Yazı
9 yorum

Oslo

Cuma günü iş çıkışı Barış’ın “Hadi Oslo’ya gidelim!” demesiyle aniden Oslo’ya gitmeye karar verdik :) Yıllardır çok yakınında oturduğumuz bu şehre hep gitme planları yapmış, fakat bir türlü gerçekleştirememiştik. İnternetten o gece kalacak bir yer ayarladık, yanımıza bir kaç eşya aldık ve arabaya atlayıp yola çıktık.

Yolda bir kaç kez durup, artık çok geç kararan havada eşsiz İskandinav yazı manzarasını izledik, bir yerden kahve aldık, ve 3 saat sonunda Oslo’ya vardık.

oslo17

Normalde daha önce hiç gitmediğimiz bir ülkeye gideceğimiz zaman, önceden mutlaka orayla ilgili araştırma yaparım, fakat bu sefer çok acele karar verdiğimiz için yolda giderken telefonumun internetinden Oslo’yla ilgili bir şeyler okuyabildim. Bir de pek çok şehir için sıklıkla kullandığımız TripAdvisor‘ın Oslo uygulamasını indirdim.

Norveç sınırından geçtikten sonra olan değişiklik yalnızca yol tabelalarının renginin mavi ve sarıdan, beyaz ve kırmızıya değişmesi oldu. Geri kalan herşey aynı görünüyordu :) Oslo’ya vardıktan sonra arabayı ve eşyaları bırakıp şehirde yürüyüş yaptık. İlk izlenimlerime göre deniz kenarını Göteborg’a göre çok daha verimli ve güzel değerlendirmişlerdi. Bir liman şehri olarak yapılanıp büyüyen Göteborg’da su kenarlarında malesef pek fazla restoran ve kafe bulunmuyor. Oslo’yu belki Göteborg’la değil Stockholm’le karşılaştırmalıyım ama hem Göteborg’da yaşadığımız için, hem de bu iki şehir büyüklük olarak birbirlerine daha yakın oldukları için gezi boyunca ister istemez hep bunu yaptım.

Artık iyiden iyiye uzayan günler Oslo’da varlığını daha çok hissettiriyordu. Akşam saat 22:00’yi geçmesine rağmen hava kararmamıştı. Şehri biraz dolaştıktan sonra internette bulduğum Schouskjelleren‘e gidip, kendi biralarını üreten bu barda bira içtik. Hava şansımıza çok güzel olduğu için sokağa koydukları masalardan birine oturup Oslo’yu izledik. Oraya yürürken sesler duyduğumuz bir avluya kafamızı uzatıp bakınca buranın da bir bar olduğunu görmüştük. Aklımızda kalmasın diye Schouskjelleren‘den sonra oraya uğradık. İçerde biralarımızı almış dışarı çıkarken insanların akın akın içeri girdiklerini gördük. Birisi bizi uyarınca öğrendik ki saat 00:00’den sonra dışarıda içki içmek yasakmış. Sırf avlusu için geldiğimiz bu barda birlarımızı bitirip, biraz daha Norveçlileri gözlemleyip yürüyerek otelimize döndük.

Otel odasında Oslo’yla ilgili bir rehber bulunca çok sevindim, kahvaltı sırasında TripAdvisor’da bulduğum bilgileri bu kitapçıktaki ilgimi çeken yerlerle birleştirip hemen bir gezi planı yaptım. Tabi ben yer yön bulma konusunda inanılmaz beceriksiz olduğum için, o yerleri bulup bizi gezdirmek Barış’ın göreviydi :)

oslo19

İlk görmek istediğimiz yer Oslo Opera binasıydı. 2007 yılında yapılmış opera binasının tasarımında buz dağından esinlenmişler. Mimari olarak çok değişik görünen bu binanın en üstüne iki yanından uzanan kısımdan çıkılabiliyor. Güzel bir Oslo manzarası izlediğimiz tepede bu yapının dümdüz beyaz zemini çok ilgimi çekti.

oslo20
(Opera binasının yakınında sudaki gemi heykeli)

oslo21
(Opera binası tepesinden Oslo manzarası)

oslo22
(Bahçedeki Norveçli ünlü opera sanatçısı Kristen Flagstad heykeli)

Bu arada güneş çıkmış, gün ısınmıştı, herşey daha güzel, herşey bir başka göründü. Şehirdeki çiçek pazarı da bu keyfime keyif kattı.

oslo13

oslo14

oslo15
(Oslo katedrali)

oslo16
(Eski bir bina)

