Yazı
11 yorum

Hamilelik Sürecini Nasıl Geçiriyorum

Hamilelik sanıldığı kadar zorlu bir süreç değilmiş. İlk başlarda aklınızda bir çok soru, endişe edecek tonlarca şey varmış, attığınız her adım, aldığınız her karar büyük sonuçlar doğuracakmış gibi geliyor, fakat her şey çok basit. Günlük yaşantınızda yapacağınız ufak düzenlemeler, dikkat edeceğiniz bir kaç detayla bu süreci çok rahat ve oldukça keyifli geçirebilirsiniz.

İsveç’te gebelik takibi Türkiye’dekinin aksine doktorlar değil, ebeler tarafından yapılıyor. Ebeyle ilk görüşmemizde kafamda bu süreçle ilgili yüzlerce soru, yüzlerce doğru yanlış bilgi vardı. Sanki o an her şeyin en doğrusunu öğrenmem gerekiyormuş gibi rutin kontrolden sonra bu soruların hepsini sıraladım; yüzmeye devam edebilir miyim?, sushi yiyebilir miyim?, hangi ek vitaminleri almalıyım?, uzun seyahatlere gidebilir miyim?, çay içebilir miyim?, spor sınıflarıma devam edebilir miyim?, sıcak banyo yapabilir miyim? gibi bir sürü soru sordum. Bütün bu sorulara aldığım tek bir cevap vardı: Vücudunun sesini dinle!

Ebe hiçbir soruya evet veya hayır diye cevap vermedi, hiç bir istatistiksel açıklama yapmadı ve sadece kendi kendimi dinlemem gerektiğini, bunun benim hamileliğimle ilgili tek ve en doğru şey olduğunu söyledi. Başta tüm bu sorulara kesin bir cevap alıp ona göre davranmak istediğim için bu beni hiç tatmin etmemişti, fakat aradan aylar geçtikten sonra bunun ne kadar doğru olduğunu anladım. Bu soruların cevaplarını kendime benim için neyin doğru olduğunu hissederek verdim ve aldığım kararlardan hiç pişmanlık duymadım.

Burada öğrendiğim diğer önemli şey de kendi hamileliğimizi başkasınınkiyle karşılaştırmanın tamamen anlamsız olduğuydu. Her kadın doğurduğu her bebek için birbirinden çok farklı hamilelikler geçiriyor ve bu süreçte bebeğin sağlığı ve kendi sağlığı için neyin doğru neyin yanlış olduğunu en iyi kendisi biliyor. Tabi ki hayatımda yapmam gereken değişiklikler oldu ama günlük yaşamım son haftalardaki daha sık yorulmalar dışında neredeyse hiç değişmedi.

Bu süreci şimdiye kadar nasıl geçirdiğimden ve hayatımı yeni duruma nasıl uyarladığımdan bahsetmek istiyorum.

Yeme-İçme:

İlk bir kaç ayda yaşanan sıkıntıların çoğunu yaşamadım. Sanırım bu konuda oldukça şanslıydım. Mide bulantılarım yok denecek kadar azdı, yalnızca iki kere midemi tutarak tuvalete koşmak zorunda kaldım. Hoşlanmadığım yiyecekler kremalılarla sınırlıydı ve ilk aylardan sonra geçti. Yalnızca ilk günden beri kahve kokusuna dayanamaz hale geldim, bu da hayatı benim için değil Barış için zorlaştırdı (sabah kalkar kalmaz kahve hazırlamak yerine benim evden çıkmamı beklemek ve haftasonları balkon kapısını açarak kahvesini içmek zorunda kaldı).

İştahımda pek değişiklik olmadı. Normalde ara öğünleri pek sevmeyen, ara öğün aklına geldiğinde bir sonraki öğünün vaktini getirmiş olan biri olduğum için önceleri kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği düzeninde devam ettim. Fakat ilk aylardan sonra aralara yeterli miktarda ara öğünler ekledim. Yediğim şeylerin besin değerlerinin yüksek olmasına dikkat ettim. Yemeklere ek olarak her gün hamileler için üretilmiş multi vitaminlerden alıyorum, ve 4. aydan sonra demir hapı almaya başladım.

