Yazı
13 yorum

İsveç’te Gebelik Takibi

İsveç doğumda bebek ve anne sağlığı oranlarının en yüksek olduğu ülkelerden biri, ve bunu lüks ve abartılı bir takip sistemiyle değil; sağlık ocaklarıyla, 1711 yılından beri aynı düzenli eğitimi verdikleri ebelerle ve gebelik boyunca yaptıkları çok basit kontrollerle sağlıyorlar. Bu süreci İsveç’te deneyimlerken, Türkiye’de doğum yapan arkadaşlarımla konuştuğumda arada olumlu veya olumsuz çok farklılıklar olduğunu gözlemledim. Bu yüzden bu konuyla ilgili bir yazı yazıp hem İsveç’te bu işlerin nasıl yürüdüğünü paylaşmak, hem de sizin bu konudaki deneyimlerinizi öğrenmek istedim.

Öncelikle İsveç sağlık sistemi çok temel ve basit prensiplere sahip. Burada bir sürü özel hastane, bir sürü doktor, ‘acaba hangisi daha iyi?’ diye kafa karıştırıcı bir sürü seçenek yok. Gebe olduğunuzu düşündüğünüz zaman bağlı olduğunuz sağlık ocağını arıyorsunuz, süreç başlıyor ve herkes için aynı rutinlerle devam ediyor.

İsveç’te gebelik takibiyle ilgili göze çarpan konular şöyle:

  • Gebeliğin başından doğumun sonuna kadar olağan dışı bir durum olmadıkça doktorla bir işiniz olmuyor, her iş uzman ebeler tarafından yürütülüyor.
  • İsteğe bağlı yapılan ikili testin dışında tüm kontroller, doğum ve hastane ücretsiz. Biz yalnızca doğum sonrası hastanede kaldığımız 4 gece için, geceliği 100 sek (yaklaşık 30-35 TL) olan, Barış’ın yatak ücretini ödedik.
  • Ultrason tüm gebelik boyunca yalnızca bir defa, gebeliğin 18. haftasında yapılıyor. Bunun dışında ultrason yaptırmak isterseniz özel bir hastanede ücretini ödeyerek, uygun bir gün için bekleyerek yaptırabiliyorsunuz.
  • Hiçbir kan tahlilinin sonucunu gerekmedikçe öğrenmiyorsunuz, çünkü o sonuçları anlayıp analiz etmek sizin işiniz değil. Olağan dışı bir sonuç olduğunda size bildiriliyor, yani bunlara kafa yorup konu komşuyla test sonuçlarınızı karşılaştırmanıza gerek kalmıyor.
  • “Yalnız anne” olmadığınız sürece kontrollere partnerinizle beraber gitmeniz çok önemli, çünkü bu ikinizin beraber yaşaması, beraber takip edip sorumluluk alması gereken çok güzel bir süreç.
  • Sezeryan sizin keyfi seçeneğiniz değil, ancak doktor ve psikolog desteği aldıktan sonra ve gerekli görüldüğü taktirde başvuracağınız bir çözüm.

Biz de gebelik takip sürecini İsveç sistemine kendimizi teslim ederek geçirdik ve hiç bir sıkıntı yaşamadık. Evde yaptığımız ilk testten doğuma kadar olan zamanı hangi kontrollerle nasıl geçirdiğimizi, bu sistemi özetlemek için kısaca anlatmak istiyorum.

İlk test

Evde test yapıp sonucun pozitif olduğunu gördükten sonra bu testlerin ne kadar güvenilir olduğunu bilmediğimiz ve sürece çok yabacı olduğumuz için bağlı olduğumuz sağlık ocağına gittik. Türkiye’de kan tahlili yaptıklarını duyduğum için, sağlık ocağında gebelik testi yaptırmak istediğimi söyledim. Kan tahlili yerine bana idrar tahlili için plastik bir kap verdiklerinde zaten evde test yapmış olduğumu ve sonucun pozitif çıktığını söyledim. Bunun üzerine başka teste gerek olmadığını söylediler :) Test yerine uygun olan ilk zamana (yaklaşık 2 hafta sonrasıydı) ebe randevusu verdiler ve randevuya doldurup getirmemiz için aile sağlık geçmişi ve kişisel bilgilerle ilgili bir form verdiler.

