Yazı
1 Yorum

Tjolöholm Şatosu

Geçtiğimiz cumartesi günü, ‘bugün ne yapsak’ diye etkinlik rehberlerini gözden geçirirken, Göteborg’un kırk kilometre güneyindeki ünlü bir şatoda noel pazarının kurulduğunu ve şatonun ziyaretçilere açık olduğunu okuduk. Bizimle gelmek isteyenleri de toplayıp yola çıktık :)

Noel pazarı yalnızca iki haftasonu açık olağı için, bu ilk haftasonu noel heyecanını erken yaşayan epey ziyaretçi vardı. Şato yolu üzerindeki büyük ambarların içini düzenleyip pazar yeri haline getirmişlerdi. Buradaki tezgahlarda deri ve yün eldivenler, noel dekorasyon malzemeleri, şamdanlar, takvimler, peynir, ekmek, reçel, çikolata gibi şeyler satıyorlardı. Bazı bölümleri de kafe haline getirmişlerdi. Bu kısımdan dönüşte almak üzere gözümüze bir şeyler kestirdikten sonra ince patikadan şatoya doğru yürümeye başladık.

Uzaktan çok güzel görünen bu şato yakından görünen detaylarla daha da ilgi çekiciydi. Tjolöholm Şatosu 1898-1904 yılları arasında mimar Lars Israel Wahlmann’ın çizimleriyle, İngiliz tarzında inşa edilmiş. Yılda yaklaşık 200.ooo ziyaretçinin geldiği bu şato Lars Von Trier’in Melancholia‘sı gibi bir kaç ünlü filmin bazı sahnelerinin çekimlerine de ev sahipliği yapmış.

Biz tam şatoya girmek üzereyken, pencerelerin birinde beliren noel baba aşağıda bekleyen çocuklara şeker dağıtmaya başladı. Ben de kalabalığa yavaş yavaş yanaşıp yere düşen şekerlerden birini kaptım :) Noel baba her çocuğun şeker aldığından emin olmadan da bu seramoniyi bitirmedi. Şatonun tamamı ziyarete açık olmadığı için yalnızca bir kaç odasını görebildik. Bu odalardan biri de restoran olarak hizmet veriyordu. İç kısımdaki geniş alanda büyük bir noel ağacı ve bu ağacın altında çocuklarla fotoğraf çektirmek isteyen noel baba vardı.

Şatodan çıkınca dikkatimizi çeken şey, İsveç’te her yerde görmeye alışık olduğumuz bebek arabalarıydı. Küçük çocuklarıyla gelen anne babalar bebek arabalarını şatonun girişteki küçük bahçesine düzenli olarak park etmişlerdi.

Şatonun arka tarafına geçtiğimizde asıl güzelliğin burada olduğunu gördük; denize varan yemyeşil ve geniş bir bahçe. Soğuğa ve rüzgara dayanabildiğimiz kadar bahçenin manzarasının tadını çıkardık ve yazın buranın ne kadar güzel olacağını düşündük. Yaz olmasa da, kar bastırmadan önce burayı gördüğümüz için mutlu oldum. Böylece yaz gelince güneşin keyfine varacağımız yerler listesine bir yer daha eklemiş oldum.

1 Yorum

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.