Yazı
4 yorum

Prag

Bir kaç ay önce Temmuz ayındaki bayram tatili için İstanbul’dan arkadaşlarımız Özlem, Nevzat ve bebekleri Mira ile Prag, Viyana ve Budapeşte’yi kapsayan 10 günlük bir gezi planladık. İki bebekle nerede kalsak rahat ederiz derken Airbnb‘den ev kiralamaya karar verdik. Ekim’e yemek yapabileceğim bir mutfağı olan, hepimize yetmesi için iki banyosu olan ve bebeklerin sıkça kirlettikleri kıyafetlerini yıkayabileceğimiz bir çamaşır makinası olan evleri ararken seçeneklerimiz epey azaldığı için, gözümüze güzel görünen ve şehirden uzak olmayan evlerde karar kıldık. Prag ve Budapeşte’de kolayca ev bulduk, fakat Viyana daha popüler bir şehir olduğu için ve biz ev ayarlamakta biraz geç kaldığımız için orada uygun bir yer bulamadık, ev yerine otelde kalmaya karar verdik. (Gezimizin son durağı olan Budapeşte ile ilgili yazımda otel ve airbnb evleri ile ilgili fikirlerim epeyce değişti, buna Budapeşte yazısında değineceğim)

Özlemler İstanbul’dan, biz de Göteborg’dan uçakla Prag’a gittik ve hemen hemen aynı saatlerde şehre vardık. Biz havaalanına indiğimizde küçük bir detayı atladığımızı ve onlarla aynı havaalanına inmediğimizi fark ettik :) o yüzden ayrı araçlarla kiraladığımız eve gidip orada buluştuk. Ev eski bir binanın 3.katında, geniş basamaklı dönen merdivenin ortasında sürgülü çift kapıyla açılan bir asansörle çıkılan, dışardan tahmin edilemeyecek kadar güzel ve geniş bir evdi. Üç geniş yatak odası, yemek alanı ve mutfağı içinde olan büyük bir salonu ve üç ayrı tuvalet/banyo düzeniyle tam bize göreydi. Ev sahibiyle önceden anlaştığımız gibi iki tane bebek yatağını da o akşam evde hazır bulduk. Prag’a 4-6 kişilik bir grupla ve özellikle bebeklerle giderseniz bu evi kesinlikle tavsiye ederim.

prag - 1

Prag’a varmamız ve eve yerleşmemiz akşamı bulduğundan ilk gün yalnızca çevreyi tanımak ve bir şeyler atıştırmak için dışarı çıktık. On günlük gezimizin iki buçuk gününü Prag’a ayırdığımız için, önceden seyahat kitaplarından şehre çalışıp, en çok görmek istediğimiz yerleri belirlemiştik. O yüzden ertesi gün ilk iş nehrin karşı tarafındaki kale bölgesine gittik.

prag - 2
(St. Vitus Katedrali)

Unesco dünya miraslarından biri olan bu kale bölgesi kapsadığı 70.000 metrekarelik tüm alanı ve binalarıyla dünyanın en büyük kale alanı olma özelliğine sahip. Bazı kısımları 9.yüzyıldan kalan bu alanda dört katedral, dört saray, beş farklı park ve pek çok özel bina bulunuyor. Günümüze kadar imparatorların, kralların topraklarını yönettikleri salonlarda bugün Çek Cumhuriyeti devlet başkanının resmi bir odası bulunuyor.

prag - 3
(meydan ve Holy Cross Chapel)

prag - 4

Hafif serpiştiren yağmurdan korunmak ve biraz dinlenmek için tarihi binaların arasında denk geldiğimiz kafelerden birine oturduk. Yalnızca dışardan da olsa bu atmosferi yaşamak çok güzeldi. Mola sonrası kale alanındaki bir tepeliğe doğru uzanan parklardan birine yürüdük ve bir duvarı aştıktan sonra karşımıza çıkan manzara karşısında büyülendik. Prag’ın kendine özgü mimarisi, bina dizilişleri ve renkleriyle şehri bu konumdan izlemek doyulmaz bir zevkti.

prag - 5

prag - 7

prag - 8

prag - 9

Zamanı olanlar için bu bölge günün çoğunu geçirebileceğiniz bir yer, fakat bizim zamanımız az ve iki bebekle gezme hızımız epey yavaş olduğundan kale bölgesinin sokaklarında ve kafelerinde vakit geçirdik ve Prag gezimize devam ettik.

Kaleye giderken fazla vakit kaybetmemek için metroyu kullanmıştık ve ünlü Charls (Karl) köprüsünü dönüş yoluna bırakmıştık. Kale alanından çıktıktan sonra 621 metre uzunluğunda ve 10 metre genişliğindeki bu tarihi köprüye vardık. Köprü 1357 yılında yapılmaya başlanmış ve 15. yüzyılda tamamlanmış. Kenarlarında çoğu barok tarzda olmak üzere 30 tane heykel bulunuyor, fakat günümüzde bu heykelleri koruma amacıyla çoğunu kopyalarıyla değiştirmişler.

prag - 10

prag - 11

prag - 12

prag - 13

İlk gün kale ve köprü sonrası çok yorgun hissettiğimiz için evimize yakın bir yerlerde güzel bir restoran bulup yemek yedik ve ertesi günü planladık.

İkinci günümüzü nehrin doğu tarafındaki eski şehir ve yeni şehir bölgelerine ayırdık. Ünlü astronomik saatin bulunduğu eski şehir meydanına doyamadığımız için ve rastgele gezerken kendimiz sürekli bu meydanın ara sokaklarından birinde bulduğumuz için meydana bakan kafelerin tadını çokça çıkardık. Akşamüzeri nehir kenarı boyunca yürüyüş yaptık ve ertesi gün Viyana’ya gitmek üzere ayrılacağımız bu şehrin büyüsüne ne kadar kolay kapıldığımızı düşündük.

Turist olarak gidildiğinde belki bir kaç günün yeterli olacağı bir şehir Prag, fakat şehri gerçekten yaşamak, tarihi yerleri sindirerek gezebilmek için kesinlikle daha fazla zamana ihtiyaç var.

prag - 15

prag - 14
(sokaklarda sıkça denk geleceğiniz hamurişi tatlı Trdelnik)

prag - 16

prag - 17

prag - 19

prag - 20

4 Yorum

  1. Merhaba çok güzel ve şık çıkmışsınız fotoğraflarda. Dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Birşey sorucam değişik ülkelere gittiğinizde oranın iklim değişikliğinden etkilendiğiniz oluyormu. Hele çocukla.

    Cevap

    • Merhaba, cok tesekkur ederim :) evet oluyor tabii, ozellikle bazi ulkelerin havasi cok kuru geliyor, cildim cok kuruyor. Ruzgari, yagmuru her seyi etkileyebiliyor. Bebekle daha da zor, fakat isvec’te soguga aliskin oldugumuz icin bize sicak ulkeler daha zor geliyor :) sevgiler

      Cevap

  2. merhaba biz prag’a work and travel için gideceğiz bize neler önerirsiniz :)

    Cevap

    • Merhaba, bu firsati iyi degerlendirip bol bol gezmenizi, kulturel aktivitelere katilmanizi, arkadas edinmenizi tavsiye ederim :) umarim cok guzel gunler gecirirsiniz, sevgiler.

      Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.