Burada gebelik kontrolu ebelerle yapılıyor dediğimde çok ciddiydim. Normalin dışında bir durum olmadığı sürece tüm gebelik ve doğum süresince hiçbir doktorla münasebetiniz olmuyor. Çünkü İsveçlilerin dediği gibi “Gebelik doğal bir süreçtir, bir hastalık değildir”.

İlk Randevu (7. hafta)

İlk randevuya gittiğimizde çok heyecanlıydık, önümüzde hiç bilinmeyen bir dünya vardı ve bu dünyayı biraz aydınlatacak olan sorularımızı ancak bu görüşmede sorabilecektik. Sağlık ocağının bekleme salonunda otururken bu soruları toparlıyorduk kafamızda. Sonra adımızı söylediği zaman bize atanan ebe Inga-Lena’yla tanışmış olduk. Kontrol yaklaşık bir saat sürdü. Daha önce doldurup getirdiğimiz formun üzerinden geçtik ve Inga-Lena bu bilgileri online sistemde bizim adımıza açtıkları dosyaya kaydetti. Daha önce üriner enfeksiyon ve bir kan pıhtılaşma sorunu geçirdiğim için bu noktaları dikkate değer gördü ve doktorun incelemesi için idrar ve kan örneği aldı. Normalde doktorsuz işleyecek süreç bu önemli noktalar sebebiyle benim için ekstra bir doktor randevusuyla devam etti.

Bu buluşma öncesinde kafamda onlarca soru vardı. Hamilelik sürecini nasıl geçirdiğimle ilgili yazımda bu sorulardan bahsetmiştim. Soruların hepsine aldığım yanıt ‘vücudunu dinle’ olduğu için sanki elim boş dönüyorum gibi hissetmiştim bu görüşmeden.

Doktor Muayenesi (10. hafta)

Inga-Lena’nın bir önceki görüşmede verdiği tarihte yine aynı sağlık ocağına gidip bu sefer doktorla görüştük. Doktor tahlil sonuçlarımı incelemişti, ve endişe edecek bir durum olmadığını söyledi. Yalnızca kan pıhtılaşmasına karşı almam gereken önlemlerden (bol sıvı tüketmek, varis çorabı giymek, sıkça hareket etmek gibi) bahsetti ve ultrasonla fetüsün durumunu kontrol etti. Bu mayeneden sonra biraz daha rahatlamıştık, çünkü evde yaptığım test dışında bir türlü doğrulayamadığımız gebelik ultrasonla onaylanmış oldu :)

Bu kontrol sırasında bize olası kromozom bozukluklarının ihtimalini öğrenmek için yapılan ikili testin zorunlu bir test olmadığını, eğer dilersek bunun için kan tahlili ve ultrason tarihi için randevu almamız gerektiğini, fakat bu tetkiklerin ücretini kendimizin karşılayacağını söylediler. Biz bu testi yaptırmak istediğimiz için gereken haftalara randevularımızı aldık.

İkili Test (11. hafta)

Bu test ve genel tarama için gebeliğin yaklaşık 11. haftasında hastaneye gidip kan verdim. Ultrason içinse bunun yapıldığı başka bir merkeze gittik. Bu ultrasonda fetüsün ense kalınlığı ve omurga uzunluğu gibi ölçümlerini yaptılar, burdan çıkan sonuçla kan tahlili sonuçlarını birleştirip yaklaşık bir kromozom bozukluğu olma ihtimali yüzdesi verdiler. Bu yüzde belli bir sayının üzerindeyse daha sonraki tetkiklere devam edip etmeme kararı yine ebeveynlere kalıyordu ama bizim için buna gerek kalmadı.

ultrasound - 1

Detaylı Ultrason (18. hafta)

Daha önce doktorun yaptığı ultrason ve ikili test ultrsonu normal sürecin dışındaki ultrasonlardı. Gebelik boyunca İsveç’te yaptıkları tek ve esas ultrason 18. hafta civarına denk gelen detaylı ultrason. Bu ultrasonda fetüsün gelişimini kontrol ediyorlar ve eğer dilerseniz cinsiyetini öğrenebiliyorsunuz. Barış bu kontrolün yapılacağı sırada Türkiye’de olduğu için ve başka hiçbir tarih veremedikleri için bu ultrasona tek başıma gittim. Barış’la önceden kararlaştırdığımız gibi cinsiyetini öğrenmek istediğimi söyleyecektim ve çıkar çıkmaz Barış’a haber verecektim. Muayene sırasında hemşire bebeğin organlarının gelişimini inceledi ve bana tek tek onların hangi organlar olduğunu söyledi (benim için hepsi garip şekillerdi). O sırada ‘bir erkek!’ dedi :) Ben garip bir şekilde erkek olduğunu hissediyordum başından beri, o yüzden çok şaşırmadım. Çıkar çıkmaz Barış’ı arayıp haberi verdim.

