Yazı
5 yorum

Üsküp

Makedonya’daki son günümüzü Üsküp‘e ayırdık. Tarihi milattan önce 4000’li yıllara uzanan bu şehir Yugoslavya dağıldıktan sonra, 1991 yılında Makedonya’nın başkenti olmuş. 1963 yılında yaşanan büyük depremle şehrin çoğu yerle bir olduğu için çok insan hayatını kaybetmiş, evlerinden olmuş ve tarihi yapılar çok zarar görmüş.

O süreden beri şehrin yeniden yapılanması için çalışmalar yapmışlar, Japon mimarlardan yardım almışlar. Bugünkü hükümet de bu çalışmalara katkıda bulunmak için ‘Üsküp 2014‘ projesini başlatmış. Bu projenin amacı şehre daha klasik ve tarihi bir hava katmakmış. İyi mi yapmışlar? Bence hayır.

uskup_04

Jordanka ve Nikola iki senedir Makedonya’ya gitmedikleri için, Üsküp’ün yeni halini ailelerinden duydukları dışında, bilmiyorlardı. Onlar da bizimle turist gibi gezip şehrin bu yeni haline şaşırdılar. Ana caddelerden birine yaptıkları, üzerinde ‘Makedonya’ yazan, Paris’teki ‘Arc de Triomphe’ taklidi tak absürd görünüyordu.

Şehrin içinden geçen Vardar nehri etrafında pek çok bina vardı. Bunlardan çoğunu restore edilmiş tarihi binalar zannettik, fakat öğrendik ki hepsi yeni binalarmış, proje kapsamında ‘tarihi görünümlü’ binalar yapmayı amaçlamışlar. Bu da bize biraz garip geldi, çünkü yakından inceleyince yepyeni görünen binaların eski bir modele göre inşa edilmiş olmaları hem zihnimize zaman kayması yaşattı, hem de Jordanka’nın dediği gibi gelecek adına tarihi kandırmak gibi geldi.

Bir de tarihi hava katmak adına her yere koydukları sayısız heykeller vardı. Yine eski görünümlü inşa edilmiş yeni köprülerin üzerine tepeleme doldurdukları, bir kısmı Makedon bile olmayan kişilerin heykelleri vardı. Bu köprüler ve heykeller yalnızca ‘yapmış olmak için yapılmış’ izlenimi veriyorlardı. Pek çok kişiden şu lafı duydum ‘Bu hükümet yiyor ama yapıyor, bir öncekiler hiçbir şey yapmıyordu’. Ne kadar tanıdık bir laf değil mi? Kimsenin günahını almak istemem ama bu yapılan inşaatların güzel bir para aklama yöntemi olduğunu söylüyorlar.

Üsküp’ün bu kısmı hepimize göre epey ‘kitsch’ görünüyordu. (Bu konuda yazılmış bir makaleye buradan göz atabilirsiniz)

uskup_14

Nehir kenarındaki kafelerin arasından yürüyüp büyük meydana vardığımızda gördüğümüz gerçek tarihi köprü bizi biraz rahatlattı :)

Barış ve Yafen çalışmak zorunda olduklarına karar verince, sürekli yanlarında taşıdıkları bilgisayarlarıyla bir kafeye oturdular. Biz de güneşe yarım saat daha dayanabileceğimizi düşünüp biraz daha şehir turu yapmaya karar verdik.

uskup_16

uskup_17

Aşağıdaki fotoğraf ilk bakışta bir şey ifade etmiyor gibi görünse de ne yazık ki anlamı büyük. Bu alan ana meydandaki ağaçlık alanlardan biri. O kepçeyi orada gördüğüm an tüylerim diken diken oldu. Refleks olarak o tarafa yürüdüm ve o alanın neden çevrelendiğini sordum. Aldığım cevap ‘ağaçlar sökülüyor, buraya bina yapılacak’!! Yalnızca ‘direnmelisiniz, biz öyle yapıyoruz’ dedim. Yapacak birşey olmadığını söylediler, içim ezildi.. Bir gün o parkın yerine yapılacak şeyi gördüğümüzde buranın nasıl olduğunu unutmayalım diye bu fotoğrafı yayınlamak istedim.

uskup_09

uskup_10
(Eski köprünün yanındaki yeni 1.Iustinianus heykeli)

Gerçek tarihi köprüyü geçip şehrin depremde çok az hasar görmüş, Osmanlı etkisinin fazlaca bulunduğu, eski pazar bölgesini gezdik.

uskup_11
(İki bina arasındaki yazı. Benim için ‘Her yer Taksim, her yer direniş’)

