Yazı
2 yorum

Paris – 2.Gün

O gün uyandığımda Paris’teydim. Hayatımda ilk defa Paris’te uyanmıştım :) Yeni günün heyecanıyla otelde kruvasanlı ve reçelli, güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra dışarı çıktık. Otele en yakın metro istasyonu olan St.Lazare’dan metroya binip, Paris’in Seine nehri üzerindeki en eski köprüsü olan Pont Neuf‘e gittik.

Köprüden Seine nehri manzarasının tadını çıkardıktan sonra Île de la Cité bölgesine geçip Notre Dame’a yürüdük. Bir kaç sokak, bir kaç köşe geçtikten sonra karşımızdaydı Notre Dame de Paris (Our Lady of Paris)!

1163 yılında inşasına başlanan Notre Dame 1345 yılında tamamlanmış. O günden sonra katedral, 1450’de avlusunda insan yiyen kurtların yakalanıp öldürülmesi, 1558’de İskoçya kraliçesi Mary Stuart’ın düğünü, 1804’te Napoleon’un taç giyme töreni, 1831’de Victor Hugo’nun ‘Notre Dame’ın Kamburu’nu yayınlaması, 1920’de Joan d’Arc’ın kutsanması, 1970’te General Charles de Gaulle’un cenaze töreni, 1971’de Philippe Petit’nin iki kule arasına gerdiği ipte yürümesi, 1996’da François Mitterrand’ın cenaze töreni gibi çok önemli olaylara ev sahipliği yapmış.

12 Aralık 2012 – 24 Kasım 2013 tarihleri arasında 850. yılını kutlayacak katedral için, dokuz yeni çan yapımı ve kilise orgunun yenilenmesi gibi projeler planlanmış. Bunlar dışında, katedralin 850. yılı anısına tüm sene boyunca festivaller, konserler ve panayırlar yapılacakmış. Bizim ziyaretimiz biraz erken kutlama ziyareti olsa da, gelecek yıl içinde Notre Dame’ı bir de bu kutlamalar devam ederken görmek isterim.

Notre Dame’dan çıktıktan sonra, yürüyüş yaparken karşımızda ünlü kitapçı Shakespare and Company‘yi görmemiz de güzel bir sürpriz oldu :)

Gözümüze kestirdiğimiz güzel bir kafede ‘baguette’lerimizi yiyip günün geri kalanı için enerji topladıktan sonra Jardin du Luxembourg‘a yürüdük. Paris’in ikinci büyük parkı olan Luxemburg bahçesine girdiğimiz anda geri kalan dünyadan soyutlanmış gibi hissettik kendimizi. Büyük ve eski ağaçların gölgelerinde insanlar kitap okuyor, dinleniyorlardı. Zaman yavaşlamış gibi hissettim o an.

Victor Hugo’nun Sefiller‘inde Marius Pontmercy ve Cosette’in ilk karşılaştıkları yer olan Luxemburg bahçesi, 1611 yılında Marie de’ Medici’nin Paris’e, Floransa’daki Pitti Palace benzeri bir saray yaptırmak istemesiyle, bu bölgedeki Hotel du Luxembourg’u satın alıp yenilemesiyle yapılmaya başlanmış. Bugün, bahçenin içindeki o saray Fransa senatosuna ev sahipliği yapıyor


(Luxembourg Palace)

Parkın içindeki havuz tahtadan küçük yelkenlilerle dolu. Üzerlerinde farklı ülke bayrakları olan bu yelkenlileri çocuklar yarım saati 2 euro’ya kiralayıp yarıştırıyorlar.

Parktan çıktıktan sonra Saint Germain’de uzun bir yürüyüş yaptık. İçimden bir sürü Paris şarkısı söyledim bölgede yürürken :)

Metroya atlayıp, le Marais’den sonra en çok görmek istediğimiz bölge olan Montmarte‘a gittik. Yüksek bir tepesi ve bu tepedeki beyaz bazilikası Sacré-Cœur ile bilinen Montmarte, sanat stüdyoları, restoranları ve gece klüpleriyle ünlü. Zamanında bu bölgede Salvador Dalí, Amedeo Modigliani, Claude Monet, Piet Mondrian, Pablo Picasso ve Vincent van Gogh gibi pek çok ünlü sanatçının stüdyoları bulunuyormuş.

Önce dar sokaklarda biraz dolaşıp, daha sonra uzun merdivenleri tırmanarak  Sacré-Cœur’a ulaştık. Tepeden görünen manzara harikaydı. O kadar yorgunduk ki, kendimizi boş bulduğumuz bir kaç basamağa atıp etrafı izledik. Bu sırada bir sokak sanatçısının sunduğu kukla gösterisini izleme şansımız oldu :) Kukla gösterisi, Paris manzarası, etraftaki insanlar ve üzerimizdeki günün yorgunluğuyla, o merdivenlerde o kadar mutlu ve rahattık ki, itiraf ediyorum; kalkıp da  Sacré-Cœur’un içini gezme zahmetinde bulunmadık.. Yapmadığımız her şey için ‘nasıl olsa yeniden geleceğiz Paris’e’ kendinden eminliğini hissetmemiz de ayrı bir hikaye :)

Akşam olduktan sonra küçük bir sokakta bir şeyler atıştırıp, Moulin Rouge‘un bulunduğu Clichy bulvarında yürüdük. Moulin Rouge’daki şovlardan birini de gelecek sefere bırakarak, dışarıdan fotoğraf çekmekle yetindik.

Otelimiz Montmarte’dan çok uzak olmadığı için, sakin sokaklarda, rastgele bir Paris gecesinde eve dönüyor gibi sohbet edip yürüyerek ve bugün ne kadar çok şey yaptığımızı düşünerek otele vardık…

2 Yorum

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.