ceken detaylari madde madde anlattigim bolumler. Bunlar birer romanin birbirini takip eden, tamamlayici cumleleri olmadigi icin okurken kesik kesik bir hava yaratmasi normal. Yine ayni sebeplerden dolayi o cumleler kasten gecmis zaman ve gecmis zamanin hikayesiyle kuruldu, tabi yazilarin o yerler gezildikten sonra yazilmasinin da buna etkisi var. Bu gezi yazilarini kisisel gozlemlerim sonucunda gunluk yazar gibi yaziyorum, burada yazilanlar bir gezi rehberi degil, o yuzden genis zamanla yazilmiyor cumleler. Zaman yaratabildigim her firsatta epey kitap okuyorum, yorumun icin tesekkur ederim.
Sevgiler..

Mayıs 22, 2013 7:22 am lawsonia tarafından yazıldı. Cevapla #

Peki biz Türkleri nasıl görüyorlar?

Mayıs 27, 2013 8:37 pm eren tarafından yazıldı. Cevapla #

Genelde Türk olduğumuzu öğrenince çok şaşırıp, sevinip oraya neden ve nasıl gittiğimizi sordular.

Mayıs 27, 2013 9:00 pm lawsonia tarafından yazıldı. Cevapla #

Gözlemleriniz gerçekten doğru. 2 senedir Japonya’da yaşıyorum ve söylediğiniz herşey ile karşılaştım ama bazı kuralları bir yerden sonra inanılmaz can sıkıcı olmaya başlayabiliyor. Bir de nadir de olsa yabancılara hoşgörü ile bakmayan bir sürü Japon milliyetçi var. İyi ki onlara rast gelmemişsiniz :)

Haziran 14, 2013 5:17 am Volga tarafından yazıldı. Cevapla #

Biz de 2010’da gittik, her günü fotoğraflayıp yazmıştık, çook özlüyoruz, umarım tekrar gitme şansımız olur diyerek yazılarını okuyorum:)

Temmuz 9, 2013 8:19 am Loreathan tarafından yazıldı. Cevapla #

Merhaba, tahmin edebiliyorum ne kadar özlediginizi :) biz de yeniden gitmek icin sabirsizlaniyoruz, bir parcamizi orada biraktik :)

Temmuz 9, 2013 8:27 am lawsonia tarafından yazıldı. Cevapla #

Merhaba. Sanırım aynı tarihlerde Japonya’daymışız. Biz de 11-18 Mayıs arası 2 kişi olarak oradaydık. 4 gece Tokyo-3 gece Osaka olarak gezimizi tamamladık.
Sizin yazdıklarınızı okuyunca hasretle birlikte hafif bir iç burkulması oldu. Gerçekten de yazdıklarınızın tamamına yakınını biz de yaşadık. İnsanların iyiniyetini, yardımseverliğini, birbirlerine ve bize karşı olan saygılarını, kurallara bağlılıklarını, en basit işleri bile hevesle ve güler yüzle yapmalarını ve daha fazlasını gördük. Türkiye’de maalesef bunların özlemini çektiğimiz için, bu bir hafta bize rüya gibi geldi. Türkiye’ye dönmemizden itibaren özlemeye başladık ve ilk fırsatta tekrar gitmek için planlara başladık bile.
İki husus sormak istiyorum size: Kyoto’da Ryoan-Ji Zen Tapınağı’na gittiniz mi? Biz çok istiyorduk ama fırsat olmadı, Kyoto’yu bir güne sıkıştırmak zorunda kaldık. Bir de Osaka’dan hiç bahsetmemişsiniz. Osaka’ya gittiniz mi? Biz açıkçası Osaka’yı Tokyo’dan daha fazla beğenmiştik. Tokyo çok kalabalık ve kozmopolit gelmişti bize.
Bloğunuzu yeni keşfettim ancak sanırım bundan sonra da takipçisi olacağım. Selamlar. Saygılar…

Temmuz 18, 2013 8:30 pm onur tarafından yazıldı. Cevapla #

Merhaba,
Cok memnun oldum yazdiklarimi kesfedip sevdiginize. Aklim hala Japonya’da diyebilirim, biz de kesinlikle bir gun yine gidecegiz oraya. Osaka’ya yalnizca yarim gun ayirabildik malesef. Surada biraz bahsetmistim: http://www.gizemakkan.com/2013/05/nara-ve-osaka/ Tokyo’ya cok benzetmistik, sanki oranin daha kucugu gibi geldi. Kyoto’da birkac gun gecirdik, fakat Ryoan-Ji’ye gidemedik. Hem Tokyo’da hem Kyoto’da yapacak o kadar cok sey vardi ki, iki hafta bile yetmedi listemizdekileri tamamlamaya. Onemli bir kac seyi bir dahaki sefere biraktik :)
Sevgiler..

