Yazı
4 yorum

Paris – 1.Gün

Paris’e giderken çok heyecanlıydım; hem ilk defa Paris’i görecektim, hem de Fransızcayı duyup dinleyecektim günlerce. Vardığımız andan itibaren bir film sahnesinde gibi hissettim kendimi, bambaÅŸkaydı Paris…

Ä°lk gün öğlene doÄŸru otelimize yerleÅŸtik ve bir harita bulup vakit kaybetmeden gezmeye baÅŸladık. Otelimiz ÅŸehir merkezine yakın olduÄŸu için, haritadan takip ederek Champs-Élysées’ye doÄŸru yürüdük.

GeçtiÄŸimiz uzun yolların sonunda Arc de Triomphe tüm görkemiyle karşımızda duruyordu. Charles de Gaulle meydanının ortasındaki bu tak Napoleon’un emriyle Fransız devriminde ve Napoleon savaÅŸlarında savaÅŸan askerler anısına, 1806 yılında inÅŸa edilmeye baÅŸlanmış. 1814’te Napoleon’un yenilgisiyle takın inÅŸasına ara verilmiÅŸ ve tak 1836 yılında, Napoleon’un ölümünden on beÅŸ yıl sonra tamamlanmış. 49,5 metre uzunluÄŸunda, 45 metre geniÅŸliÄŸinde ve 22 metre derinliÄŸindeki Arc de Triomphe’ın duvarlarına 558 generalin adı ve kazanılan zaferlere ait semboller iÅŸlenmiÅŸ.

Takı çevreleyen yol çok geniş ve trafiği çok yoğun olduğu için, yaya geçişleri alt geçitlerden sağlanıyor. Biz de takı bir süre uzaktan izledikten sonra alt geçitten takın ana girişine geldik. Takın en üstüne çıkılabildiğini oraya gelene kadar bilmiyordum. Barış da ben de bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüp bilet sırasına girdik. Spiral merdivenden çıkarak 284 basamak sonunda tepeye ulaştık.

Takın dört tarafından çepeçevre gördüğümüz manzara harikaydı! Tüm Paris ayaklarımızın altında gibiydi. Paris’in silueti renksizdi, griydi ama çok güzel görünüyordu, kesinlikle tek düze ve sıkıcı deÄŸildi. Takın en üstünde uzunca bir zaman geçirdik. Gördüğümüz her binayı uzaktan inceleyip, neyin nerede olduÄŸunu az çok keÅŸfettik böylece.

Takın terastan önceki katı küçük bir müze olarak düzenlenmişti. Bu kısımda en çok ilgimi çeken şey takın dış kısmındaki yazıları ve motifleri yakından incelemeye fırsat veren düzenek oldu. Bu düzenekteki düğmeyle maket takı hareket ettirip, ışığın üzerine gelen bölümü ekrandaki perdede incelemek mümkün. Takın tamamını dışarıdan görmek mümkün olmadığı için bu düzenek çok pratik ve bilgilendirici geldi bana.

Arc de Triomphe’dan ayrıldıktan sonra Champs-Élysées boyunca yürüyüş yaptık. Uzun bir yürüyüşün ardından, metro istasyonlarını ve bilet sistemlerini keÅŸfedip, metroyla, en çok görmek istediÄŸimiz bölgelerden biri olan Le Marais‘ye gittik.

Le Marais Paris’in ortaçaÄŸdan beri korunmuÅŸ, merkezdeki geniÅŸ caddelerin aksine küçük ve dar sokaklarla, eski binalarla dolu, devrim sonrası bohemlerin yerleÅŸtiÄŸi ve o dokunun korunduÄŸu bölgelerinden biri. Bu günün Paris’inde Le Marais, sanat galerileri, butik maÄŸazalar, küçük restoranlar ve ünlü kafelerle dolu. Bölgede 1.Dünya Savaşı’ndan sonra gelen Çinliler ve DoÄŸu Avrupa’dan göç etmiÅŸ museviler yoÄŸunlukta.

Paris’in planlı, en eski meydanı Place des Vosges da bu bölgede yer alıyor. Buradaki saray 1605-1612 yılları arasında inÅŸa edilmiÅŸ ve odalarının birinde Victor Hugo‘nun “Sefiller“i yazdığı biliniyor.

Eski ve dar sokaklar beni mutlu ettiÄŸi için, kendimi saklanmış, özel bir yerde gibi hissettiÄŸim için, eski Paris havasını soluduÄŸumu düşündüğüm için, yer taÅŸlarına kim bilir kimlerin bastığını hayal etmeye çalıştığım için, günlük koÅŸuÅŸturmanın içinde bir sürü insan gördüğüm için ve bu gün benim Paris’teki ilk günüm olduÄŸu için Le Marais’yi çok sevdim :)

AkÅŸam olurken tesadüfen önünden geçtiÄŸimiz Pompidou Center‘a girip bu ilginç binayı gezdik. Italyan mimar Renzo Piano‘nun tasarladığı, içi dışında bu binanın en önemli özelliÄŸi; iç alandan yer kazanmak amacıyla tüm borularının, eketrik sistemlerinin ve mekanik sistemlerin binanın dış kısmına taşınması. Binanın dışı karışık ve sıkıcı görünüyor ama iç kısmında hem kütüphane, hem de modern sanat müzesi olarak çok fazla alan kazanılmış durumda.

Tüm gün gezip yorulduktan sonra, Le Marais’de bir köşe başında gördüğümüz restoranda yemek yedik. Fransa’ya gitmeden önce hız verdiÄŸim ‘Fransızca kelime öğrenme’ çabalarımın, menüyü okumaya çalışırken sonuç verdiÄŸini görmek beni çok mutlu etti :)

Paris’teki ilk günümüz hem dolu dolu, hem de dingin ve rahat geçti. Åžimdilik gezdiÄŸimiz ve gördüğümüz her yer bizi mutlu etti. Yemekten sonra, ertesi günün planlarını düşünerek otelimize döndük..

4 Yorum

  1. güzel çiftim benim, beraber gezip göreceÄŸiniz nice yerler olsun! biraz barış’ın da yüzünü görsek iyiydi:)

    Cevap

    • Hepberaber :)
      Birinci gunden fotograf begendiremedik Baris’a, bakalim ikinci gune artik :)

      Cevap

  2. Sanırım Barış da fotograf çektirmektense çekmeyi tercih edenlerden :) ama okuyucu olarak belirtmeliyim ki yeni yeni yerlerde “çift olarak” yeni yeni fotograflarınızı görmek istiyoruz :D

    Cevap

    • Haklisin Duygucum, katiliyorum sana :) ilk gun heyecani ve acemiliginden kimseye cektirmemisiz beraber fotografimizi. Diger gunlerde geliyor ama :)

      Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.