Yazı
9 yorum

Venedik – 1.Gün

GeçtiÄŸimiz hafta Jordanka ve Nikola’yla Ä°talya’yadaydık. Planları aylar öncesinden yapmıştık, herkesin en çok gitmek istediÄŸi ÅŸehirlerin kesiÅŸiminden Venedik ve Floransa çıkınca biz de ona göre bir rota çizdik; ilk gideceÄŸimiz ÅŸehir Venedik’ti. Göteborg’dan Milano’ya Ryanair‘la uçtuktan sonra orada havaalanında araba kiraladık. Jordanka Ä°sveç’te ehliyeti olup şöförlüğümüzü yaptığı için, Nikola seyahat ederken hemen uyuya kaldığı için, Barış da GPS ile yolları takip edip harita bilgisine sahip olduÄŸu için araba kullanma görevi bana verildi. AkÅŸam karanlığı barstırmış olmasına ve yolları bilmememe raÄŸmen hiç zorlanmadım, çünkü havaalanı çıkışında baÅŸlayan otoyol Venedik giriÅŸinde bitti.

Gece yarısı Venedik’e vardıktan sonra arabayı garaja teslim edip, bir vapur bulduk ve daha önceden Airbnb‘den kiraladığımız eve doÄŸru yola koyulduk. O yorgunlukta, gecenin karanlığında bile Vendik beni büyüledi.

Ä°tayla’ya ilk kez 13 yaşındayken ailemle gitmiÅŸtim. O zaman bu güzellikleri yeterince takdir edemeyecek ve gördüğüm detayları uzun yıllar daha hatırlamayacak yaÅŸtaydım . Ä°ki sene önce Barış’la Milano ve Roma’ya gitmiÅŸtik, ama yıllardır asıl Venedik ve Floransa’yı yeniden görmek istiyordum.

Evimizi bulup yerleÅŸtikten sonra hemen uyuduk ve sabah heyecanla güne baÅŸladık. Jordanka’nın Ä°talya kitabı ve Barış’ın haritalarıyla neredeyse tüm ÅŸehri baÅŸtan aÅŸağı gezdik. Ä°lk gün yalnızca sokaklarda dolaşıp ÅŸehri tanımaya, müzeleri gezmeyi de ertesi güne bırakmaya karar verdik.

Şehir merkezi ana olarak altı adadan oluşuyor. Bu adaların arasından ve her adanın içinden geçen onlarca irili ufaklı kanal var. Göze çarpan en büyük düzlük alanı San Marco meydanı. Onun dışında bir köprüden geçmeden bir süre yürümek neredeyse imkansız. Meydan pazar sabahının erken saatlerinde, daha dolmamışken panaromik fotoğrafını çektik.

Ä°sveç’ten sonra hava bize inanılmaz sıcak geldi, Venedik’te 33C derece civarındaydı. Tüm ÅŸehir sular içinde olduÄŸu için nem çok fazlaydı, bu da sıcaklıkla beraber bize biraz ağır geldi sanırım.

Venedik daha önce gördüğüm hiç bir ÅŸehre benzemiyor. Kendine has, bambaÅŸka bir havası var. Eski ve dar sokakları çok sevdiÄŸim için Barselona’ya aklım gitmiÅŸti, ama Venedik’i gördükten sonra bu kadar eski, dar ve romantik sokakları baÅŸka yerlerde aramamam gerektiÄŸini anladım. Åžehir adeta labirent gibi, kaç tane köprüden, kaç tane dar sokaktan geçtik hatırlamıyorum bile. Sokakların açıldığı her yer birbirinden farklı, her köprülden sonraki köşenin ayrı bir manzarası var. Kanallardaki gondolların da bu manzaraya etkisi çok.

Şehir suyunun içilebilir olması bize çok büyük kolaylık sağladı. Sıcak havayla karşılaştığımızda ilk endişe ettiğimiz konu bu olmuştu. Her meydanda bulunan küçük çeşmelerden, önlerindeki su sırasına girerek şu şişelerimizi doldurduk sürekli. Sanırım sıcak yüzünden her gün litrelerce su içtik :)

Bir sanat galerisinin önünden geçerken gözümüz yerde yatan kediye takıldı. Bizimle birlikte bir kaç kişi daha merakla kedinin yanına gelmişti. Sıcaktan bunlamış, gölgeye sırt üstü uzanmış bu kedi hayatta görüp görebileceğim en tembel kedi ünvanını kazandı. Başını okşadık, karnına dokunduk, elimizi ittirip uyumasına devam etti.


(Kapı zilleri)

Gölgede uzanan kediden sonra sıcaktan bunalmış başka birisi de meydanların birindeki çeşmede duş alan kuştu. Önce su içiyor sandık ama, sırasını bize verip biz sularımızı doldurduktan sonra duş almasına devam etti :)

Åžehrin ayrı ayrı yerlerinde 2011 Venedik Bienali’nden eserler vardı. Benim en çok beÄŸendiÄŸim Ukrayna Pavilyonu‘ydu. Üçgen ÅŸeklindeki bu yapının üç yüzünde de uazktan bakılınca bir resim gibi görünen, aslında renkli yumurtalardan yapılmış büyük bir yüzey vardı. Hem her yüzü uzaktan izlemek, hem de yakından her biri birbirinden farklı olan yumurtaları incelemek çok eÄŸlenceliydi.

Günü, köprülerden birinde batırdık. Her saat ayrı güzellikte olan manzara gece de harikaydı. Tüm gün yürüdüğümüz için akşam hepimiz çok yorgunduk. Güzel bir restoranda yemek yiyip üzerine de küçük sokakların birinde çok lezettli İtalyan dondurmaları yedik. Eve döndüğümüzde adım sayarımız 17 kilometreyi gösteriyordu. Ertesi günkü planlara enerjik devam edebilmek için eve gider gitmez uyuduk.

9 Yorum

  1. italya’da olmak ne güzel di mi! bu arada aynı kapı zillerini ben de çekmiÅŸtim yoksa kardeÅŸ miyiz :)

    Cevap

    • aa nerde toplanti? O sicakta toplanti hic cekilmez ama sen yine de sehirde bir dolasmaya calis, dondurma ye :)

      Cevap

  2. fotograf isini ilerletmissiniz iyicee.. :)) fotograflar cok iyi olmus.. (bu arada kediye de en cok cok bayildimm..!!)

    Cevap

    • :) cok fotograf cektik, aralarindan secmek baya zor oldu. Daha aza indiremedigim icin de bol fotografli bir yazi oldu :) Sehir cok guzeldi, bu Baris’in fotograf yetenegiyle birlesince de guzel seyler cikti ortaya :)

      Cevap

  3. kediye bayıldım :) çizmeli kedi aklıma geldi hemen :) bir sonraki avrupa turunuza biz de katılalım :)

    Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.