Sakınılması gereken yiyeceklerden çiğ krema midemi bulandırdığı için, brie, camembert, blue cheese gibi pastorize olmayan peynirler zaten hiç ilgimi çekmediği için uzak durdum. Yiyip yiyemeyeceğimi merak ettiğim ilk yiyecek hem çok sevdiğim hem de Japonya ziyaretimizde yemeyi dört gözle beklediğim sushi oldu. Doktora sorduğum zaman İsveç’teki sushileri yememde hiç bir sakınca olmadığını, çünkü buradaki kurallar gereği balıkların her zaman derin dondurucuda bekletildikten sonra (böylece bakteri sorunu ortadan kalkıyor) sushi olarak tüketildiğini söyledi. Japonya’da da abartmamak koşuluyla sushi yemeye devam ettim.

Şimdiye kadar hiç aşermedim. Başlardan beri tuzlu yiyecekler tatlılara göre daha çok ilgimi çekti, hatta uzun süre çok sevdiğim çikolatalara elimi sürmedim. İnsanın canının tuzlu, tatlı, ekşi yiyecekler istemesini anlıyorum ama kış ortasında ‘canım karpuz çekti’ demek bana biraz garip geliyor. Bence düzenli ve dengeli yeme düzeni olan biri vücudunun ihtiyaç duyacağı besinleri aldığı için aş ermeden sağlıklı bir hamilelik geçirebilir.

hamilelik - 1

Dengeli beslenmeden kastım protein, yağ, karbonhidrat dengesini iyi tutmak ve vücudun ihtiyaç duyduğu vitaminleri, mineralleri almayı atlamamak. Benim beslenme alışkanlıklarımdan örnek verecek olursam; sabahları genellikle hem pratik olduğu hem de uzun süre tok tuttuğu için bir kase yoğurda sevdiğim müsli çeşitlerinden karıştırıyorum. Biraz daha zenginleştirmek için üzerine, ayrı paketler halinde aldığım çiya tohumu, ayçekirdeği, keten tohumu, ceviz, badem, kuru kayısı, muz, çilek, kuru yemişler ve meyvelerden evde bulduklarımı ekliyorum. Böylece hem lezzetli hem de her gün birbirinden farklı bir kahvaltı yemiş oluyorum.

İşe gittiğimde yanımda mutlaka ara öğün için atıştıracak havuç, kuru yemiş gibi şeyler bulunduruyorum. O günkü açlık durumuma göre öğle yemeği vaktinden önce bunlardan biraz yiyorum. Öğle yemeklerini genellikle evden götürüyorum, bu da bir önceki akşam yaptığımız yemeğin kalanı oluyor :) Önceki günden bir şey kalmamışsa iş yerindeki restoranda kendime göre yine sebze ve protein ağırlıklı bir yemek seçmeye çalışıyorum.

Akşam üzeri ya bir meyve, ya da bir dilim ekmeğin üzerine tahin-pekmez karışımı sürüp yiyorum. Tahin-pekmez alışkanlığım sanırım Gaziantep’ten geliyor (babam da özellikle kışın kahvaltı sofrasında mutlaka tahin-pekmez bulundurur). Özellikle nutella severler için onun yerine tahin-pekmez denemelerini tavsiye ederim :) Ekmeğe sürmelik enerji veren başka bir alternatif de yer fıstığı ezmesi; hem protein açısından oldukça zengin, hem de uzun süre tok tutuyor.

Akşam yemeklerini cuma ve cumartesi günleri dışında genelde evde yapıp yiyoruz. Porsiyonlarda yine hem protein hem sebze ve yeşillik olmasına dikkat ediyorum. Karnım çok acıkmışsa önce karbonhidrata saldırmak yerine et, balık veya baklagillerle yemeğe başlayıp pilav, makarna, ekmek gibi karbonhidratları sona bırakıyorum. Doyurucu ve besleyici bir akşam yemeğinden sonra zaten canım abur cubur şeyler istemediği için akşam yatana kadar bir bardak süt, veya o gün yememişsem meyve gibi midemde ağırlık yapıp (malum karın içi genelde sıkışık bir durumda oluyor) uyurken beni rahatsız etmeyecek şeyler atıştırıyorum.

