Yazı
0 yorum

Amsterdam Kanalları, 9 Streets ve Jordaan

Pazar sabahı otelin yakınındaki kilisenin çan sesiyle uyandık. (İsveç kiliseleri çan çalmadığı için bu ses özellikle dikkatimizi çekti sanırım). Gece geç yatmamıza ve yorgun olmamıza rağmen fire vermeden hepimiz zamanında hazırdık. Bir önceki gün kahvaltı yaptığımız kafenin karşı köşesindeki başka bir kafeye girmeye karar verdik bu sefer. İkişer üçer kahveyle beraber bir şeyler yiyince enerjimizi yeniden kazandık.

amsterdam_2_2
(Dam meydanı)

amsterdam_2_3

Bugünün ilk planı botla kanal turu yapmaktı. Bunun için istasyonun yakınındaki bilet gişelerinden tur biletlerimizi aldık. Tur başladıktan sonra isabetli bir karar verdiğimizi anladık. Hem yürüyerek görmediğimiz detayları görme şansımız olmuştu, hem de kulaklıktan Amsterdam’ın tarihi ve kanallarla ilgili ilginç bilgiler dinlemiştik.

Bu bilgilere göre Amsterdam kanallarında 2.500 tane bot-ev varmış. Bu evler eskiden kalacak yer sıkıntısına geçici çözüm olarak sunulmuş, fakat günümüzde elektrik ve su tesisatına bile sahip olan evler çok popüler ve pahalıymış. Hatta bu evlerden bazıları otel olarak hizmet veriyormuş. Kanal turu boyunca bu evlerden pek çoğuna denk geldik.

Amsterdam’a geldiğimiz ilk andan beri hepimizin sorduğu soru olan ‘Bu kanallara hiç insan, bisiklet hatta araba düşmüyor mu?’ sorusuna cevap bulduk. Kanallara bir sürü bisiklet düşüyordu; özel vinçlerle bu kanallardan her sene yaklaşık 200.000 bisiklet çıkarılıyordu :) Yine de Amsterdam’daki toplam bisiklet sayısı nüfusun neredeyse 1.5 katı kadardı :)

Başka bir ilginç bilgi de şöyleydi; kanal evlerinden çoğu ön cephelerinden kanala doğru eğikti ve tepelerindeki üçgen çatı kısmında dışarıya doğru çıkık bir çengel vardı. Bu eğimin sebebi sanılanın aksine binaların zamanla zeminden dolayı eğilmesi değildi. Çok dar olan evlerin üst katlarına eşya taşıma sorununu evleri öne doğru eğimli yapıp, tepelerindeki çengel yardımıyla eşyaları yukarı çekerek çözmüşlerdi. Çok mantıklı!

amsterdam_2_4
(Bimhuis, konser salonu)

amsterdam_2_5
(Kanallardaki bot-evlerden biri)

amsterdam_2_6
(7 köprünün iç içe göründüğü ilginç bir nokta)

amsterdam_2_7
(Bot-evlerin içini merak edenler için bot-ev müzesi)

amsterdam_2_8

Kanal turunu bitirdikten sonra görmek istediğimiz bölgelerden olan ‘9 streets‘ ve ‘Jordaan‘a yürüdük. 9 streets; Prinsengracht, Keizersgracht, Herengracht ve Singel kanaları arasındaki dokuz tane sokağı kapsıyor. Bu sokaklar küçük butikler, galeriler ve kafelerle dolu. Jordaan (ismi bahçe anlamına gelen Fransızca kelime ‘jardin’den geliyor) bölgesi ise eskiden işçi sınıfının yaşadığı, günümüzde çok popüler hale gelen, müzisyenleriyle ünlü ve 9 streets gibi kafeler, galerilerle dolu olan çok canlı bir bölge.

amsterdam_2_9

Amsterdam’da yaşıyor olsaydım en çok zaman geçireceğim yerler olurdu buralar mutlaka (Göteborg’la karşılaştıracak olsam Haga ve Majorna’ya denk geliyor buralar bence).

Bu sokaklarda dolaşırken Barış yeni fotoğraf makinamızın farklı ayarlarıyla deneme çekimleri yapmak istedi. Bu fotoğrafları çok beğendiğim için yukarıdaki fotoğraflarla bütünlük sağlamıyor olsa da yazıya eklemek istedim.

amsterdam_2_10

amsterdam_2_11

amsterdam_2_12

amsterdam_2_13

amsterdam_2_14

amsterdam_2_15

amsterdam_2_16

Hava kararmaya başladığında bizim için dönüş vakti gelmişti. İstasyondan trene binip havaalanına gittik. Geliş yolculuğumuzun aksine uçuşlarda hiç bir aksama yoktu -inanamadık-. Rüya gibi bir haftasonunun ardından gece geç vakitte Göteborg’a vardık. Evlerimize dağılırken farkettiğimiz güzel şey; beş kişi, üç günü dip dibe geçirmemize rağmen hala birbirimizden sıkılmamış olmamızdı! :)

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.