Yazı
0 yorum

Ninjo Kalesi ve Bambu Ormanı

Kyoto’daki üçüncü günümüzü şehrin kuzeydoğusuna ayırdık. İlk gezdiğimiz yer Kyoto Imperial Palace parkıydı. Kyoto’nun başkent olduğu yüzyıllarda saray olan binaların içinde bulunduğu park 1300 m’ye 700 m’lik geniş bir alanı kaplıyor.

Sarayın içini gezmek için çok önceden özel izinle rezervasyon yaptırmak gerekiyordu. Bizim yoğun gezi planlarımızda buna sıra gelmemişti açıkçası, o yüzden de yalnızca parkta dolaştık ve sarayın girişini fotoğrafladık.

kyotoimperial1

kyotoimperial2

Imperial Palace’dan 15-20 dakika yürüyerek Ninjo Kalesi‘ne vardık. 1626 yılında tamamlanan bu kale Unesco’nun dünya miraslarından biri olarak sayılıyor. Burada girişte aldığımız biletlerle Ninomaru Sarayı’nın içini gezebildik. Girişte ayakkabılarımızı çıkarıp girdiğimiz saray birbirine bağlı birkaç binadan oluşuyor. Her farklı odada sergiledikleri maketlerle Shogun ve askerlerin hiyerarşik düzenine tanıklık etmek mümkün. İçeride fotoğraf çekmek yasak olduğu için bu kısımdan fotoğraf paylaşamıyorum, fakat merak edenler buradan birkaç iç çekime göz atabilirler.

nijojo1

nijojo2

nijojo4

Kalenin en üst bahçesine çıktığımızda yine çok güzel bir manzarayla karşılaştık. Bu noktada kalenin en dış duvarlarını ve sarayın olduğu kısmı çepeçevre saran kare şeklinde iki ayrı su kanalının en içte olanını gördük. Su kanallarının kuş bakışı nasıl göründüğüne buradan bakabilirsiniz.

nijojo5

Kaleden ayrıldıktan sonra bambu ormanlarını göreceğimiz Arashiyama’ya gitmek üzere tren istasyonuna yürürken, herhangi bir yol üzerinde küçük bir tapınak gördük. Bu tamamen tesadüf eseri karşılaştığımız tapınağın bile çevresi ve bahçesi, bir süre durup fotoğraf çekmeyi hak edecek kadar güzeldi :)

onthe street2

onthe street1

Arashiyama‘ya vardığımızda burası bize küçük bir tatil kasabası havası verdi. Ara yollardan yürüyüp, kitabımızdaki yürüme rotasını takip edip, bazen rotadan çıkıp canımızın istediği tarafa gidip, yolda gördüğümüz bahçeleri ve evleri inceleye inceleye bambuların olduğu bölgeye vardık.

bamboo1

bamboo2

bamboo4

bamboo9

bamboo5

bamboo6

bamboo3

Hava o kadar ılıktı ki, bambuların gölgesinde kıvrılıp uyuyasım geldi. Bunu yapmamış olsak da, yoldaki küçük bir tapınağın merdivenlerine oturup önümüzde uzayıp giden yeşil yolu izledik. Güneşin batmasına yakın yerimizden kalkıp tren istasyonuna doğru yürümeye başladık.

Her yolun sonunda karşımıza çıkan güzelliklerden artık bahsetmiyorum bile..

bamboo7

bamboo8

bamboo10

Arashiyama’nın tren istasyonu da film sahnesinden fırlamış gibiydi. Hayatımda bu kadar dingin, bu kadar sade ve sakin bir yer görmemiştim. Bir kaç dakika bekledikten sonra gelen trene  bindik. Koltukları yeşil kadife kaplı bu tren bizi bu rüya gibi yerden alıp yavaşça gerçekliğe bıraktı.

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.