İçecekler konusunda da, sanırım hamileliğin başından beri yalnızca su, soda, çay ve taze meyve suları tükettim. Kola, fanta, yapay şeklerli ve gazlı içecekler hiçbir zaman ilgimi çekmedi, ve gereksiz şeker tüketimine karşı olduğum için bunlardan hep uzak durdum. Sıvı tüketimi özellikle önemli olduğu için su şişemi hiçbir zaman yanımdan ayırmıyorum ve susamadığımı düşünsem bile belli aralıklarla günde en az iki litre su içmeye özen gösteriyorum. Kola severler için bunu limon veya taze meyve suyuyla karıştırılmış sodayla değiştirmelerini tavsiye ederim.

Kilo alımı:

Şu an 35. haftanın içindeyim (sekiz ay bitti sayılır), henüz 7 kilo aldım. Geçen haftaki ebe görüşmemizde bunun normal olup olmadığını, daha fazla kilo almamın gerekip gerekmediğini sordum. Bebeğin büyüme eğrisi normal seyrettiği ve ben de kendimi sağlıklı ve zinde hissettiğim için ebe her şeyin yolunda olduğunu söyledi. Hamilelikte 9-14 kilo arası almak normalmiş, kilolu insanların daha az, zayıf insanların daha çok kilo alması bekleniyormuş.

Gerekenden az kilo almak, vücudunuz için yeterli besini alamıyor olduğunuza işaret edebileceği gibi, aşırı kilo almak da hem doğum sırasında ve sonrasında size zorluk yaşatacaktır, üstelik bebek gereken besini aldığı için kalanının sadece sizin için yükten ibaret olduğunu gösterir. Kaldı ki hamilelik zaten özellikle son aylarda hareketinizi kısıtlarken bir de fazladan alınmış 10-15 kilo size işleri daha da zorlaştıracaktır. ‘Kiloları nasıl olsa sonra veririm’ düşüncesiyle bunu hamileliğin bir lüksü olarak görüp abur cubur yiyeceklere saldırmak yerine, dengeli öğünlerle düzenli bir şekilde kilo alıp hem bebeğiniz hem de kendiniz için bu süreci çok daha rahat ve sağlıklı geçirebilirsiniz.

Spor alışkanlıkları:

Her zaman aktif bir spor hayatı olan, son bir kaç senedir haftada en az 4-5 gün spor yapan biriydim. Hamile olduğumu öğrendikten sonra programımı bu duruma uygun hale getirmeye çalıştım. Geçen yılın sonlarında buradaki bir master yüzme takımıyla antrenmanlara başlamıştım. Hamileliğin İlk ayları için havuzda yüzmek mikrop kapma riski ve fazlaca klor/kimyasal yutma riski açısından pek tavsiye edilmediği için bu antrenmanları bıraktım. Havuzlar hamilelik açısından çok hijyenik yerler değiller, fakat yüzme hamileler için gerekli kas gruplarını çalıştıran ve rahatlatan en iyi sporlardan biri. Bu yüzden mümkünse denizde yüzmek tavsiye ediliyor. Ben de bahar ayındaki bir kaç günlük Antalya tatilimizde ve yazın Bodrum’da geçirdiğimiz bir hafta boyunca denizde günde en az 1 saat yüzdüm.

Havuz antrenmanlarıyla beraber, Body Pump (ağırlıklarla çalışma), Interval (her hareket arasında kısa dinlenmelerle, 40 saniye, 1 dakika gibi süreler boyunca atlama, zıplama, koşma gibi hızlı kardiyo hareketleri), Core (karın kaslarına odaklanan yoğun egzersiz), Spinning (müzikle beraber yapılan, nabzı çok hızlandıran kapalı salonda bisiklet egzersizi) gibi devam ettiğim ağır sporlara ara verdim.

