Yazı
23 yorum

BebeÄŸimiz DoÄŸdu!

BebeÄŸimiz 27 Eylül Pazar günü saat 00:56’da, beklenen doÄŸum tarihinden iki buçuk hafta erken, 2830 gr ve 48 cm olarak, saÄŸlıklı bir ÅŸekilde dünyaya geldi. Ä°smini Ekim koyduk.

Ä°ki hafta önceki Cumartesi tüm gün ÅŸehirde dolaşıp uzun bir yürüyüş yaptıktan sonra akÅŸam üzeri davetli olduÄŸumuz yemeÄŸe hazırlanmak için eve dönmüştük. Saat 18:00’e doÄŸru daha önce hissetmediÄŸim garip bir sancı hissettim. Yaklaşık on dakikada bir hafif hafif vuran sancıların belki doÄŸum için erken bir belirti olabileceÄŸini düşündük. Bize hep söylenen ‘ilk çocuklar geç gelir’, ‘erkek çocuklar geç gelir’, ‘doÄŸum sancıları günler sürebilir’ yorumları sebebiyle bu sancıları pek ciddiye almadık, doÄŸuma yaklaÅŸmış olsak dahi hastaneye gitmemize çok zaman var diye düşünerek hazırlanıp söz verdiÄŸimiz gibi arkadaşımız Tim’in evine yemeÄŸe gittik.

Sancılar yemek sırasında da aynı sıklıkla devam ediyordu. Bir kaç defa, nefesimi baya kesmeye baÅŸladığı için sancı sırasında diÄŸerleriyle konuÅŸamaz duruma geldim. Saat 20:00 civarı tuvalete gittiÄŸimde kanamam olduÄŸunu fark ettim. Barışla hemen doÄŸum belirtileri baÅŸladığında aramamız için bize verdikleri numarayı aradık ve durumu anlattık. DoÄŸum sürecinin baÅŸlamakta olduÄŸunu, sancıların süresini takip edip her on dakikada 3 sancı olana kadar sıklaşınca yeniden aramamız gerektiÄŸini söylediler. Bu süreç kimileri için bir kaç saat, kimileri için bir gün sürebileceÄŸi için hemen hastaneye gitmemiz gerekmediÄŸini biliyorduk. Olası bir acil durum için karnımızı Tim’de iyice doyurup eve öyle gitmeye karar verdik. Yemek sırasında masadaki herkes benim sancılarım arasındaki dakikaların ve her sancının süresinin takibini yapıyordu :)

Saat 21:00’e doÄŸru Tim’den ayrıldık. Yolda yakın arkadaşımız Hande’yi arayıp durumu anlattık ve acil bir durum olursa kendisini arayacağımızı, telefonunu açık tutması gerektiÄŸini söyledik. Biz eve vardıktan az sonra Hande dayanamayıp arabasına atlayıp bize gelmiÅŸti bile. Eve varır varmaz hastane için önceden hazırladığımız çantaya son dakikada konulacak eÅŸyaları yerleÅŸtirdik. Bir yandan benim sancılarımın takibini yapmaya devam ediyorduk. Sancılar 3-4 dakikada bire düştü, kanamam devam ediyordu, fakat biz hala ‘acaba yeterince bekledik mi?’ diye emin olamıyorduk. Ben rahatlatacağını düşündüğüm için kısa bir duÅŸ aldım, fakat artık sancılar dayanılmaz bir hal almaya baÅŸlamıştı. Yeniden doÄŸum koordinatörünü arayıp durumu anlattığımızda artık hastaneye gitmemiz gerektiÄŸini söylediler.

Göteborg’da doÄŸum yapılan iki hastane var. DoÄŸum koordinasyon hattının bizi o sırada hangi hastane müsaitse oraya yönlendireceÄŸini önceden biliyorduk. Hastanelerden biri evimize arabayla 4 dakika mesafede olduÄŸu için bizi oraya yönlendirmelerini umuyordum, ki öyle de oldu. Arabada giderken sancıların ÅŸiddetinden fark ettim ki diÄŸer hastaneye gitmek zorunda kalsaydık yolda sancılarla baÅŸa çıkamayabilirdim.

