Yazı
4 yorum

Ekim Kreşe Başladı

Ekim’le beraber evde geçirdiğimiz zamanın sonuna geldik. Uzun bir annelik izninden sonra Ocak ayında işe geri dönüyorum. Bu sebeple Ekim 14 aylıkken, bu ayın başında kreşe başladı.

İsveç’te her şeyde olduğu gibi kreşlerde de sıra sistemi var. Çocuğun kreşe başlamasını istediğiniz tarihten en az 6 ay önce okulların sırasına kayıt ettirmeniz gerekiyor. Ben de Ekim’i bu yılın Haziran ayında bir çok okulun sırasına yazdırmıştım.

Kreşler ve anaokulları ikiye ayrılıyor: ortak bir sıra sistemi olan, belediyelere bağlı mahalle okulları ve özel kategorideki okullar. Özel kategori sınıfına uluslararası müfredat, veya montessori gibi belli tipte eğitim programlarına sahip okullar giriyor. Yine bu okullar da devlete bağlı, yani Türkiye’deki gibi pahalı özel okullar değiller. Bahsettiğim tüm bu okullar aynı ücrete tabi. İsveç’te eğitim ücretsiz diye geçiyor, fakat herkes kazancı oranında aylık 200-300 TL civarında, cüzi bir miktar para veriyor.

Biz Ekim’in İngilizceyi de ana dili gibi öğrenmesini istediğimiz için onun uluslararası eğitim programlarını takip eden okullardan birine gitmesini istiyorduk. Yaz sonunda bu okullardan en bilinenlerinden biri olan Happy Kids‘den Ekim için Aralık ayında yer açıldığı, dilersek başlayabileceği haberini alınca, bu fırsatı kaçırmak istemedik.

Böylece Ekim 6 Aralık’ta kreşe başlamış oldu. Alışma sürecinin bir parçası olarak ebeveynlerden birinin ilk üç gün okula çocukla beraber devam etmesi gerektiğinden ben de Ekim’le beraber üç gün kreşe gitmiş oldum :)

Kural gereği  eğer ebeveynlerden biri çalışmıyorsa okullar çocuğu yalnızca haftada 15 saat kabul ediyorlar. Bunun parayla bu süreyi uzatmak, rica minnet gibi hiç bir istisnası olmuyor; devlet ‘madem çalışmıyorsun o zaman çocuğuna geri kalan zamanda kendin bak’ diyor. O yüzden Ekim ben işe başlayana kadar kreşe salı, çarşamba, perşembe olmak üzere haftada 3 gün 09-14 arası devam edecek. İlk iki hafta alışma haftaları olduğu için haftanın 5 günü 09-15 saatleri arasında kabul ettiler.

Ekim’in kreşe başlarken sorun yaşamayacağından emindim, fakat ilk 3 günü onunla geçirmek benim bu duruma alışmam açısından da iyi oldu. Hem kreşteki günlük rutinlerini, hem de Ekim’in bu rutinlere nasıl ayak uydurduğunu gözlemlemiş oldum.

Happy Kids’de farklı yaş aralıklarındaki çocuklar için farklı gruplar oluşturulmuş. Ekim’in grubunun adı ‘deniz yıldızları’ ve bu grupta şu anda 10 çocuk ve 3 öğretmen bulunuyor. Öğretmenlerden ikisi çocuklarla yalnızca İngilizce, biri yalnızca İsveççe konuşuyor. Çocuklar pedagojik olarak kafalarında farklı dilleri o dilleri konuşan insanlarla ilişkilendirdiklerinden, bir kişinin birden fazla farklı dil konuşmaması çok önemliymiş. Aksi taktirde çocukların kafalarında diller birbirine karışıyor, böylece o dilleri ve konuşmayı öğrenmeleri zorlaşıyormuş. O yüzden İngilizce ve İsveççe konuşan öğretmenler kendi aralarında dahi konuşurken dil değiştirmiyorlar. Aynı sebepten dolayı bizim de evde Türkçe konuşmaya devam edip, farklı dilleri birbirine karıştırmamamız gerekiyormuş.

Deniz yıldızları grubunun alanında 3 oda ve bir mutfak bulunuyor. Odaları farklı amaçlardaki oyunlar için kullanıp, uyku saati geldiğinde iki tanesine çocukların minderlerini serip uyku odası haline getiriyorlar. Mutfaklarındaki masalar ve sandalyeler de kendi oturabilecekleri boyutlarda. Böylece öğle yemeği ve ara öğün zamanlarında her biri rahatlıkla yerlerine oturup yemeklerini yiyebiliyorlar. Ekim gruptaki en küçük çocuk olduğu için bazı yemekleri kendi kendine yemekte zorlanıyor, fakat öğretmenleri ona biraz yardımcı oluyorlar.