Onların yerine Pilates, Yoga, Body Balance gibi daha hafif fakat etkili egzersizlere ve Barış’la pazar günleri çıktığımız trekkinglere daha ağır bir tempoyla da olsa ilk aylardan beri devam ediyorum. Katıldığım pilates ve yoga sınıfları hamileler için özel olan sınıflar değil, fakat ben hareketleri kendime göre uygun hale getiriyorum, zorlamadan yapabildiğim kısımlarını yapıyorum, bazen de hocalardan ufak tüyolar alıyorum.

hamilelik - 2

Düzenli egzersizler dışında günlük hayatımda da aktif olmaya çalışıyorum. Mümkün olduğunca bir yerden bir yere yürüyerek gitmek, asansör yerine merdiven kullanmak, uzun süre oturmayıp sık sık kalkıp hareket etmek gibi dikkat ettiğim ufak tefek şeyler ben giderek ağırlaşırken kendimi iyi hissetmeme yardımcı oluyor.

Eğer hali hazırda düzenli spor yapan biriyseniz hamileliğiniz boyunca bu sporları kendinize uygun hale getirip devam etmenizi, en azından yoga, pilates gibi kaslarınızı güçlendirici sporları kendinizi zorlamadan yapmanızı tavsiye ederim. Hiç spor yapmayan biriyseniz dahi hamilelik süresince hareketli olmanız, hafif sporlar yapmanız, en azından her gün yürüyüşe çıkmanız size vücudunuzu daha dinç ve sağlıklı hissettirecektir. Ne yapacağınız konusunda hiçbir fikriniz yoksa bile bir yoga matı edinip, internetten hamileler için uygun olan pilates veya yoga hareketlerini takip ederek günde yarım saat vücudunuzu esnetip kaslarınızı güçlendirebilirsiniz. Tabi tüm bunları sağlıklı geçirilen bir hamilelik için, kontrollerinizi yapan doktor veya ebenin onayıyla yapmalısınız.

Seyahat:

Hamile olduğumu öğrendikten sonraki ilk ebe görüşmemizde sorduğum sorulardan ilki seyahatlerde nelere dikkat etmem gerektiğiydi. Önümüzde planlanmış yolculuklar ve daha planlayacak olduklarımız vardı. Özellikle uzun uçak yolculuklarını sorunsuz atlatmam ve bilinçli davranmam tabi ki çok önemliydi. Bu konuyla ilgili almam gereken tedbirler seyahat boyunca hareketsiz kalmamak, özellikle uzun uçak yolculuklarında en fazla bir saat aralıklarla kalkıp kan dolaşımını hızlandırmak için yürüyüş yapmak, bol sıvı tüketmek ve varis çorabı giymek gibi basit şeylerdi. Ben ek önlem olarak uçak yolculuklarından önce bir tane de bebe aspirini içtim.

Hamileliğim boyunca epey gezme şansı buldum. Bu dönemleri nasıl geçirdiğim kısaca şöyle:

11. haftada bir kaç günlüğüne İstanbul’a gittik. Mide bulantılarım pek olmadığı için ve henüz hiç karnım belirmediği için bu kısa seyahatte hamilelikle ilgili hiç sıkıntı yaşamadım. İstanbul’daki kadın doğum uzmanı doktoruma uğrayıp bu haberi onunla paylaştım. O da beni kısaca muayene edip her şeyin yolunda olduğunu söyleyince kendimi daha iyi hissettim.

13. haftada iki haftalık Japonya ve Güney Kore gezisine gittik. Bu uzun uçak yolculukları beni biraz endişelendirmişti, fakat yukarda bahsettiğim gibi aspirin almak, varis çorabı giymek, sık sık uçak içerisinde hareket etmek ve bol su içmek gibi önlemlerle bu yolculukları rahat geçirdim. Uzun zamandır sabırsızlıkla beklediğimiz bu gezilerde normal tempomuzda rahatça gezdik. Günde 15-20 kilometre yürüdüğümüz günlerde Barış da benim kadar yorulduğu için hamileliğe özel bir yorgunluğum olmadı. Yalnızca yediğim yiyeceklere biraz özen gösterdim ve yine gün içerisinde yeterince sıvı tüketmeye dikkat ettim.