Hastaneye vardığımızda saat 22:30’a geliyordu. Hande de bizimle beraber geldi. Barış arabayı park ederken ben Hande’den tutunup ancak yürüyebilecek haldeydim. DoÄŸum bölümüne girip durumu anlattık. Beni bir kontrol odasına alıp, ebeyi çağıracaklarını söyleyip biraz beklettiler (Ä°sveç’te doÄŸumları olaÄŸanüstü durumlar olmadığı sürece doktorlar deÄŸil bu konuda uzmanlaÅŸmış ebeler yaptırıyor). O sırada yataÄŸa uzanmamı söylediler, fakat ben yatarak sancılarla baÅŸ edemiyordum. Henüz iki gün önceki perÅŸembe günü gittiÄŸimiz doÄŸuma hazırlık kursunda sancılarla baÅŸa çıkma yöntemlerini ve tüm bu sürecin detaylarını öğrenmiÅŸtik. Yattığım yerden bu teorik bilgileri hatırlamaya ve kendime daha rahat edeceÄŸim bir pozisyon bulmaya çalışıyordum.

Ebe odaya geldikten sonra, doğumun ne aşamada olduğunu anlaması için beni muayene etmesi gerektiğini söyledi. Doğum kanalının ne kadar açık olduğunu ölçmesi ve ona göre karar alması gerekiyordu. Doğumun başlıyor olması için bu kanal 10 cm açık olmalıydı, eğer doğum kanalı yeterince açık değilse, örneğin açıklık yalnızca 3 cm veya daha azsa beni eve yollamaları ve biraz daha beklememi söylemeleri muhtemeldi. Gerçi benim her halimden eve dönmeye ihtiyacımın olmadığı belliydi. Muayene sonrası, ebe doğum kanalının o an 10 cm açılmış olduğunu söyleyince inanamadım. O ana kadar gayet iyi idare edebilmiştim.

Beni bir tekerlekli sandalyeye koyup doÄŸum yapacağım odaya götürdüler. Barış zaten doÄŸum sırasında yanımda olup yardımcı olacaktı, fakat Hande’nin de dilerse doÄŸuma girebileceÄŸini söylediler. O sırada telaÅŸla Hande kendisini sürecin ortasında buldu, artık geri dönüşü yoktu. Benim aktif doÄŸum kısmına geçene kadar sancılarla biraz daha mücadele etmem gerekiyordu. Oturarak veya yatarak rahat etmediÄŸimi fark ettiÄŸim için, hazırlık kursunda öğrendiÄŸimiz pozisyonlardan biri olan ayakta durup, başımı Barış’ın göğsüne yaslayıp ağırlığımı onun vücuduna vermeyi denedim. En rahat ettiÄŸim durum buydu. Sanıyorum bir saate yakın, bir iki dakikada bir gelen sancılarla bu ÅŸekilde baÅŸ ettim.

Bir süre sonra sancılar ÅŸekil deÄŸiÅŸtirdi. DoÄŸuma hazırlık kursundaki ebenin ‘bebeÄŸi itme zamanı gelince bunu anlamamanın imkanı yok’ dediÄŸini hatırladım ve inanılmaz bir itme duygusunun baÅŸladığını hissettim. Bu sırada beni az önce muayene eden ve doÄŸumu yaptıracak olan ebe Camilla’nın doÄŸum için gerekli malzemeleri hazırlamaya baÅŸladığını fark ettim. Artık çok az kalmıştı! İçimde garip bir korku ve endiÅŸe vardı. Her ÅŸey o kadar hızlı geliÅŸiyordu ki kendimi tamamen akışa bırakmaktan baÅŸka yapabileceÄŸim hiçbir ÅŸey yoktu.

