Yazı
3 yorum

Palermo

Haziran ayında yakın bir arakdaşımızın düğünü için Palermo’ya davet edildik. Sicilya’yı daha önce görmediğimiz için bu teklif çok cazip geldi ve kısa sürede uçak bileti ve kalacak yeri ayarladık. Oraya kadar gitmişken sıcak havanın ve Sicilya yemeklerinin tadını çıkarmamız gerektiğini düşünerek tatilimizi bir hafta olarak planladık. 

İlk başta araba kiralayıp adanın her yerini gezebiliriz diye düşündük, daha sonra önceki deneyimlerimizden İtalya’da araba kullanmanın zor olduğunu hatırlayıp, bir de orada yaşayan arakdaşlarımızdan Sicilya’da arabanın başımıza dert olacağı tavsiyesini alınca bu fikirden vazgeçtik. Her gün trenle otobüsle oradan oraya gezmektense yalnızca Palermo ve çevresindeki şehirlere vakit ayırıp sakin bir tatil yapmaya karar verdik.

Airbnb’den kiraladığımız ev şehir merkezindeki iki ünlü cadde olan Via Maqueda ve Via Vittorio Emanuele’ye çok yakın olduğundan şehrin en canlı yerlerini ve tarihi sokaklarının hepsini yürüyerek rahatça gezebildik.

Bir arkadaşım Palermo’nun İskenderun’a çok benzediğini söylemişti. Belki kulağa tuhaf geliyor ama çocukluğumun yazlarını geçirdiğim İskenderun’u uzun yıllardır görmememe rağmen, aklımda ve fotoğraflarda kalan kadarıyla bana iki şehir mimari açıdan birbirine çok benzer geldi. Sanırım bunun en büyük sebebi Palermo’nun Arap-Norman etkisindeki tarihiydi.


(Her yerde bulabileceğiniz Palermo’ya özgü yiyecekler)


(Palermo’nun en ünlü binalarından biri olan Teatro Massimo)


(La Rinascente alışveriş merkezinin terasından Palermo manzarası)


(Palermo limanı)


(Quattro Canti: Dört köşesinde neredeyse birbirinin aynı cepheye sahip, dört mevsimi temsil eden binaların bulunduğu ünlü dört yol ağızı)


(Arap mimarisi örneği bir bina)


(Unesco dünya mirası olan, ilk hali 1185’te yapılmıs Palermo Katedrali)

Palermo’nun en sevdiğim özelliği dağlarla çevrili olması ve upuzun tarihi sokaklarının hepsinin sonunun yüksek dağlara çıkıyor oluşuydu. Şehir çok eskiydi, ama İtalya’nın bilindik büyüsü şehrin içine işlemişti. Belki bir hafta Palermo için uzun bir zamandı, ama şehri sindire sindire gezdik ve otel yerine evde kaldığımız için Ekim’le çok rahat ettik. Şimdi geri dönüp düşündüğümde aklımda en çok yer eden anılardan biri sabah gezmesinin ardından dinlenmek için eve döndüğümüzde, sıcakta kanepede yarı uyuklar halde dışarıdan duyduğum İtalyanca bağırışmalar, kedi köpek sesleri ve tüpçünün motorsiklet sesiydi.

3 Yorum

  1. Dag manzarasi ve sokak fotografi andirmiyor degil hani. Bende listeme aldim Palermoyu. Madem dogup büyüdügüm sehre benzetmisler o zaman bi gidip bakmak gerek.

    Cevap

  2. Ekim’in dizlerini görünce, ne kadar şanslı diye düşündüm önce sonra Allah size kolaylık versin dedim. Geçen hafta sonu 2 çocuklu(biri 3 e yakın diğeri 11 aylık) arkadaşıma ziyarete gittim, 5 kişi 2 çocuğun peşinde koşar bulduk kendimizi, herkes acayip yoruldu :D

    Cevap

Bir Cevap Yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.