Yazı
1 Yorum

Ueno, Asakusa ve Skytree

Tokyo’da yeni bir güne uyanıp yollaraa düştük. Bugünün planında Ueno Park vardı. Tren istasyonuna giderken yolda gördüğümüz bir kafeye girip kahve ve kruvasan aldık. İsveç’te hayatımızın bir parçasıyken buraya gelince başka ilginç içecekler yüzünden unuttuğumuz kahve bizi kendimize getirdi.

İstasyonda tren beklerken ilginç bir detay gözüme çarptı. Tren durduğunda her kapısının sağına ve soluna gelecek şekilde oklar ve sıraya girilecek çizgiler yapılmıştı yerde. İnsanlar orta kısımı boş bırakacak şekilde bu yanlarda sıraya girip trenden inenleri bekleyip daha sonra trene biniyorlardı.

tokyoucuncugun1

Ueno durağında indiğimizde karşımızda kocaman bir park bulduk. Ueno Park 1873 yılında kurulmuş. Tokyo National Museum, National Museum for Western Art, Tokyo Metropolitan Art Museum ve National Science Museum başta olmak üzere 6-7 tane müzeye ev sahipliği yapıyor.

Imperial Palace’ın etrafındaki parklarda olduğu gibi burada da çok insan olmasına rağmen sakin bir hava hakimdi. Süs havuzlarının etrafında öğrenciler oyunlar oynuyor, yaşlılar kitap okuyorlardı. Hava güzel olduğu için bu hayat bize çok cazip geldi :)

tokyoucuncugun2

Tokyo National Museum için bilet alıp bu müzenin olduğu alana yürüdük. 1872 yılında kurulan bu müze Japonya’nın en eski ulusal müzesi olma özelliğine sahip. Müze, aynı avludaki beş farklı mimarideki binadan oluşuyor; Honkan (Japanese Gallery), Tōyōkan (Asian Gallery), Hyōkeikan, Heiseikan, Hōryū-ji Hōmotsukan (The Gallery of Hōryū-ji Treasures). Ana bina olan Honkan’daki kolleksiyon özellikle görülmeye değerdi.

tokyoucuncugun3

tokyoucuncugun5
(Müze girişindeki şemsiye koyma yerleri)

tokyoucuncugun6
(Katana kılıcı, Honkan)

tokyoucuncugun17
(Honkan’ın arka bahçesi)

tokyoucuncugun8
(Yazıtlar, Honkan)

tokyoucuncugun9
(Müze bahçesi)

Bu binaların şu an kapalı olan bir tanesi dışında hepsini gezdik. Alışık olduğumuz tarzın dışındaki bu eserler çok ilgimizi çekti. Japonya’ya ait gördüğümüz her parçayı kafamızdan bir Japon filmiyle eşleştirmeye çalıştık. Müze çıkışında epeyce yorulmuştuk, gördüğümüz bir dondurma arabası imdadımıza yetişti. Siparişlerimizi alan dondurmacı buzluğundan plastik kaplar içinde istediğimiz aromlalı dondurmaları çıkarıp bu kapları bir makinaya yerleştirdi. Düğmesine bastığında dondurma bu makinadan külahlara fotoğraflardaki dondurma şeklinde döküldü. Bu basit teknoloji beni bir anda mutlu etti :)

tokyoucuncugun10

Parkın devamındaki Tosho-gu tapınağına doğru yürüdük. Tapınağın girişindeki peony bahçesi tapınağın kendisinden daha çok ilgimi çekti bir anda (Tapınak bakımda olduğu için onu göremedik zaten). En sevdiğim çiçeğin peony olduğundan bahsetmiştim daha önce, bu bahçenin beni ne kadar sevindirdiğini tahmin edemezsiniz.

tokyoucuncugun12

tokyoucuncugun11

tokyoucuncugun13
(Tapınak yolu üzerindeki Hiroşima ve Nagazaki ateşi anıtı)

tokyoucuncugun14
(İnsanların dileklerini astıkları yer )

tokyoucuncugun15
(Sokak yemekleri)

Ueno bölgesinden sonra Tokyo’nun en gösterişli, en eski ve en kutsal tapınağı olan Senso-ji’nin bulunduğu Asakusa bölgesine gittik. İstasyon’dan çıkıp doğru caddeyi bulduğumuzda, günlerdir elimden düşürmediğim Tokyo kitabımın üstündeki resimden burayı hemen tanıdım. Kaminarimon kapısından geçtikten sonra tapınağa kadar giden yol üzerinde sağlı sollu pek çok küçük dükkan bulunuyor. Bunların çoğunda hediyelik eşyalar ve yiyecekler satılıyor.

tokyoucuncugun16
(Kaminarimon kapısı)

tokyoucuncugun17

tokyoucuncugun18

tokyoucuncugun19
(Hozomon kapısı)

tokyoucuncugun21

Tapınakların etrafını dolaşıp, bir kaç iyi dilekte bulunup, bu kutsal bölgeyi Japonların yaptıkları gibi eğilerek selamlayıp, bir kaç kilometre ötemizden bize bakan Tokyo SkyTree‘ye doğru yürüdük. İki kilometrelik yol boyunca bu binanın özelliklerini ve tarihini okuduk, dünyadaki diğer kulelerle karşılaştırdık, en üst katına çıkmanın ne kadar ilginç olacağını hayal ettik.

tokyoucuncugun22

tokyoucuncugun23

Kulenin girişine vardığımızda saat 18:30’du. Üzerinde 19:00-19:30 yazılı iki kağıt verdiler ve bu saatler arasında binaya girebileceğimizi söylediler. Etraftaki çılgın Japon oyuncak mağazalarında yarım saatin nasıl geçtiğini bile anlamadan kendimizi yeniden sırada bulduk. Kuyruk o kadar uzundu ki, bilet gişesine vardığımızda saat 20:00’yi geçiyordu.

634 metre uzunluğundaki SkyTree dünyanın en uzun kulesi ve en uzun ikinci yapısı (ilki 828 metreyle Dubai’deki Burj Khalifa) olma özelliğini taşıyor. 50 saniyede 350 metre yüksekliğe çıkan (maximum hızda 600 m/min) asansörlerle bu kattan manzarayı izledik. Biraz daha yükseğe çıkabileceğimizi öğrenince de ekstra bilet alıp ikinci bir asansörle 450 metre yükseklikteki bölüme çıktık. Camla tamamen kapalı olan bu katlar bina yeterince güven verse de epey ürkütücü geldi. Kuleyi çepeçevre sardığı için tüm açılardan Tokyo’yu görme şansımız oldu. Hem o kadar yükseğe çıkmak hem de Tokyo’yu gece izlemek inanılmaz bir deneyim oldu.

tokyoucuncugun24

Saat 22:00’a doğru otele dönerken, tüm gün koşturmaktan pek birşey yemediğimizi farkedip yakınlardaki küçük bir Japon fast food restorana girdik. Garsonlarla çatpat anlaşmaya çalışarak ve menüdeki resimlere bakarak seçtiğimiz yemeklerle karnımızı doyurduk. Şimdi yarının planını yapar yapmaz uyuyacağız. Yorgun olsam da günü gününe yazıları yetiştirip yayınlamak çok hoşuma gitti :)

1 Yorum

  1. Bu, Japonya dan naklen yayın oluyor. Sayenizde bizde oraları görmüş gibi olacağız. Teşekkürler.

    Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.