Temmuz 19, 2013 1:17 pm lawsonia tarafından yazıldı. Cevapla #

Merhabalar, yazınızı okudum teşekkürler gözlemlerinizi paylaştığınız için. Önümüzdeki pazar günü ben de Kore ve ardından Japonya’ya gidiyorum. Japon kız arkadaşımla beraber aile tanışacağım kısmetse :) Acayip bir heyecan var içimde her açıdan, anlatamam :)

Temmuz 22, 2013 3:08 pm Murat tarafından yazıldı. Cevapla #

Merhaba Murat,
Sana simdiden bol sans diliyorum, eminim cok guzel gececektir :) iyi yolculuklar, kiz arkadasina da sevgiler!

Temmuz 22, 2013 10:04 pm lawsonia tarafından yazıldı. Cevapla #

Merhaba, çok güzel bir yazı olmuş elinize sağlık. Kısmetse bizde gideceğiz yakında. Japonya ya gidiyoruz başlığınız altında sim karttan ve internet kullanımından bahsetmişsiniz. Nereden satın aldınız, japonya da internete ulaşmak mobil açıdan biraz pahalı diye okumuştum. Mobil internet gerçekten önemli, yardımcı olursanız çok sevinirim.

Eylül 5, 2013 3:28 pm Semih Erdoğan tarafından yazıldı. Cevapla #

Merhaba,
Sim kartlarini Japonya’ya gitmeden once internetten satin almistik. Ismi B-mobile idi. Kartlari kendi adimiza havaalanindaki postaneye yollatip, oraya vardigimiz zaman teslim almistik. Simdiden iyi gezmeler dilerim.
Sevgiler..

Eylül 16, 2013 6:49 pm lawsonia tarafından yazıldı. Cevapla #

yazını çok beğendim, hepsini ise bir solukta okudum. ben ve 1-2 arkadaşım gelecek yaza gitmeyi istiyoruz. ama özellikle uçak biletleri ve şehirler gözümüzü korkutuyor, pahalı gibi duruyor. gerçi siz baya gezmişsiniz. ortalama ne kadar mal oldu size acaba, bir fiyat tahminin var mı acaba?

Ekim 29, 2013 12:25 pm ecem tarafından yazıldı. Cevapla #

Merhaba Ecem,
Tesekkur ederim, emailine atiyorum daha detayli cevap. Sevgiler..

Ekim 30, 2013 9:01 pm lawsonia tarafından yazıldı. Cevapla #

Merhaba Gizem Hanım.
Yazınızı zevkle okudum.
Aralık ortasında bir Toplantı dolayısıyla 4 günlüğüne Tokyo’ya uçacağım. Toplantım 2-3 saat sürecek ve ondan sonra serbestim. 3 günde ne yapabilirim ve en verimli nasıl değerlendirebilirim. Detaylı tavsiyeleriniz için şimdiden çok teşekkür ederim.

Kasım 13, 2013 9:45 pm Mehmet Gürcü tarafından yazıldı. Cevapla #

Merhaba Mehmet Bey, yorumunuz icin tesekkur ederim. Mutlaka gormelisiniz dedigim yerler; Ginza bolgesi, Imperial Palace, Asakusa, Shibuya ve Harajuku. Sanirim 3 gun icin buralar ancak yeterli olacaktir. Bir de ‘fish market’ vardi, fakat biz zamanimiz olmadigi icin oraya gidememistik. Eger sushi seviyorsaniz, orada mutlaka yemenizi tavsiye ederim, cok guzel oldugunu duydum :)
Simdiden iyi gezmeler, sevgiler..

Kasım 14, 2013 3:12 pm lawsonia tarafından yazıldı. Cevapla #

çok güzel bir yazı olmuş :)

Kasım 26, 2013 9:29 pm deniz tarafından yazıldı. Cevapla #

Selam tüm Japonya gezi notlarınızıokudum.Çok güzeldi.Biz de Temmuzda gideceğiz daha ayrıntılı bilgi de mail ederseniz sevinirim.Berlitz’in Japonya ve Tokyo çeviri cep rehberlerini okumaya başladım.Sizinkiler gibi gezi yazılarını da bir çok geziden önce okuyorum.Çok faydalı bir yazı dizisi teşekkürler.

Mart 4, 2014 3:26 pm Zehra tarafından yazıldı. Cevapla #

Güneşin ilk doğduğu yer. Yukarıdaki tüm paragrafların altına imzamı atarım.
Not : Japonya’da hayranlık dolu bakışlarla gezen avrupalı ve amerikalılara rastladım. Hepsi ağzı açık etrafı izliyorlardı :)

Haziran 5, 2014 12:27 am Tarkan tarafından yazıldı. Cevapla #

Yorum yapın

Kimse ile paylaşılmayacak.

Opsiyonel