Bu kontrolden sonra gebeliğimin onaylandığı, sosyal sigortalar kurumuna göndermem gereken belgeyi sağlık ocağımdan alabiliyordum. Bu işlemi de tamamladıktan sonra artık annelik iznimi planlamaya başlayabilirdim (İsveç’te ebeveynlik iznini başka bir yazıda detaylı anlatacağım).

Gebelik boyunca başka ultrason kontrolüne gerek duyulmuyor, çünkü her şey uzman ebelerin kontrolü altında. Elle karın muayenesi yaparak gebeliğin son anlarına kadar bebeğin pozisyonunu ve doğumda doktora ihtiyaç olacak herhangi bir durum olup olmadığını anlayabiliyorlar. ‘Peki ya kordon bebeğin boynuna dolandıysa, nasıl anlayıp önlem alacaksınız, sezeryana mı ihtiyaç duyulacak?’ gibi bir soru yönlendirdiğimde aldığım cevap ise ‘Şu ana kadar kordon dolanması yüzünden sezeryan olmak zorunda kalan birisi görmedik, bizim görevimiz zaten doğum sırasında öyle bir durum olduğunda size yardımcı olmak’ oldu.

Sonraki Kontroller (23.- 33. haftalar)

Bu haftalar arasında ayda bir kez olmak üzere üç kontrol oldu. Bu kontrollerde bebeğin büyümesini kontrol etmek için karnım mezura ile ölçüldü, kilo ölçümü yapıldı, kanımdaki şeker ve demir oranlarına bakıldı. 23. haftadan sonra demir hapı kullanmamı önerdiler. Bunun üzerine her gün aldığım vitamin haplarına bir de demir hapı eklenmiş oldu.

Hastane Ziyareti (34. hafta)

Kontroller sırasında ebemiz Inga-Lena bize Göteborg’da doğum yapılan hastanelerden biri olan Östrasjukhuset’te her ay İngilizce ve İsveççe olarak doğum bilgilendirme toplantıları yapıldığından bahsetmişti. Biz de kendimize uyan bir tarihteki İngilizce olan toplantıya katılmaya karar vermiştik. Oraya gittiğimiz gün bizimle beraber doğuma yaklaşan pek çok yabancı çift olduğunu gördük. Hastanedeki görevli ebelerden biri bizi bir toplantı odasına aldı ve sancıların her kadın için nasıl farklı başlayabileceğini, doğuma yaklaştığımızı hissettiğimizde ne yapmamız gerektiğini detaylarıyla anlattı. Daha sonra bizi doğum bölümüne alarak bir odayı ve o odada doğuma yardımcı olan ne gibi araç gereçler bulunduğunu gösterdi. Binaya ve acil bölümüne nereden girileceğine ve arabayı nereye park etmemiz gerektiğine dikkat çekti. Göteborg’da doğum yapılan ikinci hastane olan Mölndalssjukhus’te bu toplantılardan yapılmıyordu, fakat gidip oranın da girişine ve park yerlerine göz atmamızı tavsiye etti. Bu ziyareti bana sürecin nasıl başlayacağı ve ilerleyeceğiyle ilgili ipucu verdiği için çok faydalı buldum.

Doğuma Hazırlık Kursu (37. hafta)

Göteborg’da doğum yapan bir arkadaşımdan doğuma hazırlık kurslarının çok faydalı olduğunu öğrenmiştim. Yaz tatili sonrası bu kursları veren kurumu ve kursu kimden alabileceğimizi araştırdım. 36. hafta için ayarladığımız dersi ebenin yoğun programı sebebiyle 37. haftaya ertelemiştik, böylece 2 buçuk hafta erken gerçekleşen doğumdan tam iki gün önce bu kursa katılmış olduk :)

chery - 1

4 saatlik özel ders şeklinde geçecek bu kursa Barış’la beraber katıldık. Kursu Güney Afrikalı, 12 senedir Göteborg’da yaşayan, dünyanın en tatlı insanlarından biri olan Chery’den aldık. O kadar iyi anlaştık ve o kadar güzel sohbet ettik ki, dersin 5 saatten fazla sürmüş olduğunu fark ettikten sonra sonlandırdık.

