Yazı
1 Yorum

Railay Beach

Ko Samui’den sonra uçakla Andaman denizine kıyısı olan Krabi’ye geçtik. Bu bölgede kalacağımız yeri yapmak istediğimiz aktivitelere göre belirledik ve Krabi’nin merkezi yerine, başka sahillere ve adalara ulaşımı daha kolay olan Ao Nang’da kaldık. Ao Nang küçük bir kasaba, üstelik denize girmek için pek güzel sahilleri yok, fakat buradan Tayland’ın ünlü ahşap tekneleriyle cennet gibi sahillere günübirlik gitmek çok pratik.

Sabah kahvaltısından sonra o gün boyunca ihtiyacımız olacak deniz gözlüğü, güneş kremi, havlu, oyun kartları gibi şeyleri bir çantaya doldurup Ao Nang sahilinden bizi Railay Beach’e götürecek ahşap tekneleri bulduk (fotoğraf makinamı yine yanıma almadım, cep telefonuyla çektiğim fotoğrafları paylaşıyorum). Railay Beach o bölgenin en güzel sahillerinden biri. Genellikle günübirlik gidiliyor, fakat orada konaklamak isteyenler için bungalowlar ve bir kaç otel de bulunuyor. Arabayla ulaşım mümkün olmadığı için orada konaklayacaklar dahil herkes bu ahşap teknelerle sahile ulaşabiliyor.

20140425_104906

Ao Nang’dan Railay’e yol 10-15 dakika sürdüğü için doğanın güzelliğini incelerken zaman nasıl geçti anlamadan kıyıya vardık. Buradaki yer şekilleri tam anlamıyla büyüleyiciydi. Hep turizm dergilerinde ve fotoğraflarda gördüğümüz denizden göklere uzanan kayalıklar, masmavi deniz ve beyaz kumlar insanın nefesini kesiyordu. Teknemiz kıyıya yaklaşınca suya atlayıp kumlara ayak bastık ve bir kaç dakika kımıldamadan bu güzelliği izledik.

20140425_110155

20140425_115836

Havlularımızı gölge bir ağaç altına serip soluğu denizde aldık. Metrelerce ilerlesek dahi en derin omuz hizamızda kalan suda kayalık kısmı geçene kadar yüzdük. Arkamızı dönüp kıyıya baktığımızda cennette olduğumuzdan emin gibiydik :) Yukarıdaki fotoğraftaki kayayı yakından görmek için onun dibine kadar yüzmeye çalıştım, fakat yaklaştıkça bel hizamdan dizlerime kadar alçalan suyun içindeki keskin kayalar buna izin vermedi.

Öğle saatinde denizin suyu metrelerce, o kadar çok çekildi ki, sabah aralarından yüzmeye çalıştığımız denizin dibindeki taşlıklar bir anda kıyının bir parçasıymış gibi kaldı (alttaki fotoğraf).

20140425_131427

20140425_131542

Railay Beach doğu ve batı olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Bizim Ao Nang’dan ulaştığımız, yüzmeye daha elverişli ve daha hareketli olan tarafı batı Railay. İki kısım arasında küçük tepelik bir orman bulunuyor. İnsanlar iki kısım arasında gide gele ormanda doğal bir patika oluşmuş. Zorlu kısımlar için bizim İsveç’te treking yaparken alışkın olduğumuz kalın halatları ağaçların arasında bağlamışlar, böylece bu halatlardan destek almak mümkün olmuş.

Biz durur muyuz? Öğleden sonra üzerimizde mayolar ve parmak arası terliklerle, havluları sırtımıza atıp patikaya daldık. Müthiş sıcağa rağmen ağaçların gölgesiyle nispeten serinleyen ormanda 10 dakika tırmanıp indikten sonra doğu kısmına ulaştık. Buradaki kayalıklar daha da büyüleyiciydi. Kendimiz görünce, daha önce bahsettikleri gibi buranın daha çok kaya tırmanışı yapanların bölgesi olduğunu anladık. Bu kayalıklar kireç taşından oluştuğu için Railay tırmanışçılar arasında oldukça popüler bir mekan.

20140426_120929

Yine bir ağacın altına yerleşip arada yüzdük arada dinlendik. Batı tarafından farklı olarak burası biraz daha sakindi, barlar ve restoranlar daha derme çatmaydı. Kamp ve tırmanış yapanlar daha çok bu kısımdaydı. Bir de etraf kelebeklerle doluydu :) Ağaç altında otururken etrafımızda uçan kelebekler bana yine buranın gerçekliğini sorgulattı. Bu açıdan da bana burası, ilk anda olduğu gibi Kelebekler Vadisi’ni anımsattı.

20140426_121005

20140426_120940

İki gün boyunca Railay’e gelip aynı düzeni tekrar ettik. Burada geçirdiğimiz süre boyunca yaptığımız en güzel şey kano kiralayıp denize açılmak, kayalıkları yakından görmek oldu. Kanoyla gezdiğimiz iki saat boyunca kıyıdaki kayaları takip ederek her köşeden sonra yepyeni bir dünyaya ulaştık. Denizin ortasından çıkan kayalıkların etrafından dolaştık, kayaların altında oluşmuş mağara gibi küçük oyuklara girdik, üzerimizden kayalardaki yuvalarına uçan kuşları izledik, etrafımızda sıçrayan rengarenk balıklara baktık. Gündüzleri muhtemelen su altında kalan, öğlen olunca kumları ortaya çıkmış küçücük bir sahil keşfettik. Burada kanoları sahile çekip kumlara uzandık, şeffaf sularla oynadık, deniz kabukları topladık, gerçeklikle bağlarımızı tamamen kopardık.

Akşamüstü olduğunda geri dönme vakti gelmişti. Yine ahşap botlara binip, güneş batarken Ao Nang’a ulaştık. Ao Nang’daki üç günümüzün ikisini bu masal sahilinde geçirdik. Son günümüzde ise sürat teknesiyle bir tura katıldık. Bu turda Phi Phi adası, Maya koyu (Beach filminin çekildiği yer), Bamboo adası, Viking mağarası, Pileh koyu, Lohsamah koyu ve Hin klarng’ı gezdik, şnorkelle daldık, bu sefer çok daha değişik su altı canlıları gördük.

Her zaman olduğu gibi -sanırım yalnızca denizde oluyor bu- korkusuzca tekneden altayıp en derinlere ben daldım :) Denizin derinlerinde gördüğüm deniz kestaneleri, deniz hıyarları (evet adı böyleymiş), mecanlar ve balıklara dokundum. Deniz yüzüne çıkmak bilmedim (sanırım bu yüzden kulaklarım hala tıkalı). Son günkü tekne turuyla ilgili fotoğraf paylaşamıyorum, çünkü yanıma deniz gözlüğüm ve havlum dışında hiçbir şey almadan gittim. O güzel yerleri fotoğraflayamadım ama o anların tadını çıkardım, telefonum, fotoğraf makinam yerinde mi diye tasalanmadan kendimi doğaya teslim ettim. Hafızamda o kadar güzel kareler var ki, bunlar beni yeniden oralara gitmek için epey süre motive edecek gibi duruyor.

20140425_174540

20140425_182605

1 Yorum

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.