Yazı
9 yorum

Çıralı – Olimpos

Bu yıl yaz tatilini yine yaz sonuna bıraktık. Yine, her sene başka yere gitmeye gönlümüzün varmadığı, vazgeçemediğimiz, zaten vazgeçmemize gerek olmayan Çıralı’ya, yine Yavuz Otel’e gittik. Yine, evimizin rahatlığı her yerdeydi. Dünyadan uzak, Türkiye’nin içinde Türkiye gündeminden uzak, kafamız işten güçten uzak inanılmayacak kadar güzel bir hafta geçirdik.

Sabahları, Ahmet Bey’in her gün tertibini koruduğu bahçedeki masalarda, Münevver Hanım’ın hazırladığı kahvaltıları yapıyorduk. Kahvaltının ardından bahçenin bir köşesindeki köşk’e çıkıp kahvelerimiz eşliğinde günün gazetelerini okuyorduk. Bu kısım keyfimize göre uzuyor veya kısalıyordu. Sonrasında deniz kenarına gidip kitaplarımızı okumaya orada devam ediyorduk.

SONY DSC

SONY DSC

SONY DSC

SONY DSC

Denize girip, yüzüp, çıkıp, güneşe yatıp, kuruyup, şezlongda uyuklayıp, uyanıp, kitaplarımıza kahvaltı sonrasında kaldığımız yerlerden devam edip, az sonra yine denize girip, yüzüp, çıkıp, güneşte kuruyup, acıktığımızı farkedip arkadaki restoranlarda bira-patates yiyip içip, yeniden denize girip, bu sefer daha çok kalıp, çıkıp, güneşe yatıp, kuruyup, kitap okuyup… böyle zamanın nasıl geçtiğini anlamadan, bu yaptıklarımızın bir anında bile sıkılmadan akşamı ediyorduk.

İlk günün, deniz kenarında şezlonga ilk yattığım anında “Şu an çok mutluyum, hayattan güneş ve deniz dışında hiçbir beklentim yok” demiştim, tatil boyunca da bu düşüncedeydim.

Akşamları ya deniz kenarındaki restoranlarda, ya da yol üzerindeki ev yemekleri yapan küçük lokantalarda yemeğimizi yiyip, bahçedeki -artık bize ait sayılan- köşkte veya sabah güneşlendiğimiz şezlonglara dönüp mehtaba karşı şarap içip alakalı alakasız dünya meselelerinden bahsediyorduk. Tatilin verdiği vurdumduymazlık ve rahatlıkla, başladığımız hiçbir cümle doğru düzgün sonlanmıyor, açtığımız hiçbir konu bir sonuca bağlanmıyordu. Görmediğimiz ülkelerden konuşurken bir anda melisanın hangi iklimde yetiştiğinden, oradan da güneş kreminin kaç faktör olması gerektiğinden ve doların ne kadar değer kazandığından bahsediyorduk. Tatil fiziksel olarak dinlenmek olduğu kadar, kafanın da dinlenmesi değil miydi?

SONY DSC

SONY DSC
(Bahçedeki palmiyenin gidip gelip atıştırdığımız meyveleri)

SONY DSC
(Bir akşam yemeğe gittiğimiz, akarsuyun üzerinde balık yediğimiz Ulupınar)

SONY DSC
(Çıralı sahilinden Olimpos’a yürürken)

SONY DSC

SONY DSC
(Antik kente açılan koy)

SONY DSC

SONY DSC

SONY DSC

SONY DSC
(Antik kentten gece doğumu)

SONY DSC

SONY DSC

Yine huzur dolu, her anının değerini yaşarken bildiğimiz ve her nefesini farkında olarak aldığımız bir tatil geçirdik Çıralı’da. Yavuz Otel her zamanki gibi evimizdi, deniz her zamanki gibi özgürlüğümüzdü. Ahmet Bey ve Münevver Hanım’a seneye görüşmek üzere veda ederek ayrıldık.