Oslo’da en çok görmek istediğim yerlerden biri de Norveçli ressam Edvard Munch‘un ünlü ‘The Scream‘ tablosunun bulunduğu National Gallery‘e gitmekti. Kapısına kadar gidip kapalı olduğunu, 2 Haziran’da yeniden açılacağını görmek beni üzdü. National Gallery’nin bahçesindeki Gustav Vigeland‘ın ‘Mann og Kvinne’ (adam ve kadın) heykelini görünce sevincim yerine geldi ve Gustav Vigeland’ın heykelleriyle dolu olan Frogner Park’a gitmek için sabırsızlandım.

oslo9

Bir kaç kilometre uzağında olduğumuz parka tipik yemyeşil İskandinav parklarından, güzel mahallelerden geçerek yürümeye başladık. Bir şehri gezmenin en güzel yolunun yürümek ve istikamet belirleyip gözüne kestirdiğin yollardan gitmek olduğunu düşünürüm hep. O gün de sohbet ede ede yol ağızlarında ‘hadi bu taraftan’ gidelim diye diye Oslo’nun birazını yürümüş, farklı sokaklarını görmüş olduk.

oslo10

oslo11

oslo12
(Yolun köşesinde çok güzel bir kafe)

Frogner Park 450.000 metrekarelik çok geniş bir alanı kaplıyor. Bu parkın bir kısmı Vigeland Park olarak anılıyor. Bu kısım Gustav Vigeland’ın kendi yaptığı 212 tane heykelle dolu ve dünyanın en büyük heykel parkı olma özelliğini taşıyor.

oslo3

Hepsi insan figürlerinden oluşan bu heykeller beni büyüledi. Yeniden insan figürü heykellerin gerçekçiliğine ve bir insanın bunu nasıl yapabildiğine şaşırdım kaldım. Birbirinden çekici bu heykellerin bazılarına buradan göz atabilirsiniz.

oslo4

oslo5

oslo6

Parkta bu güzel günün tadını çıkardık. Güneşe doyduktan sonra yeniden şehre gittik.

oslo1
(Oslo Nobel Peace Center)

oslo7
(Belediye binası)

Son olarak, bir gün öncesinden gözüme kestirdiğim bir kafede kahve içip birşeyler atıştırdık. Avlusunu beğenip daldığımız bu kafe (Bare Jazz) bir caz kafeymiş. İçerde çok güzel müzikler çalıyordu. Sesi dışarı kadar gelen bu müzikleri bu güzel günde avluda dinlemek ayrı bir keyifti.

oslo2

oslo8

Akşamüstüne doğru Oslo’dan ayrılma vaktinin geldiğini düşünüp Göteborg’a doğru yola çıktık. Daha önce yalnızca İsveç sınırlarını gördüğüm Norveç’e sonunda gerçekten gitmiş saydım kendimi. Görülmesi gereken yerler listemde bu ülkenin fiyortlarını saklı tutuyorum hala.

9 Yorum

  1. Fijordlari kesinlikle tavsiye ederim, insanin nefesi kesiliyor doganin guzelligi karsisinda. Bergen’de yasiyorum ama Oslo’nun yeri nedense hep ayridir bende. Bergen cok kucuk bir sehir (Norvec’in ikinci buyuk sehri aslinda) oldugu icin Oslo’da kendimi medeniyete ulasmis gibi hissediyorum :)

    Cevap

    • Ben de ayni duygulari Stockholm icin yasiyorum bazen :) Bergen’e de gelecegim mutlaka!

      Cevap

  2. Çok güzelmiş:) Umarım en kısa zamanda fiyortları da görürsünüz, biz de buradan izlenimlerinizi ve tavsiyelerinizi okuruz.

    Cevap

  3. Gerçekten çok güzel ve nezih bir yere benziyor.Heykeller dikkatimi çekti,Türkiye’de olsa kaç defa kaldırılırdı bilmiyorum bir takım zihniyetleri rahatsız ettiği için..Maalesef böyle demokratik ülkeleri imrenerek izliyorum ama sizin adınıza mutlu oluyorum tabi,iyi gezmeler:)

    Cevap

    • Norvec fiyordlarina bol zaman ayirmanizi oneririm. Isvec’te Stockholm disinda bati yakasinda da gorulecek cok guzel yerler var. iyi gezmeler dilerim, sevgiler.

      Cevap

    • Serin olabilir, mutlaka ince bir ceket, polar bulundurun yaninizda.

      Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.