Yazı
6 yorum

Hong Kong Günlerimiz

Hong Kong gezimizle ilgili yazı yazmaya bir türlü fırsat bulamamıştım. Fotoğraflara göz atarken orada geçirdiğimiz bir kaç günü hatırladım ve o geziyi de anı olarak bloguma eklemek istedim.

Singapur‘da geçirdiğimiz üç haftadan sonra Hong Kong bize yorucu ve karışık gelmişti, ama şimdi fotoğraflara baktığımda yalnızca güzel anıları hatırlıyorum. Hong Kong görmeyi çok istediğimiz, çok merak ettiğimiz yerlerden biriydi. Eğer gitmeseydik aklımız kalacaktı, gezdik gördük, fakat bir zorunluluk olmadığı sürece bir daha gideceğimizi sanmıyorum. Belki çocuksuz çiftler ve yalnız gezginler için canlı, hareketli, bir kaç gün geçirecek ilginç bir yer olabilir, fakat o kadar gezi deneyimimiz olmasına rağmen Ekim’le ve bebek arabasıyla epey zorlandık.

Bir de Singapur’daki inanılmaz nazik, düşünceli ve kibar insanlardan sonra Hong Kong insanlarının geneli bize biraz kaba geldi. Bir seferinde üzerinde engelli işareti olan bir asansöre engelli olmadığımız için, Ekim bebek arabasında uyuyor olduğu halde asansör görevlisi bizi almadı. Metrolarda ve alışveriş merkezlerinde bizden sonra gelen engelsiz, bebek arabasız ve eşyasız insanlar bizi ite ite asansöre binmek için önümüze geçtiler. Mama sandalyesi olan restoran bulmak için hayli çaba sarf ettik. Kimi yollara bebek arabasıyla yürümek imkansız olduğu için (kaldırım olmadığından) giremedik. Bu gibi sebeplerle moralimiz biraz düşük, bir an önce İsveç’e dönmeyi hayal ederek dolaştık. Singapur’dan sonra Hong Kong’a gitmemiz bir bakıma, bize İsveç’i özlettiği için daha iyi oldu sanırım :)


(Singapur havaalnında Hong Kong uçağımızı beklerken)


(Kowloon Parkı)


(Hong Kong’un finans bölgesi)


(Şehirde ilk sabah, Starbucks kahvaltısı)


(Victoria Harbour)

Hong Kong’da yaptığımız en güzel şey, dünyanın 7. en yüksek ticari binası olan Sky100’ın 100. katındaki gözlem alanına çıkmaktı. Buraya 60 sn süren hızlı bir asansörle ulaştık, ve dört tarafı koca camlarla kaplı katta uzunca vakit geçirip Hong Kong adasını ve Kowloon yarım adasını izledik. Yerler halı kaplı ve geniş olduğu için Ekim de burayı çok sevdi ve o camdan diğerine koşturup durdu.

Hong Kong’da yaptığımız en güzel şeylerden ikincisi ‘Star Ferry‘ diye bilinen tekne turuna katılmaktı. Yaklaşık 1 saat süren bu turda Hong Kong adası ve Kowloon bölgesi arasında kalan Victoria Limanı’nı geziyorsunuz. Hong Kong’un ünlü binalarını uzaktan izlemek ve şehrin kalabalığına denizden şahitlik etmek gerçekten çok güzeldi.


(Soldaki yüksek bina 100. katına çıktığımız Sky100)


(Soldaki bina Batman’in The Dark Knight filminde tepesinden atladığı bina)

Gezimiz boyunca Ekim sıkılmasın, o da Hong Kong’dan zevk alsın diye internetten çocuk oyun alanları bulduk ve her gün bir kaç saatliğine mutlaka değişik bir tanesini ziyaret ettik. Sanırım bizim için Hong Kong’un en eğlenceli yerleri buralar oldu. Ekim Singapur’da yürmeye başladığı için buradaki oyun alanlarında bu yeteneğini geliştirdi.


(Çok beğendiğim Baumhaus Hong Kong)

Hong Kong’un en önemli turistik yerlerinden biri ‘Victoria Peak’ denilen tepesi. Buraya genelde teleferikle çıkmanın zevkli olduğunu duydum, fakat bir şekilde teleferiğin kalktığı yeri bulduğumuzda o sıranın beklenebilecek bir sıra olmadığına karar verip, tepeye teleferik yerine taksiyle çıktık. Bu aktiviteyi akşam üzerine bıraktığımız için oraya vardığımızda hava kararmıştı. Alışveriş merkezi gibi bir binanın tepesine gözlem yeri yapmışlar ve bilet alarak bu açık alana çıkıp oradan Hong Kong’u izleyebiliyorsunuz. Fakat inanılmaz düzensiz bir bilet ve giriş çıkış sistemleri olduğundan, ve oraya talep bir hayli yüksek olduğundan tüm süreç biraz itiş kakışla, ancak bir kaç dakikalığına manzaraya bakmakla geçiyor. Yine de Hong Kong’un önemli yerlerinden biri olduğu için bu tepeyi görmenizi tavsiye ederim.

Hong Kong’daki bir günümüzü şehrin Kowloon kısmının batısındaki ‘Mong Kok’ bölgesine ayırdık. Burası şehrin en ünlü ve köklü alışveriş bölgelerinden biri. Hepsi biribirne benzeyen kalabalık sokaklar küçük yerel dükkanlar ve restoranlarla dolu. Çoğu mağazanın ne sattığını bile anlayamadığımız için bu bölgenin sokaklarında yürüdük yalnızca. Mong Kok’un bilinen en önemli özelliği Guiness rekorlar kitabına göre, kilometre kareye düşen 130.000 insanla dünyanın en yoğun bölgesi olması. Biz genelde ana sokakları tecih ettiğimiz için bebek arabasıyla, Ekim uyurken bile alnımızın akıyla gezimizi tamamlayabildik :)

Başta bahsettiğim gibi, Hong Kong’ta bir kaç gün geçirip, şehrin çoğunu gezip, görülecek yerlerin çoğunu gördük. Fakat çocuklu gezginlere bu şehri yalnızca gerçekten görmek istiyorlarsa öneririm. Asya’da herhangi bir yeri merak ediyorlarsa, çocukla çok daha rahat gezilecek başka ülkeleri öncelikli görmelerini tavsiye ederim. Biz gördüğümüz için mutluyuz, ama sanırım burası yaşamayı hiç tercih etmeyeceğimiz bir yer olurdu.

6 Yorum

  1. Yazilarinizi cok ozlemistim. Iyi ki döndünüz! :) Sayenizde dunyanin bi çok yeri hakkinda olumlu olumsuz fikir sahibi oluyorum ve gelecek gezi listemiz acisindan oldukca yararli oluyo :) sayenizde Isveci daha cok merak edip Stockholm’u gezme sansi yakaladim ailemle ve cok keyif aldik umarim birgun Gothenburg’ü de gezme sansimiz olur. Ekim’in Singapur’da ilk kez yurumesi de harika bi ani olmus. Sarkilarini ve aktivitelerini severek takip ediyoruz. :) Sevgiler!!

    Cevap

    • Merhaba, cok mutlu oldum yazdiklariniza, cok tesekkur ederim :) Her zaman bekleriz buralara da, sevgiler.

      Cevap

    • Tayland’i tavsiye ederim. Hem sahilleri cok guzel hem de fiyatlari uygun. Simdiden iyi tatiller!

      Cevap

    • Merhaba, hayir bitmedi :) cok uzun zamandir bir seyler yazamadim. Ama kisa zamanda yeni seyler ekleyecegim. Sevgiler

      Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.