Üsküp’ün bu bölgesi eskiden yalnızca zanaatkarların dükkanlarının olduğu bir pazar bölgesiyken, şimdi daha yeni dükkanlara da ev sahipliği yapmaya başlamış. Ara sokaklardan yürüyerek Kapan Han‘a geldik. Osmanlı zamanında İshakoğlu İsa Bey tarafından 15. yüzyılda inşa edilmiş bu han içinde bulunan bir kaç kafe oraya güzel bir hava katmıştı.

uskup_12

uskup_05
(Bir kafenin penceresi)

uskup_13
(Çarşıdaki börekçi)

uskup_06
(Atıl durumdaki eski bir kahvehanenin camı)

uskup_07
(‘Evliya Çelebi’ sokağı ve Türk esnaf)

Biraz dolaştıktan sonra Osmanlı zamanında kervansaray olarak yapılan Kursumli An‘a (Kurşunlu Han) vardık. 16. yüzyılda han olarak kullanılan yapı 18. yüzyılda hapishaneye çevrilmiş. Bugün binanın bir kısmı müze olarak hizmet veriyormuş (tadilatta olduğu için bu kısmı gezemedik). Bahçesinde ise klasik müzik konserleri veriliyormuş. Bizim orada bulunduğumuz günlere denk gelmedi ama bu tarihi avluda müzik dinlemek çok keyifli olurdu eminim.

uskup_08

uskup_01
(Üsküp gece hayatının en popüler barları bu eski evler arasına kurulmuş)

Yeni Üsküp ne kadar yapay ve çirkinse, eski Üsküp de o kadar güzel ve sıcaktı. Bu kısmı gezmeyi bitirdiğimize öğle güneşi iyice güçlenmişti. Barış ve Yafen’i bıraktığımız kafeye kendimizi zor attık. Orada mola verip onların çalışması bitene kadar birer buzlu kahve içtik. Eve dönmeden önce şehirde biraz daha yürüyüş yaptık.

uskup_02
(Üsküp doğumlu Rahibe Teresa‘nın adına yapılmış anı evi)

uskup_03
(Deprem olduğunda çoğu yıkılmış, duvarındaki saat o anda durmuş olan eski tren istasyonu. Bugün bir kısmı Üsküp şehir müzesine ev sahipliği yapıyor.)

Gezimizi tamamlayıp sıcaktan bitmiş bir şekilde eve döndük. Jordanka’nın anne ve babası bizi yine hazır bir sofra ve bir sürü güzel yemekle karşıladılar. Yemekten sonra valizlerimizi hazırlayıp ailelere veda ettikten sonra, günlerdir şoförlüğümüzü yapan Aleksander bizi havaalanına bıraktı.

Uçağımız iki saat rötar yapınca biraz daha çalışmaya karar veren Yafen ve Barış’ı bir masada bırakıp, Jordanka ve Nikola’yla üç günlük gezimizin kritiğini yaptık ve fotoğraflara baktık. Her iksinin de ailesi yeterince kalmadığımızı ve daha yemediğimiz bir sürü yemek olduğunu düşündükleri için onlara yeniden Makedonya’ya gitme sözü vermiştik. Belki gelecek sene yine geliriz diye düşündük, bu senelik Makedonya’ya veda ettik.

5 Yorum

  1. Üsküp’ün yeni görünüşüyle ilgili yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum, ben de Ocak 2014’te gittim. Yeni yapılan heykeller ve binalar resmen insanın üzerine üzerine geliyor, çok yapay ve sıradanlar. O kadar çoklar ki sanki Taş Köprü’ye inat yapılmış hepsi.Keşke eski günlerini görebilseydik, sanırım bunun için biraz geciktik. Sevgiler

    Cevap

  2. Merhabalar, yazdıklarınız çok güzel ama Osmanlı ve Türklerle ilgili bir fotoğraf bir cami bir Osmanlı eseri koymamanız beni çok üzdü. Üsküp’ü Üsküp yapan Osmanlı İmparatorluğudur. 500 yıl orada hüküm süren bir milleti yok sayamazsınız. Sizi kınıyorum

    Cevap

    • Merhaba, kisisel bir blog yazisinda bir milleti yok saymis olamam tabi ki. Ben kendi gezdigim gordugum yerleri yazdim ve fotografladim, bu bir resmi turist bilgi yazisi degil. Sevgiler

      Cevap

  3. Evler arasinda gece hayatı bar kafe dediğiniz yer, Üsküp Türk Osmanlı çarşısının çok önemli Bedestenidir, İsa bey’in babası İshak bey inşa etmiştir akabinde çarşı etrafında teşekkül etmiştir, ki bu çarşı balkanların en büyük çarşısıdır, merkezinde Murat paşa camii inşa edilmiştir, sevgiler.

    Cevap

    • Merhaba Abdullah Bey, verdiginiz bilgiler icin cok tesekkurler.

      Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.