Yazı
2 yorum

Ä°stanbul’dan Notlar-2

Bu notları yazarken farkediyorum Ä°stanbul’u ÅŸimdiden ne kadar özlediÄŸimi. Oradayken hep oradaymışım gibi hissediyordum, hatta oradayken biraz Göteborg’u da özlediÄŸimi itiraf etmeliyim, ama bir yerin deÄŸerini ancak orada deÄŸilken anlıyorum sanırım. Bu da beni korkutuyor bazen, sanki hiç bir yerde tam anlamıyla mutlu olamayacakmışım gibi. Neyse ki Ä°stanbul ve Göteborg birbirine çok uzak yerler deÄŸil. Ä°stediÄŸim zaman atlayıp tek uçakla gidebileceÄŸimi bilmek bile rahatlatıyor beni.

Galata ve Pera‘ya gittiÄŸimiz günün devamında Barış’ın kardeÅŸi Zeynep ve onun niÅŸanlısı Bekir ile buluÅŸtuk. Zeynep ve Bekir, Mecidiyeköy’de aynı iÅŸ yerinde çalışıyorlar. Onların öğle arasına denk getirmeye çalıştık buluÅŸma saatini ama biraz geciktik. ÅžiÅŸhane’den metroyla ÅžiÅŸli’ye geçtik. Cevahir AlışveriÅŸ Merkezi’nin önünde buluÅŸtuk. Benim yanımda Aynur ve Elvin, onların yanında da Bekir’in kuzeni Gonca olunca bir anda büyük bir grup olduk :) Zeyneple Bekir’in arada bir gittikleri Garden Cafe diye bir yer varmış Mecidiyeköy’de, bizi de oraya götürdüler. Onlar öğle yemeklerini yerken, biz Galata’daki kahvaltının üzerine tok olduÄŸumuz için sadece tatlı yedik. Bu güzel mozaik pastayı Elvinle paylaÅŸtık.

Elvin ve Aynur da Zeyneplerle tanışmış oldu böylece. Zeynep ve Bekir mayıs ayında evlenecekleri için bol bol düğün planlarından bahsettik. Yemekler bittikten sonra onlar işlerine geri döndüler, biz de çılgınca gezmeye devam ettik :)

Kafamızda bir de NiÅŸantaşı planı vardı, hazır yakındayken onu da gerçekleÅŸtirelim dedik. Yine metroyla Osmanbey’e geçtik. Gezinin bu kısmı biraz yürüyüş ve alış veriÅŸ ağırlıklı oldu. Çok yorulduÄŸumuz ve maÄŸazalarda kendimizi kaybettiÄŸimiz için pek fotoÄŸraf çekemedim. Yine de gördüğüm iki ilginç binanın fotoÄŸrafını çekmeyi atlamadım.

Tarihi binalarla dolu bu bölgede görüp görebileceğim en saçma manzaralardan biri bu olurdu sanırım. Eski binaların üzerine kat çıkmışlar, ama ne kat! Estetikten ve mantıktan yoksun ülkemde bir binaya çıkılan kat ancak bu fotoğraftakiler kadar kötü ve biçimsiz olurdu herhalde. Bu fotoğrafları da paylaşmadan edemedim, ibret olsunlar diye burada durmalarını istiyorum.

Yorgunluktan tükenene kadar gezdikten sonra TeÅŸvikiye Cafe’de bir ÅŸeyler atıştırıp enerji topladık. Daha sonra da Akaretler’den BeÅŸiktaÅŸ’a yürüdük. Akaretleri yılbaşı için çok güzel süslemiÅŸlerdi.

Bir de Hello dergisinin partisi dolayısıyla yolun bir kısmına sahne kurmuÅŸlardı ve partiye hazırlık yapıyorlardı. Biz de bir süre oralarda oyalanıp, fotoÄŸraf çekip, dinlenip daha sonra yürümeye devam ettik. BeÅŸiktaÅŸ’tan motorla Ãœsküdar’a geçtik. Salacak’tan Aynur’un arabasını aldık ve gezimizi noktalamış olduk. Üçümüz de çok yorgunduk ama çok güzel bir gün geçirdik. Her ÅŸeyi çılgınlar gibi planlayıp o planlara sadık kalarak bir güne bir çok ÅŸey sığdırdık. Bu gün Ä°stanbul’da geçirdiÄŸim en verimli günlerden biriydi sanırım :)

2 Yorum

  1. Woody Allen ile yapılan bir röportajında raslamıştım. Paris’e iniyor, ama anında New York’u ÅŸidddetle özlemeye baÅŸlıyor. Bir yanda ihitiÅŸamıyla Paris ve diÄŸer yanda kendi evi saydığı New York. Bu ruha halini “bu çaÄŸda insan hep iki yerde birden yaÅŸamak istiyor” ÅŸeklinde özetliyordu. Ama bunu, eÄŸer Ä°stanbul’da yaÅŸarsan her ÅŸeyi bir arada yaÅŸarsın diye deÄŸiÅŸtirebiliriz :). Elbette, bu yaÅŸla vs baÅŸka faktörlerle de ilgili. Ben artık galiba baÅŸka ÅŸehir özlemiyorum, elbette baÅŸka yerler görmek güzel ama ah keÅŸke ÅŸurada olsaydım diyecek bir yerim yok sanki. Burası hem 3.Dünya ülkesi, hem Beyrut, hem New York, hem Antep, hem Boston, hem Berlin.

    Ä°stanbul’un en güzel yanı, hikayeler hep biriktirilir, bir kısmı yenilenir, unutulur, ama yenileri eklenir. Bir daha ki sefere FEST travel in rehberli gezilerine katılabiliriz.

    (dayının da bu gezilere katılamadı diye içi gitti galiba, Elvin ve Gizem yerine yine dayı)

    Cevap

    • Woody Allen çok güzel söylemiÅŸ “bu çaÄŸda insan hep iki yerde birden yaÅŸamak istiyor” diye. Benim için iki ÅŸehrim de bambaÅŸka dünyalar. Ä°stanbul’da bulamadığım ÅŸey huzur duygusu, burada olmayansa biraz canlılık ve ruh. Ben kendimi biraz ikiye bölünmüş hissediyorum o yüzden. Neresi evim bazen ondan bile emin olamıyorum, ama ÅŸikayetçi de deÄŸilim. Kendimi bu dünyanın bir insanı olarak görüyorum, ait olma duygusu çok da önemli deÄŸil. YaÅŸ ilerledikçe bu önem kazanabilir, sonra da doÄŸduÄŸum ülkeye, kendi topraklarıma dönerim belki de.

      Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.