Yazı
0 yorum

Burns Supper – İskoç Gecesi

Cumartesi akşamı ‘Burns Supper‘ sebebiyle iş yerinden İskoçya’lı arkadaşım John’un evine davetliydik. Davetin amacı 18. yüzyılda yaşamış ünlü İskoç şairi Robert Burns’un doğum gününü kutlamak ve özel İskoç yemeklerinden tadıp bu geleneği biraz öğrenmekti.

25 Ocak 1759 – 21 Temmuz 1796 yılları arasında yaşamış şair ve söz yazarı Robert Burns, İskoçya’nın en önemli karakterlerinden biri. Doğum günü her sene gelenek olarak kutlanıyormuş. Bu sene de 252. doğum günü kutlamalarına biz de katılmış olduk ve İskoçlarla ilgili pek çok şey öğrendik.

John’un şehir merkezinde küçük ama çok güzel bir evi var. İş yerinden tanıdığı yakın arkadaşlarını ve Göteborg’da İrlanda barlarında canlı müzik yapan bir kaç arkadaşını davet etmişti. Toplam 14-15 kişiydik. Gittiğimizde yemekler neredeyse hazırdı. Yemekten önce girişteki mutfak ve bar bölümünde bir şeyler içmeye başladık ve önceden tanışmadığımız insanlarla tanıştık.

İlk önce ‘Scotch Broth‘ adı verilen çorbayla başladık yemeğe. Çorba ana olarak havuç, lahana ve arpadan yapılmıştı ve inanılmaz lezzetliydi. John bu gece için özel olarak üzerinde Robert Burns resimleri ve dizeleri olan peçeteler almıştı. Asıl ilginç ve güzel olan detaysa John’un giydiği ‘kilt’ adı verilen kırmızı İskoç eteğiydi. Masa örtüsü, müzikler ve viskiyle tam anlamıyla İsveç’i unutup İskoç havasına girdik.

Ana yemeklere gelecek olursak menü şöyleydi; Haggis, Bashed Neeps ve Champit Tatties. Haggis, koyunun kalbi, akciğeri ve karaciğerinin ince ince kıyılıp yulaf, soğan ve baharatlarla kavrulup, daha sonra hayvanın temizlenmiş midesine doldurulup bir kaç saat boyunca pişirmesiyle yapılan yemeğe verilen ad.

Daha önce hiç yememiş olmama rağmen bizdeki mumbar dolmasını hatırlattı bana. Et bile sevmeyen bir insan olarak bana biraz fazla ürkütücü geldiği için, bu yemekten tatmadım ama herkes çok lezzetli olduğunu söyledi. Bashed Neeps, havuç ve turp ezmesi, Champit Tatties ise patates püresiydi. Ben onlardan yedim daha çok. İkisi de çok lezzetliydi.

Yemekle birlikte bol bol bira ve şarap içtik. Yeni insanlarla tanışıp sohbet etmeyi çok sevdiğim için çok güzel vakit geçirdim. Bir yandan da Barış’la bol bol fotoğraf çektik tabi ki! :)

Gecenin en güzel anlarından biri canlı müzik kısmıydı. Göteborg’da Flying Barrel ve The Dubliner barlarında ayda iki ya da üç defa çalan Ulf Duus ve arkadaşları bize de irlanda ve iskoç müzikleri çaldılar.

Yemekten sonra John bize kremalı meyve salatası hazırladı. Barış bunu çok sevdi, tabağını bir kaç kere doldurup ‘biz de yapalım bundan’ dedi tüm gece :)

Daha sonra Burns’un şiirlerinden okuma vakti geldi. İlk önce Abdel ve Giacomo okumaya başladılar ama zaten anlaşılması çok güç olan İskoç aksanı onların Fransız ve İtalyan aksanlarıyla birleşince içinden çıkılmaz bir hal aldı :)

Şiir kitabını John devraldıktan sonra cümleler daha anlamlı gelmeye başladı, yine de kimse tam olarak bir şey anlayamadı. :)

İskoç gelenekleriyle, İskoç ve İrlanda müzikleriyle dolu çok güzel bir gece geçirdik. Değişik içkiler ve yemekler denemiş olmanın yanı sıra yeni insanlarla tanıştık. Bundan sonra ara sıra çaldıkları barlara gidip Ulf ve arkadaşlarını dinlemeye karar verdik. Bu güzel gece için John’a buradan da teşekkür ediyorum.

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.