Camilla artık doğum pozisyonuna geçmemizin iyi olacağını söyledi. Ben ayakta sancıları daha iyi geçirdiğim için dilersem ayakta da doğum yapabileceğimi, bunun kendisi için sorun olmayacağını ama benim sonlara doğru daha çok yorulabileceğimi söyledi. Alternatif olarak bana başka bir pozisyon önerdi. Doğum yatağının baş kısmını havaya kaldırdı, ben göğsümü ve yüzümü buraya dayayıp, dizlerim yatağın düz kısmına gelecek şekilde dört ayak üzerinde durdum (örnek) ve bu pozisyonu doğum için inanılmaz rahat buldum. Sırt üstü yatmak istemememin nedeni hem yer çekimini kullanamayacak oluşum, hem de omurgama baskı olacağı için bebeğin çıkışının çok rahat olmayacağını düşünmemdi. Hem bu dört ayak üzerindeki pozisyonda sancıları daha rahat karşılıyordum.

Bu pozisyona geçtiÄŸimizde sanıyorum saat 00:10 civarıydı. Yatağın baÅŸ kısmında bir yanda Barış, bir yanda Hande duruyor, ellerimden tutuyorlardı. Dakikada bir inanılmaz bir sancı ve itme duygusu geliyordu. Bu sancıların arasında kendimi o kadar yorgun hissediyordum ki, bir ara Hande’ye dönüp ‘çok yorgunum, sancılar arasında uyumak istiyorum, uyuyayım ne olur’ dediÄŸimi hatırlıyorum. Barış’ın ellerini o kadar sıkmışım ki, ‘bir doÄŸum sancısı da ben çektim’ dedi sonradan. DoÄŸumun bu kısmının ne kadar kısa sürdüğünü bebeÄŸin doÄŸum saatine bakınca sonradan fark ettik. Bana çok uzun gibi gelen bu süre aslında ilk doÄŸum için çok kısa sayılacak bir süreymiÅŸ. DoÄŸum yaptığım pozisyonda bebeÄŸi çıkar çıkmaz göremedim ama Barış’ın gözlerindeki heyecanı ve mutluluÄŸu hiç bir zaman unutmayacağım.

dogum - 1

Ä°sveç’te ÅŸimdiye kadar görüştüğümüz ebelerin hepsi bebekle ilk buluÅŸmada ve ilk aylarda ‘ten tene’ temasın inanılmaz önemli olduÄŸundan bahsettiler. O yüzden bebeklerin doÄŸar doÄŸmaz oldukları gibi annenin göğsüne yatırıldıklarını duymuÅŸtum. Benim doÄŸum yaptığım pozisyon sebebiyle hemen göğsüme koymaları mümkün deÄŸildi, fakat bebek çıkar çıkmaz onu sırtıma koyduklarını hissettim. Bir kaç dakika öyle durduktan sonra ebenin yardımıyla yatar pozisyona geçtim ve bebeÄŸi göğsüme aldım. Bu sırada Barış göbek bağını kesti. BaÅŸarılı bir doÄŸum geçirmiÅŸtik, ama bebek çıkarken bir elini kafasının yanında tuttuÄŸu için bir kaç dikiÅŸe ihtiyacım vardı. Ebe plasentanın doÄŸumunu tamamlayıp dikiÅŸleri attıktan sonra baÅŸka hiçbir iÅŸlem yapmadan bizi bir saat kadar yalnız bırakacağını söyledi. Daha sonra gelip bebeÄŸin ağırlığını ve boyunu ölçtü.

dogum - 2

dogum - 3

dogum - 4

dogum - 5
(Doğumdan sonra enerji toplamamız için bize ikram ettikleri yiyecek ve içecek tepsisi)

