Yazı
2 yorum

Fuji

Cumartesi sabahı erkenden kalkıp Fuji’ye giden trene yetiştik. Amacımız Fuji dağının çok güzel göründüğü Fuji-Q Highland adlı eğlence parkına gitmekti. İki saat süren yolculuğun ardından Fuji dağı tüm güzelliğiyle karşımızdaydı.

Fuji-Q Highland’in internet sitesinde Japonca’dan İngilizce’ye çevirip anlamaya çalıştığımız açılış saatlerine göre park sabah 9’da açılıyordu. Tüm roller coaster’larda çok sıra olabileceğini öğrendiğimiz için saat 9’da oraya varmıştık. Ne yazık ki açılış saatinin 7 olduğunu öğrendik vardığımızda (sabah 5’te yola çıkamayacağımız için bunu çok dert etmedik). Japonya’da bu hafta ‘golden week’ tatili olduğu için park epey kalabalıktı.

fuji2

fuji1

Her roller coaster için sıralarının başına bekleme süresini gösteren tabelalar koymuşlardı. İnanması güç ama hemen hemen hepsinde 3 buçuk – 4 saat yazıyordu. Barış o saniye ‘trene binip aynı yolu aynen geri dönelim’ dese muhtemelen arkama bakmadan döner giderdim, ama o kadar yolu gitmişken ve Barış o roller coaster’lara binmeyi o kadar istiyorken (ben böyle şeylere kesinlikle binemem, binersem korkudan ölürüm muhtemelen) onu kıramadım. Bunları yazarken dünyanın en saçma şeyini yaptığımızı yeniden farkediyorum ama o sırayı tam 3 buçuk saat bekledik!! Neyse ki bizimle beraber iki arkadaşımız daha olduğu için bu bekleme süresi daha çekilir hale geldi.

fuji3

Sıradayken aklımıza ‘priority’ bileti satılabilme ihtimali olduğu geldi. Bilet gişesine gidip sorduğumuzda bu biletlerin de erken saatlerde tükendiğini öğrendik. Biletin değerinin yaklaşık bir buçuk katı daha para verip belirli bir saat aralığında o biletin geçerli olduğu roller coaster’a sıra beklemeden binilen bu biletler o günümüzü kurtarabilirdi, ama bu konuda da yeterli araştırmayı önceden yapmadığımızı farkettik (eğlence parkı ilgim dahilinde olmadığından yeterlince çalışmamışım buraya sanırım).

Hadi biz deneyimsiz turistlerdik ve oraya kadar gitmişken binmeden dönmeyelim dedik, ama oraya bilerek ve isteyerek giden, her sırada neredeyse 4 saat bekleyerek tüm günlerini öldüren insanların gerçekten de yapacak daha iyi şeyleri olmadığına inanıyorum. Sıra bizimkilere gelene kadar geçen sürede bazen ikişer ikişer sıradan çıkıp atıştırmalık birşeyler alıp karnımızı doyurduk, bol bol sohbet ettik. Diğerleri sıranın başına yaklaştığında ben de parkı dolaşmaya başladım, sakin bir bankta oturup Fuji dağının manzarasına daldım.

fuji7

fuji5

fuji6
(Sevimli Japon çöp kutuları)

fuji8

Orada neredeyse tüm günümüzü harcadıktan sonra geri dönüş yoluna geçtik. Planımız yolda bir durakta trenden inip Fuji dağının fotoğraflarını çekmekti, fakat şanssızlığımızdan hava kapanmış, dağı sis ve bulut kaplamıştı, işte beni asıl üzen bu oldu. Bütün gün dağın güzelliğini izledim, ama yukarıdaki tek fotoğraf dışında burada Fuji dağının fotoğraflarını paylaşamıyorum.

Çok yorgun, üşümüş ve uykusuz bir şekilde Tokyo’ya döndüğümüzde o günümüzü güzelleştirebilecek tek şey geldi başımıza. Tokyo’daki arkadaşlarımız bizi efsane lezzette sushileri olan bir restorana götürdüler. O sushileri gördüğümde ve yediğimde günün tüm olumsuzluğu bir anda kaybolup gitti.

Bir tren istasyonunun içindeki bu salaş restoranda sıra beklerken (bu seferki 20 dakika sürdü) ilk dikkatimi çeken, daha sonra başka yerlerde de göreceğim, sandalyelerin altındaki sepetler oldu. İnsanlar çantalarını ve eşyalarını yer kaplamadan, başkalarını rahatsız etmeden muhafaza etsinler diye düşünülmüş bu sistem çok hoşuma gitti.

fuji9

Restoranda ortadaki alan mutfak, burada yaklaşık 4-5 kişi sürekli sushi hazırlıyorlar. Mutfağın etrafı müşterilerin bardaki gibi oturduğu tezgahla çevrili. Bu tezgah ve mutfak arasında da üzerinde yeni sushi tabaklarının eksik olmadığı bir bant dönüyor. Aç ve yorgun olunca gözümüzü daha da döndüren bu banttan güzel görünen tabakları bir bir alıp haklarından geldik :)

fuji12

Sevdiğim çeşit sushilerin yanında daha önce hiç yemediğim şeyler de denedim; deniz kestanesi ve yılan balığı. İkisi de çok lezzetliydi, sanırım deniz kestanesinin tadı biraz avokadoya benziyordu (tad alma duyum hiç gelişmemiş olduğundan ikisinin de tadını bilen birisi bu yorumuma anlam veremeyecektir muhtemelen) :)

fuji10

Karnımızı gereginden fazla doyurduktan sonra hesabı istedik. Hesabı çıkarmak için elektronik bir okuyucuyu üstüste duran tabak yığınından barkod okur gibi geçirdiler. Her tabak rengine göre farklı bir fiyat aralığını temsil ediyordu. Bu alet tabaklardaki farklı çipleri algılayıp toplam fiyatı hesaplıyordu. Bu hızlı ve akıllıca teknoloji bizi şaşırtmadı desem yalan olur :)

fuji11

Yemekten sonra müthiş yorgun ve tok bir şekilde otele döndük. Ertesi gün Kyoto öncesi Tokyo’daki son günümüzdü. Belki Tokyo’da en çok ilgimi çekecek bölgelerden biri olan Harajuku’yu son güne bırakmıştık…

2 Yorum

  1. Persembe tokyodayim da- sizin gezi programini kopyalayacagim resmen:) 10 gunu,uz olacak:) bu sushicinin adi nedir acabaaaa hatrinizda mi? Not ediyorum defterime de.)
    Blog icin tesekkurler faideli cok
    Sevgiler
    Nesli

    Cevap

    • Merhaba, iyi gezmeler dilerim :) Sushici’nin adini hatirlamiyorum ama Meguro metro istasyonun alt katinda bir yerdi.

      Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.