19. haftada çok yakın iki arkadaşımızın düğünü için önce İsveç’ten arkadaşlarımızla beraber Antalya’ya gittik, daha sonra Barışla hazır yakınlardayken İstanbul’a uğradık. Antalya’da artık normal şortlar yerine beli lastikli olan hamile şortlarından giymeye başlamıştım. Aylar öncesinden denize girmek için gün saydığımdan Antalya’ya vardığımız gecenin ertesi sabahı ilk işim bikimi giyip deniz kenarına koşmak oldu. Havuzdaki antrenmanları bıraktığımdan beri yüzmeyi o kadar özlemiştim ki, sabahın erken saatinde suyun soğukluğuna aldırmadan kendimi suya bırakıyordum. Biraz da bu sebepten Antalya’ya düğünden bir kaç gün önce gitmiştik, o yüzden hem sabahları hem de öğleden sonraları mutlaka yüzdüm. Hava henüz çok sıcak olmadığı için Antalya gezimiz çok rahat geçti.

25. haftada bir haftalığına Belçika‘ya gittik. Asıl sebebimiz dört günlük Rock Werchter festivaline katılmaktı, fakat festivalden bir kaç gün önce gidip Belçika’yı gezme fırsatı yakaladık. Artık karnım iyiden iyiye belirginleşmişti. Yine de tam performansla üç günde çok yer gezdik, çok şey gördük. Hem geziler sırasında hem de festivalde ara sıra dinlenip düzenli yemek yiyerek, sıvı tüketimine dikkat ederek bir haftayı sorunsuzca geçirdim.

26. haftada Belçika sonrası direk Bodrum’a geçtik. Orada babamlarla 5-6 günlük güzel bir deniz tatili yaptık. Burada da Antalya’da olduğu gibi günde en az iki kere denize girip çıkmak bilmedim. Günübirlik yaptığımız tekne gezilerinde her fırsatta suya girdim ve kaptanın son anonsuna kadar yüzdüm :) Güneşte çok kalmamaya özen gösterdim ve her zaman olduğu gibi güneş kremi sürmeden dışarıya çıkmadım. Buradaki güzel hava ve yediğimiz güzel yemekler Belçika’daki yorgunluğumuzun üzerine çok iyi geldi.

27. haftayı Adana ve İstanbul’da geçirdik. Karnım artık iyice belirgindi, fakat günlük hayatımı neredeyse aynı şekilde devam ettiriyordum. Uçak şirketleri 28. haftadan sonra doktor raporu istediklerinden ve biz de herhangi bir riskli durumla karşılaşmak istemediğimiz için tatilimizi 27. haftanın sonuna kadar planlamıştık. Bu kadar seyahat sonrası İsveç’e dönüp, haftasonları arabayla kısa gezilere devam ettik.

hamilelik - 4

Yaptığımız gezilerin hepsinde dikkat ettiğim noktalar rahat kıyafet ve ayakkabılar giymek, vücudumun zayıf olduğunu bildiğim noktalarını iyi korumak (örneğin ayaklarımı ve karnımı üşütmemek), sağlıklı beslenmek, bol sıvı tüketmek, gereksiz riskli hareketlerden (bir yerlerden atlamak, merdivenlerden koşarak inmek gibi) kaçınmak, yorulunca dinlenmek gibi basit tedbirlerdi. Yalnızca bu kurallara uyarak hamileyken de bol bol gezip, görüp çok eğlenceli tatiller yaptım.

Siz de seyahat edeceğiniz ülkelerin ve şehirlerin iklim koşullarına, ziyaret öncesi özel aşılar isteyip istemediğine, yemek kültürlerine, acil bir durumda kalacağınız yere yakın yardım alabileceğiniz hastaneler olup olmadığına, musluk sularının içilip içilmediğine biraz çalışıp hazırlıklı giderseniz eminim çok daha rahat bir tatil geçirirsiniz.