Bu tatilde bir sürü kum tanesine değdim. Uzun yıllardır ilk defa koruyucu krem sürmeden güneşe yattım. Dolunayda denize ayaklarımı sokup ‘aya gitmek ne ürkütücü olurdu’ diye düşündüm. Köy mezarlığındaki yüz yıllık, dağılmış mezar taşlarını gördüm. Açık camdan, melisa çiçeklerinin geceleri patlayan kokusunu duyarak uyudum, bu kokuyu bir yaz daha duyduğum için kendimi mutlu hissettim. Kelebek yüzüşümü geliştirdim, hiç yorulmadan kırk kulaç atabildim. Sonra boyamak üzere sahilden taş topladım. Nefesimi en uzun süre tutma yarışı yaparak suyun altında balıkları izledim. Sabah erkenden kalkıp kimse ortalarda yokken denize girdim. Karıncaları ezmeden yürüdüm. Her sabah süt içtim. Bikini izime sevindim… dinlendim, yenilendim, huzur doldum…

9 Yorum

  1. bir kaç ay önce keşfettim siteni. Sana bayıldığımı söylemeden edemeyeceğim. Yazılarının hepsini bir çırpıda okudum ve artık seni arkadaşım gibi hissediyorum :). Her gün” bugün bişeyler paylaşmış mı Gizem acaba?” diyerek siteyi açıyorum. Tatilinin güzel geçmesine çok sevindim. Sabırsızlıkla başka paylaşımlar bekliyorum. :)

    Cevap

    • Cok cok sevindim yazdiklarina, umarim bir gun tanisiriz gercekte de :)
      sevgiler..

      Cevap

  2. Bu anlatilanlardan sonra seneye bende gelmek istiyorum.denize giremesemde sizin yaninizda olmak istiyorum.sizi cokkk seviyoum.

    Cevap

  3. Çok isterim. Bir İstanbul ziyaretinde vakit bulabilirsen çok memnun olurum. Belki bi Kapalıçarşı gezisi…Çok öpüyorum, hoşçakal…

    Cevap

  4. 23 Temmuz 2015 tarihinde çıralıya 3 kişilik bir aile olarak gittik. Fakat bin pişman olduk. Şunu anladım ki pansiyonlar hakkındaki olumlu yorumları hep kendileri yazıyor. Fiyatlar aşırı pahalı. Oda kahvaltı 200 liradan aşağıya yer bulamadık. En yükseği de 3 kişilik odaya sadece oda kahvaltı günlük 150 Euro istediler. Sanki tatil köyü. Deniz uzakta, her yer toz toprak. Gitmeyi dusununenler iyi araştırın ve pansiyon yorumlarına kesinlikle itibar etmeyin.Neymiş günü birlik uğramışlar çok memnun kalmışlar da bir hafta uzatmislar. Dikkat edin bütün pansiyon yorumlarinda hep aynı şey yazılı.

    Cevap

    • Merhaba, dediginiz gibi gitmeden iyi arastirmak gerekiyor. Cirali’da cok farkli oteller ve pansiyonlarla karsilasmak mumkun. Biz simdiye kadar kotu bir surprizle karsilasmadik. Umarim sizin de daha sonra yapacaginiz tatiller cok daha guzel gecer. Sevgiler..

      Cevap

  5. Gizem hanım merhaba.
    Biz Türkiye de Sağlık Bilimlerine yönelik dergiler yayınlayan bir yayıneviyiz.
    Vize Yayıncılık http://www.vizeyayincilik.com
    Dergilerimiz; http://www.evizeyayin.com Sayfasında yayınlanır.
    10.000 den fazla Üniversite öğrencisi uyemiz ve 400 e yakın Akademisyen takipçimiz var.
    İlgimizi çeken ve sizinle iletişim kurmak istememizin sebebi, paylaşımlarınız ve akademik deneyimleriniz oldu.
    Gizem hanım, yılda 8 sayı yayınlamakta olduğumuz Dergilerimizde RÖPORTAJ, GEZİ,KÜLTÜR,SANAT gibi bölümler yer almakta bu sebeple akademik ve gezi deneyimlerinizi 2-4 sayfalık derleme yazı görselleriyle okurlarımızla paylaşmak isteriz. Not. Dergiler e okuma formatındadır. İyi çalışmalar dileriz.

    Cevap

    • Merhaba! Tabi ki paylasabilirsiniz referans vererek. Tesekkur ederim. Iyi calismalar.

      Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.