Gebeliğim boyunca öğrendiğim en güzel şeyleri, yaşadığım en güzel deneyimleri bu kursta yaşadım. Bir de şunu fark ettim ki Türk eğitim sisteminde kendi vücudumuz ve çok doğal bir süreç olan gebelik ve doğum ile ilgili hiçbir şey öğrenmiyormuşuz. Chery bize hormonlar nasıl çalışır, doğum nasıl başlar, sancılarla baş etme yolları nelerdir, ilk sancıdan itibaren bizi neler bekler, nefes alıp vermenin önemi gibi çok faydalı şeyler öğretti. Bunların yanında uygulamalı olarak, sancılar başladığında ben hangi pozisyonlar durabilirim, Barış sancıları dindirmeme nasıl yardımcı olabilir bunları öğrendik.

Yalnızca iki gün sonra evde sancılarım başladığında ve doğum sırasında bütün bu bilgileri aklımdan geçiriyor olacaktım.

Son Kontroller

Inga-Lena ile 35. ve 37. haftada buluştuk. Yine rutin kontroller yapıldı. Daha sonraki haftalar için de 40. haftanın sonuna kadar randevularımız vardı fakat 37. haftadan sonra bunlara gerek kalmadı.

Doğum Başlarken

Aktif doğum öncesi, süresi her kadın ve her doğum için bambaşka olan sancı evresini mümkün olduğunca evde yaşayıp, hastaneye doğuma mümkün olduğunca yakın bir zamanda gitmeniz bekleniyor. Böylelikle zorlu sancı sürecini kendi evinizde, yabancılık çekmeyeceğiniz, kendinizi rahat hissettiğiniz çevrede geçirerek oksitosin hormonunun sizi doğuma hazırlamasına yardımcı oluyorsunuz, hem de hastanede ebelerin işlerini hafifletiyorsunuz. Bu sebeple doğum sürecine girdiğinizin işaretlerini almaya başladığınızda size daha önceden verilen doğum kordinasyon merkezinin numarasını arayıp durumunuzdan bahsediyorsunuz. Onlar doğumun hangi aşamasında olduğunuzu anlayıp ona göre ne yapmanız gerektiğini söylüyorlar. Örneğin biz telefon ettiğimizde benim kanamam vardı ve her 10 dakikada bir sancı geliyordu, fakat sancılar 2-3 dakikaya düşene kadar bekleyip daha sonra tekrar aramamızı tavsiye ettiler. Böylece ben hastanede geçirdiğim süreyi çok azaltmış oldum. Telefonda hastaneye gitme zamanınızın geldiğine kadar verdiklerinde sizi müsait olma durumuna göre Göteborg’daki doğum yapılan iki hastaneden birisine yönlendiriyorlar.

oxytocin - 1

Doğum Sonrası

Doğumdan yaklaşık iki ay sonrası için Inga-Lena’yla görüşmek üzere eve zaman detaylarını belirten bir mektup geldi. Bu görüşmede, hamilelik süresince olduğu gibi benim kan değerlerimi ve kilomu kontrol ettiler. Inga-Lena doğumun detaylarını, o günlere dair neler hissettiğimizi, sonrasını nasıl geçirdiğimizi sordu. Bunlar dışında önümüzdeki aylar için gebelikten korunma yöntemlerinden bahsetti ve bu konularda yardım istersek her zaman onlarla iletişime geçebileceğimizi söyledi. Bu doğum sonrası görüşme bana, sanki aylardır süren rutinimiz bir sonuca bağlanmış gibi güvende ve mutlu hissettirdi.

***

Gebelik ve doğum bir hastalık değil, doğal bir süreç olduğu için bu sürecin mümkün olduğunca basit fakat kontrollü olması gerektiğini düşünüyorum. O yüzden ne kadar abartıdan, gereksiz tıbbi kontrollerden, karmaşıklıktan uzak olursa anne ve bebek için o kadar rahat ve huzurlu geçeceğine inanıyorum. İsveç’teki gebelik takip sistemine güvenim tamdı, ve şimdi bütün bu süreci sorunsuz geçirmiş biri olarak yine olsa yine burada doğum yapmak isterdim diyorum.