Fiziksel ve Ruhsal Değişiklikler:

İlk aylarda henüz fiziksel bir değişim başlamadığı için kendimi hiç hamile gibi hissetmiyordum. Sabahları uyanınca hamile olduğum aklıma geliyor ve her gün bu haberi yeni öğrenmiş gibi tepki veriyordum. Daha sonra karnım biraz daha belirmeye ve ben bebeğin hareketlierini hissetmeye başladıktan sonra bu gerçeğe daha çabuk alıştım.

Fiziksel olarak kendimi uzun süre çok rahat ve özgür hissettim, fakat 5. aydan sonra yürüyüşüm ve merdiven iniş çıkışlarım yavaşlamaya ve yaklaşık 7. ayın başından itibaren hareketlerim iyiden iyiye kısıtlanmaya, oturuş kalkışım değişmeye başladı. Yine de bunlar şu ana kadar günlük aktivitelerimi hiçbir zaman engellemedi. Ağır şeyler kaldırmamaya, ağır olmayan şeyleri yerden kaldırırken de doğru bir pozisyonda belimi ve eklemlerimi zorlamadan kaldırmaya dikkat ediyorum.

Gittikçe büyüyen bir göbek hem karın boşluğunda diğer organlara yer bırakmıyor, hem de vücudun ağırlık merkezini yerinden oynatıp tüm dengeyi değiştiriyor. Hamileliğin beni en zorlayan kısmı sık sık tuvalete gitmem gerektiği ve geceleri uyurken bir taraftan diğerine dönerken zorlanmam oldu. Büyüyen bir göbek beraberinde karın bölgesinde hassasiyet ve deride çatlamalara sebep olabiliyor. Ben bunlara önlem olarak 3. aydan itibaren Lierac’ın çatlak önleyici jelini ve cildi nemli tutmak için bebek yağı kullandım. Şu ana kadar cildimde çatlaklar olmadı, fakat son ayda bebekteki büyümeyi göz önüne alırsak bunların sonradan ortaya çıkması çok garip değil.

Ruhsal olarak, çok sabırsız ve kolay sinirlenen biri olduğum için bu dönemi zor atlatacağımı, sinir patlamaları ve gerginlikler yaşayacağımı düşünmüştüm. Fakat ilginç bir şekilde hamilelik beni daha tahammüllü, daha olgun biri haline getirdi. Şu an daha önceki aylık ruhsal dalgalanmalarımdan bile daha sakin ve dingin bir haldeyim (Barış’ın bu konuya ekleyecek şeyleri olur muydu bilmiyorum).

***

İlk başta belirttiğim gibi her kadın ve her hamilelik birbirinden çok farklı. Benim için bu sürecin nasıl geçtiğini, hayatımda ne gibi değişiklikler yaptığımı kısaca paylaşmak istedim. Bunların tamamı benim kişisel gözlemlerimden ve deneyimlerimden ibaret. Kafanızdaki soruların tek bir doğru cevabı olmadığını, kendi kendinizi dinlemenizin en önemlisi olduğunu, hamileliğin bir hastalık değil doğal ve keyifli bir dönem olduğunu ve tabiki doktounuzun ve ebenizin tavsiye ve yönlendirmelerinin esas olduğunu unutmayın.

11 Yorum

  1. işte beklediğim yazı! :) çook güzel ve açık olarak hemen her konudan bahsetmişsin. çok teşekkürler gizem :)