Biz biraz daha dinlenip kendimize geldikten sonra yatacağımız odaya geçtik. O gece fazla yatak olmadığı için Barış sabaha karşı, sabah erkenden geri gelmek üzere eve gitti. Yatağımın yanına koydukları sepet gibi minik bebek yatağında bebeÄŸin huzursuz olduÄŸunu hissedince hemÅŸireyi çağırdım. ‘Muhtemelen annesinin kokusunu duymak istiyordur’ dedi ve bebeÄŸi yanıma yatırdı. DoÄŸum olayının ÅŸokuyla ve bebeÄŸe zarar veririm korkusuyla sabaha kadar doÄŸru düzgün uyuyamadım. Sabah Barış geldikten sonra kendimi daha huzurlu hissettim. Kısa süre sonra bundan sonraki bir kaç günü ailecek geçireceÄŸimiz odaya taşındık.

dogum - 6

dogum - 7

dogum - 8

Hastaneyi sevmek kulaÄŸa garip geliyor belki ama ben hep beraber orada kaldığımız günleri çok sevdim. Ebeler ve hemÅŸireler ihtiyacımız olan her an bize neyi nasıl yapmamız gerektiÄŸini gösteriyorlardı. Her ÅŸey Ä°sveç standartlarında ve sadeliÄŸindeydi. Günde üç öğün koridorun sonundaki küçük mutfakta tüm yeni anneler kendileri için hastanede çıkan yemekleri, babalar ise dışardan aldıkları veya evden getirip oradaki mikrodalgada ısıttıkları yemekleri yiyorlardı. Yemeklerimiz bitince herkes bulaşıklarını bulaşık makinasının sepetine diziyor, tepsilerini temizleyip bir sonraki öğün için ayrılan bölüme yerleÅŸtiriyordu. Odadan ayrıldığımız gün de kapının üzerinde asılı olan ‘odayı boÅŸaltırken bize yardımcı olursanız çok seviniriz’ yazısına uyup, yatak çarÅŸaflarımızı çıkarıp koridordaki küçük çamaşır odasındaki sepetlere bıraktık.

Hastanede desteklediğim ve sevdiğim bir başka kural ise gelen ziyaretçilerin odaların bulunduğu bölüme alınmamalarıydı. Ziyaretçilerle görüşmek isteyen ebeveynler bebeklerini de sepetiyle beraber alıp koridoru büyük bir kapıyla ayıran giriş alanına çıkıyorlardı. Oradaki bir kaç masa ve sandalye bu kısa ziyaretlere ayrılmıştı. Bizi de kaldığımız süre boyunca her gün arkadaşlarımız ziyarete geldi ve onlarla bu alanda buluşup bebeğimizi herkesle tanıştırdık.

dogum - 10
(Doğumu rahatça atlatmamızda bize destek olan Hande sonraki günlerde de her fırsatta bizi ziyaret etti)dogum - 11

dogum - 12

dogum - 13

dogum - 14

Doğumun olduğu günü, hastaneye gidişimizi, orada geçirdiğimiz günleri, sancıların başladığı anları çok özel anlar olarak hatırlıyorum. Ekim iki buçuk hafta erken geldiği ve doğum, ilk sancıdan itibaren yalnızca 7 saat sürdüğü için ne olduğunu anlayamadan atlattık bu zorlu süreci. Sanırım bunun için şanslıydım. Ben de doğum sonrası yorgunluğu kısa sürede atıp bu zamana kadar epey toparladım.

Doğumun ne kadar ani başladığını ve hızla sonlandığını anlatmak açısından daha önce aldığımız notlardan yardım alarak hazırladığım zaman çizelgesi:

17:50 İlk sancıyı hissettim.
19:00 Tim’e yemeÄŸe gitmek üzere evden çıktık.
20:06 Kanamam olduğunu fark ettim ve doğum koordinasyon numarasını aradık.
21:00 Eve döndük ve eşyalarımızı hazırlamaya başladık.
22:07 Sancılar çok sıklaştığı için doğum koordinasyon numarasını yeniden aradık.
22:30 Hastaneye giriş yaptık ve muayene odasına girdik.
23:30 Muayene odasından doğum odasına geçtik.
00:56 Bebeğimiz dünyaya geldi.

