Yazı
17 yorum

Tınaztepe, Seydişehir – Büyülü Bir Mağara

Geçen hafta kuzenimin düğünü için, daha önce hiç gitmediğim Seydişehir’deydim. Babam ve Ozan abiyle beraber İstanbul’dan arabaya atlayıp Konya’ya doğru yola çıktık. Afyon’dan sonra yanlışlıkla köy ve dağ yollarına sapıp kaybolduysak da bir daha görmemizin imkanı olmayan dağları, dereleri, ormanları gördük ve sağ salim Seydişehir’e ulaştık. Düğün için gelen diğer akrabalarımızla beraber iki gün kalacağımız otelimize yerleştik. İlk akşam hepberaber akşam yemeği yedik, Seydişehir’i dolaştık ve kına gecesine katıldık.

Düğün ikinci günün akşamı olacağı için o gün akşama kadar değerlendirecek zamanımız vardı. Otelimizdeki görevlilere Seydişehir çevresinde nereleri gezebileceğimizi sorduğumuzda ‘Antalya yolu üzerinde bir mağara var, oraya gidebilirsiniz’ dediler. Biz de yine aynı üç kişilik ekip, tarif ettikleri yöne doğru yola koyulduk. Tınaztepe adında tesisler görünce onlara mağaranın yerini sorup, mağaranın da adının Tınaztepe olduğunu ve az ilerdeki dağın eteğinde olduğunu öğrendik.

Dağın eteğinde bir çay bahçesi, restoran ve parktan oluşan bir turistik tesis mağranın  başladığı noktaya kurulmuş. Buradan biletlerimizi alıp dağın eteğindeki patika yoldan mağaranın girişine doğru yürümeye başladık.

Mağara girişindeki bilgilendirme yazısını aynen aktarıyorum:

“Seydişehir İlçesi, Gidengelmez dağlarının eteğinde yer alan mağara 22 km uzunluğunda olup 1580 metrelik bölümü ziyaretçilerin gezebilmesi için düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu özelliğiyle Türkiye’nin birinci, dünyanın üçüncü büyük mağarasıdır. İç kısımlarında taban-tavan arası yükseklik farkı 65 metreye kadar çıkan mağaranın 230 milyon yıllık bir süreçte oluştuğu tahmin edilmektedir.

1968 yılında Fransız bilim adamı Michel Bakalowichz tarafından bulunan mağaranın astım hastaları için doğal bir tedavi ortamına sahip olduğu belirlenmiştir.

1970 yılında Alman araştırmacı Reinhold Messner ve arkadaşları mağaranın Fasıl boğazı ve irtibatlarını keşfederek, yer altı göllerinin 22 km uzunluğunda olduğunu tesbit etmişlerdir.

Mağaranın tavan ve yanlarındaki çatlaklardan sızan kar ve yağmur sularının oluşturduğu travertenler, sarkıt-dikitler ve suların zeminde oluşturduğu gölcüklerle sonunda 35 metre derinliğinde bir gölet bulunmaktadır.”

Patikadan tırmanırken bir yandan da geride bıraktığımız müthiş manzarayı izledik. İsveç’te yüksek dağlar bulunmadığı için, Türkiye’de beni en çok büyüleyen şey bu dağ manzaraları oluyor.

Patika yolun sonunda mağaranın girişine geldik. 1. mağara ve 2.mağara olmak üzere iki ayrı kısımdan oluşan mağaraların, daha uzun olduğu için ilkini tercih ettik. Buranın işletmesini aldıklarında (yanılmıyorsam 2005 yılı civarında) mağaranın içini aydınlatıp, içeride turistlerin yürüyebilecekleri tahtadan bir iskele kurmuşlar. Biz de bu iskele yolu takip ederek mağaranın içini dolaşmaya başladık.

Mağara bizi girer girmez büyüledi, ama attığımız her adım, vardığımız her ileri bölme hayretimizi ve hayranlığımızı daha da arttırdı. Travertenler, sakıt ve dikitler, sular, çatlayıp doğal tüneller oluşturan kayalar ve nerede biteceğini bilmediğimiz derinlik bana bir kez daha insan olarak doğanın hükümdarı değil, onun mütevazı bir parçası olduğumu hatırlattı. O mağarada bir kez daha ne kadar küçük olduğumu, fakat bunun farkında olarak da ne kadar büyük bir ayrıcalığa sahip olduğumu farkettim.

Kendimizi mağaranın gizemli çekimine kaptırıp, bir yandan derinlere gitmenin verdiği korkuyu yaşayıp, bir yandan bilinmezi keşfetmenin verdiği heyecanı duyarak upuzun yolun sonuna dek yürüdük. Nerede olduğunu bilmediğimiz sona geldiğimizde gördüğümüz güzellik karşısında nefeslerimiz kesildi; yukarı doğru uzanan, bana göğün yedi katının en üstündeymiş gibi gelen, doğal kubbe şeklindeki bir tavan ve yerin yedi kat dibine varır derinlikteki masmavi bir göletin tam ortasında, tahta küçücük yolun en sonunda, bir balkonda bulduk kendimizi. Hayranlıktan ve şaşkınlıktan hiç bir şey diyemedim, öylece izledim bu sırrı. Sır diyorum, çünkü o an bulunduğum bu noktayı, iç anadolunun milyonlarca yıldan beri biriktirdiği servetini sakladığı bu derinliklerdeki bu noktayı hiç kimsenin bilmediğine, o an tanıdığım hiç kimsenin bu güzelliği tasavvur edemeyeceğine adım gibi emindim. Bana o güne kadar öğrendiğim en güzel sır gibi geldi bu.

