Yazı
2 yorum

Mullsjö’de Kayak

Barış’la Ahmet haftalardır kar yağmasını bekliyor, yakınlardaki kayak merkezlerinde kar kalınlığının ne durumda olduğunu takip ediyorlardı. Geçtiğimiz haftasonu Mullsjö’de yeteri kadar kar olduğunu ve pistin cuma günü açıldığını öğrenince kaçınılmaz sonra doğru sürüklendim. ‘Kaçınılmaz son diyorum’ çünkü bu sene kar yağışının az olmasına inceden inceye seviniyor, kayağa bu haftasonu da gitmiyoruz diye her cumartesi kendimi bir haftalığına rahatlamış hissediyordum. Bunun sebebi geçen sene (Isaberg’de Kayak) ilk defa yenmeye başladığım kayak korkumun bir sene ara verdikten sonra yeniden -sanki hiç gitmemiş gibi- ortaya çıkmasıydı.

Pazar sabahı 7’de Ahmet hepimizi arabayla topladı ve Mullsjö’ye doğru yola çıktık. Yaklaşık iki saat süren yolculuğun ardından oraya varınca soğuğun yüzümüze çarpmasıyla ancak uyanabildik. Hala, birisi dese ki ‘çok soğukmuş, bu soğukta kayak yapılmaz, bu sözü hemen ciddiye alıp arabaya koşacak durumdaydım. Ne zaman ki kayak takımlarını ödünç aldık, giydik, karın üzerinde durduk, o zaman korkularımla yüzleşmenin vakti geldiğini anladım.

mullsjö_kayak_0121_04

Önce ısınma turları için en kolay pistle başladım. Çok kısa olan bu pistte birkaç defa kaydıktan sonra, lift için harcanan zamanın kaymanın kendisinden daha uzun sürdüğünü gördüm. Belki de bir sonraki aşamaya geçmemin vakti gelmişti!

Hande ve Barış’ın çoktan geçtikleri bir sonraki pistin tepesine geldiğimde korkmadım desem yalan olur. Bulunduğum noktadan çok dik görünen bu pisti, bir sağa sola kayarak, hızımı dengeleyerek epey yavaş bir şekilde kaydım. Düşmeden başarılı bir şekilde sona vardığımda kendime güvenim yerinde gelmişti :)

mullsjö_kayak_0121_03
(Zor pistlerin insanı Hande :) )

mullsjö_kayak_0121_02

Pistlerin girişindeki kafede verdiğimiz bir öğle yemeği molası, bir de öğleden sonra kahve molası dışında tüm zamanımızı, geçen sene öğrendiğimiz kaymayı hatırlamaya çalışarak geçirdik. Pistler kapanacağı için saat 5’e doğru Göteborg’a doğru yola çıktık. Arabada günün kritiğini yaptığımızda ulaştığımız sonuçlar şöyleydi; tam olarak her şeyi unutmamıştık, aksine günün sonunda geçen sene bıraktığımız noktadan daha iyi durumdaydık, ve bu sene kar sezonu kapanmadan İsveç’te mutlaka birkaç günlük kayak tatili yapmalıydık! Barış nereye, hangi ulaşım aracıyla gitmemiz, kaç gün kalmamız, kaç kişi olmamız konusunda planlar yapmaya başlamışken, ben arka koltukta eve tek parça halinde dönüyor olmanın haklı gururunu yaşıyordum… :)

2 Yorum

  1. Ayy, Gizemcim, “eve tek parca donmenin hakli gururu” hissini anliyabiliyorum sanirsam! Zira, ben de kayak hakkinda benzer dusunceleri paylasiyorum :D

    Cevap

    • :) yaa evet o nasil bir gururdur, herkes soyle hareketler yaptim, boyle slalom yaptim diye anlatirken ‘ben de dusmeden 25 dk da asagi ulastim’ diyebilmek :))

      Cevap

Bir Cevap Yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.