    Cevap

  2. Harika bir yazı olmuş. Teşekkürler. Başka hamilelerin nasıl süreçlerden geçtiğini insan çok merak ediyor doğrusu.
    Ben de 27. haftamı bitirmek üzereyim. Kilo konusunda senin kadar başarılı değilim ne yazıkki, şimdiden 8 kilo aldım ama normal sınırlarda olduğu için dert etmemeye çalışıyorum.
    Onun haricinde ben de bulantı çekmedim ve ruhsal olarak çok daha dingin bir insan oldum :).
    Ama 3.ay benim için gerçekten zordu. Aşırı yorgun hissediyordum ve sırt ağrılarım vardı.
    14. haftadan itibaren tekrar sağlıklı bir birey gibi hissetmeye başladım ta ki 25. haftaya kadar.
    Sırt ağrıları tekrarladı ve hareketlerim ciddi olarak ağırlaşmaya başladı. Bunlara bir de mide yanması eklendi ama yine de büyük resimde kendimi çok sağlıklı bir hamile olarak görüyorum ve şanslı hissediyorum :). İstanbul’da bu sene çok sıcak bir yaz geçirdiğimiz için tansiyonum düşük seyretti ve yorgun hissettiğim çok oldu. Eylül’ün gelmesini iple çektim doğrusu. Nihayet geldi.
    Umarım doğumda da her şey dört dörtlük gider :)
    Sevgiler,
    Nihan

    Cevap

    • Merhaba Nihan,
      Ben de hep merak ediyorum baskalarinin bu sureci nasil gecirdigini, paylastigin icin tesekkurler. Kilo konusunu hic dert etme, senin ve beebgin saglikli olmasi, bu donemi rahat gecirmen en onemlisi. Arada gelip giden mide yanmalarini ben de yasadim ama cok uzun surmedi. Umuyorum hamileliginin devamini da sorunsuz rahat bir sekilde gecirirsin. Kolayliklar dilerim, sevgiler :)

      Cevap

  3. Hamileliğin doğal ve zor bir şey olmadığını ne kadar güzel anlatmışsın :) Umarım bebeğini de sağlıkla kucağına alırsın ve doğumun da doğal bir süreç olduğunu buradan okuruz :) sevgiler..

    Cevap

    • Merhaba Sahika, cok tesekkur ederim iyi dileklerin icin :) Dogumdan sonra mutlaka o deneyimlerimi de yazacagim. Sevgiler.

      Cevap

  4. Harika olmuş..Yazıları takip edeli o kadar uzun zaman oldu ki sanki hayatına dahil olduğum kişilerin başından geçenleri okuyor gibiyim :) Sosyal haklara da değinmenizi bekliyorum özellikle doğum izni konusunda.
    Sağlıkla doğsun huzurla büyüsün inşallah, sevgiler..

    Cevap

    • Cok tesekkur ederim Sultan. Isvec’te gebelik takibi ve daha sonra dogum izniyle ilgili de yazilar hazirlayacagim. Sevgiler.

      Cevap

  5. Saglikli ve rahat bir hamilelik geciriyor olmana cok sevindim sevgili Gizem.
    Ben yaklasik 16-17 kg almis olmama rahmen seninki gibi cok rahat bir hamilelik gecirdim. Sadece mide bulantilarim ve yorgunluk hissim ilk 3 ay daha fazlaydi. Ama surekli hareket halinde oldugum icin (hatta hamileligimi ogrendigim gun 15kmlik zorlu bir hiking rotasindan eve ulasmistim :) ) sirt agrisi, fiziki sikinti hic yasamadim. Hamileligimin ilk sekiz ayini Norvec’te gecirdim. Sadece nuchal scan icin Ingiltere’ye gittim cunku Norvec’te bu test sadece 36 yas ve ustu bayanlara teklif ediliyordu. Dogumumda normal dogumdu (Ingiltere’de) Zaten Avrupa’da normali de bu (natural birth) Turkce’de dedigimiz gibi :)
    Dilerim hamileligin kalan haftalarini da saglikli, keyifli gecirerek bebeginize kavusursunuz
    Sevgiler

    Cevap

    • Merhaba Elvan, senin de rahat bir hamilelik gecirmis oldugunu duymak cok guzel. Dedigin gibi isin dogali normal dogum :) sanirim Avrupa’da normal dogum orani Turkiye’den daha fazla. Guzel dileklerin icin tesekkur ederim. Buradaki rutinleri paylasmaya devam edecegim. Sevgiler.

      Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.