Yazı
0 yorum

Pisa & Siena

İtalya gezimizin son gününde Pisa ve Siena’ya gitmeye karar vermiştik. İki şehir de Floransa’ya çok yakın, fakat farklı yönlerde oldukları için, tren veya otobüsle seyahat edersek çok zaman kaybedeceğimizi düşünerek cuma sabahı erkenden araba kiralayayıp yola çıktık. Gezinin şöförü yine bendim :) Barış haritadan yolu takip ediyor, Jordanka İtalya kitabından bize önemli bilgiler okuyor, Nikola da etrafı izleyerek uyukluyordu :)

Hava o gün inanılmaz sıcaktı. Önce kiraladığımız arabanın kliması olmadığını sanarak baya korktuysak da, biraz kurcalayınca klimayı çalıştırmayı başardık. Eğer o olmasaydı yolculuğu tamamlayamayabilirdik. Pisa‘ya vardığımızda Jordanka’nın notları arasından şehirdeki ücretsiz park yerlerini bulup arabamızı oraya park ettik. Şehir çok küçük olduğundan Pisa kulesinin ve kilisenin olduğu bölgeye yürüyerek gittik.

Şehrin ortasındaki kanalı geçerek ara sokaklara daldık. Yürürken sıcak yüzünden gölgeden gölgeye atlamak zorundaydık, bu yüzden de hangi yol gölgeyse oradan yürüyerek şehir merkezine ulaştık. Pisa kulesinin olduğu alan şehir merkezine çok yakındı. Buraya ulaştığımız ve kuleyi ilk gördüğümüz an herkesin ağzından şu cümle çıktı: “Gerçekten de eğriymiş!”

Ben 13 yaşındayken burayı ziyaret etmiştim, kulenin ne kadar eğri olduğunu hatırlıyordum, fakat bana bile kule o an yıkılmak üzereymiş gibi geldi. “O zamandan beri daha da eğrilmiş olabilir mi?” diye düşünmedim değil :)

12. yüzyılda inşa edilmeye başlanan Pisa kulesi, 3. katına gelindiğinde eğrilmeye başlaması sebebiyle yarıda bırakılmış. Daha sonra 14. yüzyılda tamamlanan kule her yıl 1 mm eğrilmeye devam etmiş. Yaklaşık 5 derecelik eğime ulaşan kuleyi korumak amacıyla 1993 yılında eğimin ters yönünde toplam 870 ton ağırlığında taşlar inşa etmişler. Bunun yanında yine eğimin ters tarafında zeminden tonlarca toprak çıkararak kuleyi dengelemeye çalışmışlar. Bu işe yaramış, eğim azalmış ve kule 18. yüzyıldaki konumuna geri dönmüş! Uzmanlar bu kurtarma çalışmalarının kuleyi en az 300 yıl daha ayakta tutacağına inanıyorlar.

Bu gün iç kısımdaki 294 basamağı tırmanarak kulenin tepesine çıkmak mümkün. Kulenin dengesi ve insanların güvenliği için bir seferde yalnızca 40 kişinin çıkmasına izin veriyorlar. Barış, Jordanka ve Nikola buna cesaret edebileceklerinden emin olmadıkları için, bense sıcaktan bayılmak üzere olduğum için bu yukarı tırmanma işini önümüzdeki 300 sene içinde başka bir zamana bıraktık :)

Pisa’da eğrilmekte olan tek yapı kule değil, aslında bakılırsa şehrin üzerine kurulduğu zemin ve toprak yapısı yüzünden bir çok yapı zamanla eğilmekte. Örneğin vaftizhane (yukardaki fotoğrafta yuvarlak bina) de 0.6 derece katedrale doğru eğilmiş durumda.


(Scuola Normale Superiore di Pisa; üniversite binası)

Pisa’dan sonra arabamıza atlayıp Siena’ya doğru yola çıktık. Herkes sıcaktan yorgun düşmüştü, ama ben araba kullanırken sıkılmayayım diye nöbetleşe uyukladılar.

Siena İtalya’nın en önemli, bu güne kadar en iyi korunmuş ortaçağ şehirlerinden biri, bu nedenle de her yıl çok sayıda turist burayı ziyaret ediyor. Şehir, yapımı 13. yüzyılda tamamlanan duvarlarla çevrili. Bu duvarlar hem şehrin sınırlarını belirleyip şehri korumak için, hem de toprak kaymalarını önlemek için inşa edilmiş. Şehir daha sonra daha da büyümüş fakat merkez bu duvarların çevrelediği alandan oluşuyor.

Biz de arabamızı bu duvarların dışındaki bir park alanına bıraktık ve şehri çevreleyen duvarlardan içeri girdik. Şehir tepelik bir alana kurulduğu için merkeze ulaşmamız için epeyce tırmanmamız gerekiyordu. Buna güzel bir çözüm getirip şehrin belli yerlerine yürüyen merdivenler inşa etmişler. Bir kaç kat bu merdivenlerden çıktıktan sonra Siena’nın büyülü sokaklarına ulaştık.

Siena’nın en önemli yapılarından biri katedrali. Bu katedral 1215.1263 yılları arasında Roma mimarisiyle siyah ve beyaz renklerde inşa edilmiş.

Diğer bir önemli yapı da Palazzo Pubblico, 800 yıllık belediye binası. Bu bina Siena’nın sembolü olan Piazza del Campo üzerinde bulunuyor. Piazza del Campo, Avrupa’nın en büyük ortaçağ meydanlarından biri. Çok değişik ve önemli bir mimari yapısı olan bu meydan deniz kabuğu biçiminde ortaya doğru eğimli. Bu meydanda yılda iki kere Palio di Siena adı verilen antik roma döneminden beri devam eden at yarışları düzenleniyor.


(Piazza del Campo’daki “mutluluk çeşmesi”)

Siena’daki gezimizi tamamladıktan sonra bu ortaçağ şehrinin duvarlarından çıkıp yeniden Floransa’ya doğru yola koyulduk.

Bu gün Barış’la benim İtalya’daki son günümüzdü. Ertesi sabah trenle Milano’ya geçip oradan da uçakla Göteborg’a geri döndük. Jordanka ve Nikola da Nikola’nın konferansı için Milano’da kalıp gezmeye devam ettiler. Bir haftalığına da olsa dolu dolu geçirdiğimiz masal gibi bir gezi yaptık. Bu gezi notlarımızı yazarken oraları ne kadar özlediğimi yeniden farkettim. İtalya’da görülecek çok yerler var. Benim de listemde daha gezilecek çok ülke var, ama bir gün oralara yeniden gideceğimi biliyorum.

(Kaynak: Pisa kulesi’nin düzeltme çalışmaları için burası)

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.