Yazı
2 yorum

Floransa – 2.Gün

Floransa’daki ikinci günümüzde en önemli planımız Ufizzi Müzesi’ni ziyaret etmekti. Arno nehrininin diğer tarafında, bir önceki gün ziyaret ettiğimiz Palazzo Vecchio’nun hemen yanındaydı Ufizzi Müzesi. Bu gün Arno nehrini farklı ve çok önemli bir köprüden geçmeye karar verdik; Ponte Vecchio.

Ponte Vecchio ‘eski köprü’ anlamına geliyor. Bu köprü Roma’lılar zamanında yapılmış ve kayıtlara ilk geçtiği tarih 996 yılıymış. Daha sonra 1333’te büyük bir selde çok tahrip olmuş ama kısa sürede yenilenmiş. İkinci dünya savaşı sırasında Almanlar Floransa’daki tüm köprüleri yıktıkları halde bu köprüye dokunmamışlar.

Bu köprü üzerinde iki taraflı dükkanlar bulunuyor. Bu dükkanlar 15. yüzyılda kasap dükkanlarıymış, fakat şehrin en önemli yerinde yayılan kötü koku sebebiyle Medici dükleri bu dükkanları kaldırıp yerine altın tüccarlarını getirmişler. O zamandan beri de bu dükkanlar hep altın ve mücevher dükkanları olarak kalmış. Köprü çok kalabalık ve hareketliydi. Tam ortada nehri gören üç kemerin bulunduğu açıklıklta da hep bir sokak müzisyeni bulunuyordu. Bu da köprüye çok daha güzel bir hava katıyordu.


(Köprünün sağ tarafında Ufizzi Müzesi manzarası)


(Venedik’teki gibi burada da köprülere asılı pek çok aşk kilitleri bulunuyordu)

Ufizzi’yi gezmeye en üst kattan başladık. Pencerenin dışındaki Ponte Vecchio manzarası dikkatimizi çekti ilk. Köprü bu taraftan da, en az diğer taraftan olduğu kadar güzeldi.

Ufizzi dünyadaki en eski ve ünlü sanat müzelerinden biri. 13 yaşımdayken ailemle İtalya’ya geldiğimde burayı büyük bir dikkatle gezdiğimizi hatırlıyorum. Aklımda kalan bir kaç eser dışında tüm detayları unuttuğumu farkettim Ufizzi’yi yeniden gezerken. Ufizzi kelimesi Türkçe’de ‘ofisler’ anlamına geliyor. Burası 1560-1581 yılları arasında Giorgio Vasari tarafından Mediciler için ofis olarak, bürokratik işlerde kullanılması amacıyla yapılmış. Zamanla koridorlar ve odalar Medici’lerin topladıkları heykellerle donatılmış.

Bu gün Ufizzi’de Leonardo Da Vinci, Michelangelo, Bottlicelli, Raphael, Caravaggio ve Rembrandt gibi ünlü sanatçıların önemli eserleri bulunuyor. Benim ilgimi çeken başka bir detay da önemli Osmanlı padişahlarının portrelerinin de burada bulunmasıydı. Bu güne kadar müzedeki eserlere bir kaç sağnak yağmur ve sel dışında zarar veren başka bir önemli olay da 1993 yılında gerçekleşen, Sicilya mafyasının işi olduğuna inanılan bir arabaya yerleştirilen bombaymış. Bu bomba müzeye çok yakın bir yerde patlayınca beş kişinin ölümüne ve bazı önemli eserlerin de zarar görmesine sebep olmuş.

Ufizzi’de fotoğraf çekmek yasak olduğu için içeride fotoğraf çekemedik, ama üst kattaki terasında önceki gün gezdiğimiz Palazzo Vecchio manzaralı bir pozumuz oldu :) Ufizzi’de yarım gün geçirdikten sonra sıcak Floransa sokaklarına geri döndük.


(Bir mağazanın vitrinindeki gazete kağıdından yapılmış elbise)

Öğleden sonra evimize yakın bir manavdan değişik meyveler alıp evde yemek üzere kısa bir mola verdik. İsveç’te bulamadığımız, Türkiye’dekine benzer büyüklükte bir karpuz yemek bizi kendimize getirdi :) Enerji topladıktan sonra gezimize kaldığımız yerden devam ettik ve Palazzo Pitti’ye doğru yola çıktık.

15. yüzyılda hırslı bir banker olan Luca Pitti’ye ait olan Palazzo Pitti‘yi, 16. yüzyılda Medici’ler satın alarak burayı Toskana düklerinin yaşadığı bir yer haline getirmişler. Burası 1919 yılından beri de Floransa’nın en büyük ve önemli sanat galerilerinden biri olarak kapılarını halka açmış. Bu gün içinde kraliyet daireleri, modern sanat galerisi, palatine galerisi, gümüş müzesi, porselen müzesi, kıyafet galerisi ve taşımacılık müzesi olmak üzere çok sayıda galeri bulunuyor. Biz de zamanımız yettiğince en çok ilgimizi çekenleri gezmeye çalıştık.


(Yol üzerine ‘İnci Küpeli Kız’ ve ‘Mona Lisa’ eserlerini yapan bir sokak sanatçısı)


(Floransa sokaklarında sıklıkla gördüğümüz at arabalarından biri)

Akşam eve dönmeden önce bir sokak sanatçısının performansına denk geldik. Kaldırım kenarında bu gösteriyi izledik. Gösterinin en komik anı sanatçının oradan geçen gerçek bir köpeği kendi oyuncak köpeğiyle kandırıp onunla oyunlar oynamasıydı. Bir saate yakın süren bu harika gösterinin ardından yürüyerek evimize döndük. Floransa’daki ikinci günümüzde bu şehri çok daha fazla sevmeye başlamıştık.

2 Yorum

  1. gizemcim, “gun gun” geziyoruz biz de :)) 2. gunde en cok begendigim 2 sey: 1. senin elbisen (icinde olanla beraber.. hele hele bir fotografin var ki harika..) 2. kagıttan elbise… ikisini de floransadan daha cok begendim ne yalan soyliyim…

    Cevap

    • :)) ne guzel! cok sevindim elbisemi begenmenize, onu Elvin’le birlikteyken Stockholm’den almistik, benim de aklim gitmisti gorunce.
      Kagit elbiseyi de bir vitrinde gordum, bir kac tane daha elbise vardi boyle kagittan yapilmis, ama en cok bunu begenmistim. Ne amacla koyduklarini bilmiyorum ama baya dikkat cekiyordu :)

      Cevap

Bir Cevap Yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.