(1. ve 4. fotoğraflar doğuma hazırlık kursu aldığımız Födelsehuset’in hazırladığı tablolardan çekilmiştir)

13 Yorum

  1. Sevgili Gizem merhaba!
    Yazini ilgiyle okudum ve İsvec’in kendisini ne kadar sevdiysem hamilelik sistemine yaklasimini da cok ama cok sevdim. İskandinav ulkelerine ilk gittigimde dikkatimi ceken en onemli sey suydu: Medeniyet var ama luks kesinlikle yok. Hersey olmasi gereken sekilde ne eksik ne fazla. Doguma olan yaklasimlarinin boyle olmasina sasmamali…
    Gecici olarak yasadigim Almanya’nin Bavyera eyaletinde hamilelik takip surecinden kisaca bahsetmek isterim. Burada isler Turkiye gibi olmasa da daha klinik boyutta. Ornegin ben Turkiye’deki jinekologumun cep telefonunu bilip 7/24 kendisine ulasabilirken burada muayenehanelerin kapali oldugu saatlerde ve hafta sonu bir problem olursa direk hastane aciline gidiliyor. Oyle doktorumu arayayim hemen yonlendirsin gibi seyler yok. Tabii bunda oze hastanelerin olmamasinin, devlet sigortasinin bircok ozel muayenehanede de gecerli olmasinin payi da buyuk.
    Oncelikle hamile oldugumu test yapip ogrendikten sonra gebeligin doktor tarafindan da teyit edilmesini istedim ve bir doktordan randevu aldim. Randevu 10 gun sonrasina verildi. Gittigimde muayenehanedeki saglik personeli idrarla gebelik testi yapti ve gebeligi teyit etti ancak doktor benim ricam uzerine ultrasonla da teyit etti. Normalde saglik sigortalari ( ozel ve devlet her ikisi de) her trimester icin 1 ultrasonu ödüyor. Kisi ekstra istedigi ultrasonlari ucretini odeyerek yaptirabiliyor. Daha sonra bana hamilelikte dikkat etmem gereken husularla ilgili bilgi verip 1 ay sonrasina tekrar randevu verdi. Her randevuda rutin idrar, gerekliyse kan, tansiyon, kilo olcumleri yapildi. 20. Hafta itibariyle her ay bebegin kalp atislari dinlenmeye baslandi. 32. Hafta itibariyle 15 gunde bire inen kontroller, 36. Haftadan sonra haftada bire indi. 40. Gebelik haftasi dolduktan sonra ise gun asiri olacak sekilde devam etti. İkili ve uclu testlerle ilgili bilgi ilk trimester ultarsonu sonrasi verildi ve yaptirip yaptirmamak bize birakildi. Ben arastirmalarim sonucu bu testlerin sadece olasilik verdigini ve cogu zamanda yanilabildigini ogrendigim icin kendimi gereksiz strese sokmak istemedim ve gumbur gumbur kalbi atan bir canliyi, test sonucu olumsuz olasiliklar verse de öldüremeyecegime karar verip hic birini yaptirmadim. Esim de bu kararima saygi duydu.
    Sadece kordon kaninin saklanmasini istedigimiz icin bununla ilgili islemleri dogum oncesi hallettik.
    İkinci trimester sonrasi doktorum eger istersem detayli ultrasona yollayabilecegini soyledi ve ben bunu da istemedim. Bulundigumuz sehirde dogum yapilabilecek iki hastane vardi. Biri sadece karin dogum ve cocuk digeri ise her alanda hizmet veren bir hastane. Benim doktorumun kadin dogum hastanesi ile anlasmasi vardi yani dogumlara girebiliyordu ama eger istersem diger hastanede de dogum yapabilecegini ama kendisinin doguma gelemeyecegi bilgisini verdi. Ben kadin dogum hastanesinde doguma karar verdim. Bana ebe secmem gerektigi soylendi ve hastanenin ebelerinden biriyle dogum oncesinde anlastim. Tum bu hizmetler ucretsiz yani tum sigortalar karsiliyor. Ayni zamanda 20. Hafta itibariyle ebe kontrolunde hamile jimnastigi, akapunktur ve doguma hazirlik kurslari ile dogum sonrasi 40 gun boyunca 10 kez evde ebe ziyareti de ucretsiz.
    Tipki İsvec’te oldugu gibi yapilan testlerin sonuclarinda problem varsa hastaya telefon ediliyor onun haricinde bir sonraki randevuda hamileligin tum bilgilerinin yer aldigi ” Mutterpass” adli hamilelik defterine sonuc isleniyor. Bu deftere yapilan her islem/ olcum/ test sonucu yaziliyor ve bunu gebelik boyunca yaninizda tasimaniz gerekiyor. Bir kaza vs olsa bile ustunuzde olmasi saglik personelinin isini kolaylastiriyor. Ya da doktor/ hastane/ sehir degistirdiginizde diger yerlerde ayni islemler tekrar yapilmiyor. İki hamilelik icin yeri olan bu defter bir sonraki hamilelikte de ilkine bakarak risk analizi yapabilme olanagi veriyor.
    Hamilelik boyunca gebe normal doguma tesvik ediliyor ancak psikolojik olarak bunu yapamayacagini dusunen insanlar icin sezaryen soz konusu. Dogum oncesi hazirlik kurslarinda da, doktor kontrollerinde de normal dogum tesvik ediliyor. Sezaryeni isteyen insanlara bile sanciyi beklemeleri, en azindan bir tecrube etmeleri salik veriliyor. Vaktinden once randevulu yapilan sezaryenlerin bebegin psikolojisini bozdugunu, dogal olana aykiri oldugunu vs…guzelce anlatiyorlar. Epizyotomi gibi Turkiye’de rutinlesmis uygulamalar cok cok mecbur kalinmadikca yapilmiyor. Hamile bayana saygi ve sevgi var. Dogum sonrasi hastanede ise normal dogumda 3 gun, sezaryende 5 gun kalmak mecburi. Bu surecte anne ve bebek olasi tum dogum sonrasi komplikasyonlari dusunulerek sıkı takip ediliyor ve bebek bakimi ile ilgili tum hususlar bu surecte anne babaya ogretiliyor. Nasil temizlenmeli, nasil alti degistirilmeli, nasil beslenmeli gibi…
    Ayni zamanda yasadigimiz sehrin civari daki kasabalarda dogal dogumu destekleyen dogumevleri varmis. Bunu Alman komsumdan ogrendim. Eger burada yasamaya devam edersem ve bir bebek sahibi daha olursam bu secenegi de arastiracagim.
    Ulkemizde de doguma bu olgunlukla yaklasilacak gunlerin gelmesi dilegimle… Kadinlarin rutin epizyotomi ve ismarlama sezaryene isyan edecegi ve sistemo degistirmek icin caba sarf edecekleri gunleri goruruz umarim. Ne yazik ki Almanya’dan bakinca Turkiye’de dogum sadece babyshower partisi, hastane odasi suslemesi gibi gozukuyor…
    Yazi dizinin devamini bekliyorum. Ekim’i de opuyorum.
    Sevgiler

