Yazı
8 yorum

Venedik – 2.Gün

Venedik’te ikinci günümüzü müzelere ayırdığımız için sabah erkenden evden çıkıp, botla en önemli yapıların bulunduğu San Marco Meydanı’na gittik. Müzelerin açılış saatinde gitmemize rağmen her girişte uzun kuruklar vardı.

İlk ziyaret ettiğimiz yer Palazzo Ducale oldu. Burası 1309-1424 yılları arasında gotik tarzda inşa edilmiş ve Venedik Dükü’nün konakladığı yermiş. Daha sonraki yıllarda devlet binası ve adliye binası olarak da kullanılmış. En alt katındaki hapishaneleri görmek bu gün de mümkün.

Bizi en çok etkileyen tavan süslemeleri ve inanılmaz büyüklükteki salonları oldu. Bu saray deniz kenarında olduğu için de her katın her cephesinin manzarası da ayrı güzellikteydi.

San Marco Meydanı ve müzeleri gezdikten sonra vapurla Murano‘ya gittik. Murano, Venedik’in 1.5km kuzeyinde, “cam adası” olarak da bilinen bir ada. Burada bulunan pek çok cam atölyesinden tüm dünyaya satış yapılıyor. Bu adanın nasıl cam adası olduğunun hikayesi de çok ilginç. 1291 yılında Venedik’teki tüm cam ustalar yangın riskiyle bu adaya sürülmüş. Bu tarihten önce balıkçılık ve tuz üretiminin yapıldığı bu ada, daha sonraki yıllarda başlayan cam ihracatlarıyla beraber cam adası olarak anılmaya başlamış.

Bir kaç cam atölyesini ve burada yapılan cam eşyaların sergilendiği ve satıldığı mağazaları gezdikten sonra kanal kenarında biraz yürüdük. Bu gün önceki günden bile daha sıcaktı hava. Su bulabildiğimiz gölge alanlarda dinlenerek yürüyüşümüzü tamamlamak zorunda kaldık.

Murano’dan dönüşte Venedik’in hemen güneyindeki La Guidecca adlı adada indik vapurdan. Buradan Venedik manzarası harikaydı. Daha çok yerleşim yerlerinin olduğu bu adayı bir baştan bir başa yürüyerek bitirdik.

Bu ada Venedik’in kalabalığından uzaklaşmak ve hala kanalın, denizin ve manzaranın tadını çıkarmak için harika bir yer. Sokaklarda dolaşırken buranın turistik bir yerden çok mahalle havasında olduğunu, sokakta oynayan çocuklara bağıran annelerden, balkonlarda asılı olan çamaşırlardan ve yerel bakkallardan hemen sezdik.

Akşam üzeri tekrar vapura binip Venedik’e döndük. Şehrin daha önce gezmediğimiz yerlerinde yürümeye başladık. Bu kısımları ya daha sakin olduğu için, ya sıcak hava etkisini yitirmeye başladığı için, ya da gün batımı güzelliği her köşede hissedildiği için dün gezdiğimiz yerlerden daha çok sevdik.


(Eski bir gondol tershanesi)


(Venedik’in her köprüsüne asılmış, üzerinde isimler bulunan aşk kilitleri)

Sakin bir kanal kenarında oturup, ayaklarımızı suya sallandırıp güneşin batışını izledik. Bu kadar sakin bir gün batımı ve bu kadar güzel bir manzara ancak filimlerde olur sanırdım. Bu rehavet ve yorgunluk üzerine yerimizden ancak kalkıp yakındaki bir meydana yürüdük. Geceyi o meydanda Campari’yle hazırlanan harika bir kokteyl içerek tamamladık.

8 Yorum

    • benden cok selam soyle venedik’e :) onu simdiden cok ozledim, “en kisa zamanda yine gelecekmis” de :)

      Cevap

  1. öncelikle barışla birlikte çok güzel bir gezi ortaya çıkartmışsın tebrik ederim :) sayenizde gidemediğim yerler hakkında bilgim oluyor :)) benim aşk kilitleri dikkatimi çekti :)) türkiyede mum yakmak,çaput bağlamak :P venedikteki daha estetik bir uygulama :) fakat aşkları bitince gelip kilitleri çözüyorlar mı ? :)

    Cevap

    • Çok teşekkür ederim Cenan :) İnan aynı şey benim de aklıma gelmişti, çok riskli bir iş sonuçta. O kilit yüzünden ayrılmak isteyip de ayrılamayanlar var mıdır acaba? :) Bir şekilde geri dönüp çözmeleri lazım bence.

      Cevap

  2. ayyy bayıldım bayıldım. inşallah biz de gideriz bir gün ne kadar imrendim anlatamam :) bu yıl tatile çıkamadım ben işler yoğun olduğu için ama sizin adınıza çok sevindim sayenizde fotoğraflarla da yetinebiliyor insan :)

    Cevap

    • Duygucugum, tatile cikamamanin acisini en kisa zamanda cikarirsin umarim. Ben de bu sene tatilimi bir kac parca halinde kullandigim icin daha cok tatil yapmisim gibi hissediyorum :) Mutlaka bir gun gidin Venedik’e, benim aklim hala orada kaldi.

      Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.