Yürüdüğümüz yolları yendiden geçerek, büyülenmiş olarak mağaradan çıktık. Hemen çıkıştaki banklara oturup önümüzde uzanan bulutları, dağları ve ormanları izledik. Kendimi daha mutlu ve huzurlu hissedemezdim. O andan itibaren duygularım, bu gördüğüm güzelliği paylaşmak üzerine yoğunlaştı ve bu yazıyı yazacağım an için sabırsızlandım.

Seydişehir’e dönmeden alt kısımdaki tesislerde bir şeyler atıştırdık ve turistik dükkanlarını gezdik. Bize oranın yerel bir bitkisinden yapılan bir çay ve ‘mağara peyniri’ dedikleri peynirlerinden ikram ettiler.

Seydişehir’e geri döndüğümüzde, tanıdığım herkese büyülenmiş gibi bu mağarayı anlattım. Mağarayı daha önce hiç duymamış olan yalnızca ben değilmişim. Yerel halk mağara için yeterince tanıtım yapılmadığını söylediler. Bunun böyle olduğundan hiçbir şüphem olmasa da, Tınaztepe’yi kimsenin bilmemesinde bizim tembelliğimizin de büyük payı olduğundan eminim. Tınaztepe Mağarasıyla ilgili daha detaylı bilgiyi buradan okuyabilirsiniz.

İki günlük gezimizin benim için en ilginç kısmı Tınaztepe’ydi. Bunun yanında uzun süredir görmediğim akrabalarımı görmek beni çok mutlu etti, Seydişehir’den bolca haşhaş aldım, yerel yemekler yedim, blogumu takip eden Musa’yla tanıştım ve sohbet etme imkanı bulduğumuza çok sevindim, geri dönüş yolunda arabamız bozulunca Konya’da verdiğimiz zorunlu molada servis ustası Nejdet Bey’in bizi götürdüğü Cemo‘da etli ekmek yedim :) Mutlulukla, heyecanla, şaşkınlıkla, huzurla geçen iki günlük gezninin ardından güzel bir yorgunlukla İstanbul’a döndük. Her günümde olduğu gibi bu günlerimde de bolca anı biriktirdim. Tınaztepe’yi görüp paylaştığım için çok mutluyum, umarım yolunuzun oralara düştüğü bir gün gidip gezme imkanı bulursunuz.

17 Yorum

  1. harika bir yer.. böyle bir mağaranın varlığından haberimiz yoktu. Nonicim, kültürel katkıların için teşekkürler…

    Cevap

  2. Magaranin icini de neon isiklariyla aydinlatmayi unutmamislar.. pembe, mavi ve kirmizi isiklar dikkatimi cekti, perspektif icin mi yokra tamamen zevk meselesi mi?

    :)) Cook guzel fotograflar.. Eline saglik

    Cevap

    • Sanirim sadece zevk icin yapmislar. Bu renk degistiren isiklar yer yer vardi. Genelinde beyaz isik kullanmislardi. Bu renkli isiklar degisik ve mistik bir hava katiyordu ama :)
      Opuyorum!

      Cevap

  3. Messner buraya kadar bile yetişmiş bizden önce keşfetmiş ya biz hala uyuyalım :) Ben de daha önce bir arkadaşımızın düğünü için Konya-Antalya yolu arasında çok güzel manzaralı bir seyahat geçirmiştim birden onu anımsadım. Umarım tekrar gidip bu eşsiz güzellikleri de görme imkanı bulurum. Tanıttığın için teşekkür ederiz Gizemcim :)

    Cevap

    • :) Ben tesekkur ederim Duygu’cum. Boyle guzel bir yere kayitsiz kalamadim, pek kimse de bilmedigi icin hemen paylasmak istedim :)

      Cevap

  4. Sayın Gizem Hanım ben Seydişehir gazeteciler cemiyeti başkanıyım.Bu yazınızı hayranlıkla okudum.Sizden izin alarak yazınızı bu ay çıkacak olan Seydişehir tanıtımı dergimizde isminizle yayınlamak istiyoruz.Seydişehirimize gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederiz.Saygılar ve selamlar sunarım.
    gsm:0.533.5106988

    Cevap

    • Merhaba Ali Bey,
      Tesekkur ederim ilginiz icin. Email yoluyla size ulasacagim.
      Sevgiler,
      Gizem

      Cevap

  5. Gizem merhaba. Tanıştığımıza çok sevindim, seninle sohbet gerçekten çok keyifliydi. İzmir’e yolunuz düşerse sohbetimize devam ederiz :) Ayrıca Tınaztepe ve çevresi bu kadar güzel anlatılabilir herhalde, eline sağlık.
    Selamlar..

    Cevap

    • Tesekkurler Musa, oralara gelirsek mutlaka haberdar ederiz seni :)
      Sevgiler..

      Cevap

  6. Vay Arkadaş ;
    Seydişehir li yiz bayan ne güzel anlatmış ve biz memleketimizin güzelliklerini görmemişiz ve hiç gitmemişiz.Çok güzel anlatmışınız. ilk fırsatta gideceğim. Ankaradan dönünce.

    Cevap

  7. Bnm köyümün mağarası burası gerçektende hayranlık duyuyorum her sene giderim en iyi tarihi yerlerden doğa guzelliklerinden biri ama kimse bilmiyor

    Cevap

  8. Çok güzel bir tanıtım yazısı olmuş ellerinize sağlık, çok teşekkür ederiz.

    Cevap

  9. Gizem hanım çok teşekkürler güzel bir tanıtım olmuş.Yakında bu mağara yolumun üzerinde olacak İNŞALLAH gezeceğim.

    Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.