    Cevap

    • Merhaba Elif, Almanya’da islerin nasil yurudugunu paylastigin icin cok tesekkur ederim. Turkiye’yle kiyaslayinca Isvec’teki sisteme daha cok benzedigini gormek pek sasirtmiyor. Sanirim Isvec biraz daha sosyal devlet geleneklerinden gidiyor.
      Turkiye’de insanlarin bilinclenmeleri gerekiyor. Kadinlar normal dogumdan korkup sezeryani tercih ediyorlar gibi geliyor bana, halbuki dogal olmayan bir sekilde karninin acilip bebegin alinmasi mecbur kalmadikca daha korkutucu ve daha komplikasyonlu gibi geliyor bana. En azindan insanlar tercihlerini daha bilincli sekilde yapmalilar bence. Umuyorum bu sistemde ve aliskanlikta duzelmeler olacaktir. Sevgiler!

      Cevap

  2. Tüm süreci sakinlik içinde geçirdiğini hissettim. Ne kadar önemli ve ne kadar güzel olmuş. Ancak ilk etaptaki hamileliği onaylayamama durumu beni tedirgin ederdi galiba. Evde 2-3 test daha yapardım :) Benim ilk doğumumda kızım elinde anomaliyle doğdu. Her ay ultrasona girmiş, tüm testleri, tahlilleri yaptırmış olsamda bu anomali bize sürpriz oldu. Ayrıntılı ultrason için perinatologa değil de kendi doktoruma gittiğim için uzun süre suçlu hissettim kendimi. Şimdi düşünüyorum da ultrasonda görseler ve ben öğrenseydim ne değişecekti? Hiç…
    Seni ve Barış’ı tekrar tebrik ediyorum.
    Sevgilerimle
    Not: Bu bir içsel rahatlama yazısıdır :)