(Ekim’in askısındaki ‘hoşgeldin’ yazısı. Yukarıdaki kutularda da yedek temiz kıyafetleri bulunuyor)


(Yatakları ve içlerinde yastık ve battaniyelerinin bulunduğu her birinin özel çantaları)


(İlk günden Ekim’in favori öğretmeni olan Joselyn)


(Okulun girişinde böyle bir askı bulunuyor. Küçülmüş veya artık kullanmadığın kıyafetleri buraya asıp, dilersen kendi çocuğuna uygun başka bir kıyafeti alabiliyorsun)


(Okulun girişinde bir de kahve ve çay ikramı masası bulunuyor. Sabahın erken saatlerinde çocuklarını okula bırakan anne-babalar dilerlerse buradan içeceklerini alıp işerlerine öyle gidebiliyorlar)

Teknolojinin faydalarından biri olarak, okuldan bir de telefon uygulaması yüklememizi istediler. Bu uygulamada gün içerisinde fotoğraf ve video paylaşıp durum güncellemeleri yapıyorlar. Özellikle yeni başlayan çocukların bilgilerini ilk iki hafta daha sıklıkla paylaşıyorlar ki ebeveynler bu durumdan çok memnun oluyorlar :) Ben de Ekim’i yalnız bıraktığım ilk günü ‘yeni bir şey gelmiş mi’ diye sürekli telefonuma bakarak geçirdim.

Happy Kids’i seçmemizdeki diğer bir etken de bahçesinin geniş olması ve arkasında büyük bir orman bulunmasıydı. İsveç’te hava şartları ne olursa olsun okullarda çocukları her gün mutlaka dışarı çıkarıyorlar. Böylece çocuklar doğru kıyafetlerle her şartta dışarıda oynanabileceğini öğreniyorlar ve doğaya yakın oluyorlar.


(İlk günlerde botunu ve onunla yere basmayı reddeden Ekim! Neyse ki sonradan alıştı)

Her ne kadar her gün farklı aktiviteler bulmaya çalışsam, dışarı çıkarsam da Ekim’i artık oyalamak epey zorlaşmıştı. Hem de başka çocuklarla oynamayı, paylaşmayı, sosyalleşmeyi öğrenmesi gerektiğine inanıyordum. O yüzden kreşe doğru zamanda başladığını düşünüyorum. Sanırım kreşe alışma sürecini de güzelce atlattık. Sabahları bıraktığımda dışarda kalmak istediği için biraz sızlanıp ağlıyor, ama ben gider gitmez susup oyun oynamaya başlıyormuş. Artık üç farklı dile maruz kaldığından konuşmayı daha geç öğreneceğini düşünüyorum, ama kendine ait bir günlük hayatı, arkadaşları ve yeni bir çevresi olduğunu görmek de beni çok mutlu ediyor. Uzun eğitim yıllarının ilk aşaması böylece başlamış oldu. Umuyorum bu yolda ona meraklı olmayı, sorgulamayı, paylaşmayı, öğrenmeyi zevkle öğretecek imkanlar sunabiliriz.

(Fotoğrafları cep telefonumla çektiğim için ve diğer çocukları çekmemeye dikkat ettiğim için kaliteleri çok iyi değil, yine de paylaşmadan edemedim)

4 Yorum

  1. Gizem hanım ekim ile yedinci ay başlığınızdan beri onunla olan iletişiminize ve alakanıza dikkat ediyorum ve sizler adına çok mutluyum. Güzel ülkemde de bu tablolardan görmek istiyorum ama öylesine hengame görüyorum ki bu da beni çok üzüyor. Sizi, canınızı ve eşinizle olan ailenizi görünce sizler adına da çok mutlu oluyorum. Canınızın manevi dünyasında yaşıtının olgunluk seviyesini taşıyabilmesi emin olun sizlerin sayesinde oluyor. Kendi ayaklarının üstünde durabilmesi, bir şeyler sorabilmesi sorduklarına cevap alabilmesi, kararlı olması, duygusal olarak stabil bir hayat sürebilmesi onu yetiştirme tarzınızın çok mühim etkisi var. Ne mutlu ki sizler gibi değerli ebeveynler tanıyabiliyoruz ve yaşamınızdan örnek alabiliyoruz.

    İNŞAALLAH ileride bir aile kurabilir, eşime ve canlarıma da anneleriyle beraber sağlıklı, huzurlu, sorgulayan, kararlı durabilen, duygularını kontrol edebilen ve iletişimden kaçmayan bireyler yetiştirebiliriz.

    Paylaşımlarınıza devam edin gizem hanım. Teşekkürler.

    Cevap

    • Merhaba Sezai Bey, cok tesekkur ederim yorumunuz ve guzel dilekleriniz icin. Her ebeveynin yapmasi gerekeni yapmaya calisiyoruz biz de. Dediginiz gibi cocuklarimizin bebekliklerinden itibaren ayri bireyler olarak saygiyla ve sevgiyle yetistirilmeleri gerekiyor. Eminim siz de bir gun cok guzel cocuklar yetistireceksiniz. Sevgiler

      Cevap

  2. Sevgili Gizem
    Yazılarını okumak bana çok iyi geldi.Samimi ve akıcı bir üslubun var,fotoğrafların harika;keyifle takip edeceğim.Teşekkür ederim,sevgiler.

    Cevap

Bir Cevap Yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.