dogum - 15

dogum - 16

dogum - 17

23 Yorum

  1. Ne kadarda guzel ve detaylı anlatmışsın! Çok çok geçmiş olsun.İnşallah Ekim upuzun ve musmutlu ömre sahip olur :)

    Cevap

  2. Harika canım, Ä°sveç’te olmanın artıları her satırda hissediliyor. Umarım yaÅŸamının her güçlüğünü de böyle kolay atlatırsın. Her ikinizi de kutluyorum. HoÅŸ geldin dünyamıza Ekim bebek! Sevgiler…

    Cevap

  3. Çok tebrik ediyorum. Ekim’e saÄŸlıklı, mutlu, analı babalı uzun ömürler diliyorum.
    Tanıştıktan sonra Ekim’i daha da çok sevdim. Onu çok özlüyorum ve kocaman öpüyorum..

    Cevap

  4. Çok güzel yazmışsın. Ekim büyüyünce okur :)

    Cevap

  5. 2 ay sonra aynı süreçlerden geçeceÄŸim. Büyük heyecanla ve sizler adına mutlulukla okudum. Her ÅŸey ne kadar sakin ve yolunda gitmiÅŸ, ya da sizin sakinliÄŸiniz anlatımınıza yansımış. Tüm ailenize mutluluk ve saÄŸlık dilerim. Harika fotoÄŸraflar, Ekim ismine de ayrıca bayıldım. SaÄŸlıklı, uzun bir ömrü olsun kuzunun…

    Cevap

    • cok tesekkur ederiz :) ben de size kolayliklar dilerim. Umarim dogumu kolayca atlatip saglikli bir sekilde bebeginizi kucaginiza alin :)

      Cevap

  6. Merhabalar. Blogunuzu uzun süredir takip ediyorum. Ekim dünyaya hoş geldi, gözünüz aydın, allah sağlıklı büyütmek nasip etsin. Maşallah. Bebek kokusu olağanüstüdür.

    Cevap

  7. Çok tebrik ederim, hoş gelmiş bebeğiniz :) ben otuz saatte doğurduğum için sizin hikayenizi mutlulukla okudum..gerçi şimdi hatırlayınca o saatleri bile hoş hatırlıyorum. bundan sonrası için kolaylıklar mutluluklar dilerim..

    Cevap

    • daha sonra dusununce dogum cok kolay gecmis gibi geliyor gercekten. zaten insanlar ikinci cocugu dogurmaya o yuzden cesaret edebiliyor diyorlar :) cok tesekkur ederim guzel dilekleriniz icin.

      Cevap

  8. Ne kadar güzel bir bebek maşallah :) Doğum hikayeni sanki bir roman okurmuş gibi okudum Gizemcim, anlatımına bayılıyorum biliyorsun :) Sağlıkla büyüsün Ekim beycik :) Sevgiler..

    Cevap

  9. Gizem’cim, Ekim BebeÄŸe saÄŸlık ve musmutlu uzun bir ömür diliyorum canım.
    Allah analı, babalı büyütsün.
    Bahtı açık, şansı bol olsun.

    Cevap

  10. Gizemcim ellerine sagol, cok guzel anlatiniz. Ekime cok uzun ve Mutlu omir dileriz! sizi severuz, salemler

    Cevap

  11. Soluksuz okudum :) nisan ayında biz de aynı süreçten geçeceğiz, umarım biz de rahatlıkla atlatırız. Tebrik ederim tekrar

    Cevap

    • cok tesekkurler, umarim her sey cok guzel gider sizin icin. Sevgiler.

      Cevap

  12. Gizem harika bir yazı. Soluk soluğa okudum. Umarım hayatınızda her şey böylesine pürüzsüzce geçer.

    Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.