    Cevap

    • Beni de tedirgin eden, daha dogrusu sabirsizlandiran ilk bastaki onay kismi oldu :) gerisi dogal ve sakin ilerledi.
      Dedigin gibi bazi detaylari bilip bilmemenin cok onemi yok. Anne ve bebegin genel saglik durumlarinin iyiliginden emin olmak yetiyor sanirim.
      Biz de sizi tebrik ediyoruz, guzel ailene sevgiler :)

      Cevap

  3. Merhabalar Gizem Hanım,

    Yazınızı merakla okudum, bilgilendirme için teşekkürler. Türkiye’de yapılan fakat benim şahsi fikrim olarak gereksiz gördüğüm şeker yüklemesi ya da OGTT (oral glukoz tolerans testi) denilen testin İsveç’te yapılıp yapılmadığını merak ettim. Cevap verirseniz sevinirim. Küçük Prens Ekim’e de ailesiyle sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum.

    Cevap

    • Merhaba, cok tesekkur ederim guzel dilekleriniz icin :)
      Burada oyle testler hic yapilmiyor. Her sey en sade ve dogal haliyle :)
      Sevgiler!

      Cevap

  4. Merhaba Gizem ! ne kadar hoş sade bir bloğa sahipsin bayıldım adeta :)) ve bu süreci sakince , güzel geçirmen beni mutlu etti doğrusu . bebeğinle sana mutlu bir ömür diliyorum :)) aklıma bir soru takıldı . ben türkle evli olan bir türk vatandaşı olsam . belgelerimi ayarlayıp isveçe gelsem ve bebeğimi orada doğursam bebeğim vatandaşı oluyor mu ? internette bilgi bulamadım çünkü . mesela isviçre’de olmuyor mutlaka bebeğin anne ya da babasının isviçre vatandaşı olması gerekiyormuş . diğer ülkelerde de oturma izni istiyor . isveç’de bu sistem nasıl ? bilgi verebilir misin ? şimdiden teşekkürler :))

    Cevap

    • Merhaba Ada, cok tesekkur ederim! :) isvec’te de anne veya babanin vatandas olmasi gerekiyor bebegin de varandas olabilmesi icin. Yalnizca dogumla vatandas olunamiyor. Sevgiler!

      Cevap

  5. Merhaba gizem son yorumda vatandaş olmak gerekli demişsin çocuk ülkenin vatandaşı olmasada olur sadece doğum için gelinebiliyormu?

    Cevap

    • Merhaba,
      Vizeniz oldugu surece ve saglik problemleriniz bulunmadigi surece gelebilirsiniz gebeyken diye tahmin ediyorum. Oturma izni olmayanlar icin hastahane servisleri nasil isliyor bu konuda bir bilgim yok acikcasi. Sadece dogum icin gelmenizin size bir yardimi veya katkisi olur mu bilemiyorum. Sevgiler

      Cevap

  6. Gizem Hanım merhaba,
    Yazınızı okudum. Türkiye’de yaşayan ve düzenin bu şekilde olması için hastalara ve sağlık sistemine rağmen emek sarf eden bir ebeyim. İsveç gibi ebelik mesleğine ve gebelere, doğuma saygısı olan ülkede çalışmak istiyorum. Denklik programıyla alım yapıyorlar mı biliyor musunuz? Orada yaşayan biri olarak size sormak istedim. Ebelerin çalışma şartları, saatleri ve maaşları ne kadar bilginiz var mı?
    Size ve bebişinize sağlık diliyorum, hoşçakalın

    Cevap

    • Merhaba, gebelere ve dogum surecine saygi duyan bir saglik calisani olmaniza cok sevindim. Turkiye’de bu surecin ve dogumun ele alinma seklini cok ozensiz ve bilgisiz buluyorum. Ebelerin Isvec’teki calisma sartlari ve maaslariyla ilgili bir bilgim yok ne yazik ki, ama eminim diger saglik calisanlari gibi onlarin da bir denklik ve dil sinavindan gecmeleri gerekir. Belki internette bu konuda bilgilere rastlayabilirsiniz, veya Istanbul’daki Isvec konsolosluguna danisabilirsiniz. Sevgiler

      Cevap

Bir Cevap Yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.