Yazı
4 yorum

Cumartesileri..

Şehre gittiğimiz zaman genellikle Haga’daki küçük, kalabalık, eski ev eşyalarıyla döşenmiş kafelere gidiyorduk. Hızlıca kahve içmek için, sohbet etmek için, biraz insan içine karışmak için güzel oluyor bu kafeler. Bir süredir biraz daha sakin, şehirde olduğumu hissedebileceğim, aynı zamanda kitaplarım, tatil planlarım, notlarım ve ajandamla başbaşa kafamı toparlayabileceğim, hem sakin ve ferah, hem de kahveleri güzel olan bir kafe arıyordum. Denediğim bazı sakin kafelerin içlerini kasvetli buldum, kimisinin kahvesini sevmedim, kimisi ilham vermedi. Tüm aradığım özellikleri sonunda 3 hafta önce bir kafede bulmayı başardım.

İşte o günden beri cumartesileri evde yapacağım işleri yanıma alıp yeni açılan Da Matteo’ya gidiyorum. Barış da bana katılıyor. Şehirde biraz yürüyüş yaptıktan sonra kahvelerimizi alıp Da Matteo’daki masalardan birine yerleşiyoruz. O kendi işleriyle ilgilenirken ben de kitaplarımı okuyup, notlar alıyorum, bazen yeni blog yazıları fikirleri üzerine kafa yoruyorum. Böylece uzun süre konsantre olup evden farklı bir ortamda, kendimizi daha yaratıcı hissederek çalışabiliyoruz.

da matteo_cafe_0214_02

Sizin yaşadığınız şehirlerde arada kitap okumak, çalışmak için gittiğiniz kafeler var mı? Yeni fikirler üretmek için nasıl ortamlar size ilham veriyor?

4 Yorum

  1. var tabii olmaz mı? :) ben genelde Starbucks tercih ediyorum, nedeni çok popüler olması değil, saatlerce 1 bardak kahve ile oturup kimsenin kalkıyor musunuz diye rahatsız etmediği bir mekan olduğu için.. Bebek starbucks harika bir mekan.. Mecidiyeköy’de öyle. Onların dışında Çengelköy çınaraltı vazgeçilmezim..

    Cevap

  2. Bursa’da saatlerce oturup rahat edeceğimiz bir kafe ortamı maalesef yok ya da henüz keşfedemedik o yüzden genellikle en yakın arkadaşımın cam atölyesine gidiyoruz hem sohbet hem çay kahve hem de sanat odaklı olduğu için ruhumuzu besliyor pcde yapılacak işlerimizi de yapabiliyoruz :)

    Cevap

  3. Ben de Fındıklı’daki Kahve Dünyası’na gidiyorum bazen kitap okumak için. Emirgan’daki Çınaraltı’nı da seviyorum. Genellikle çok rahatsız edilmediğim ve denizi görebileceğim yerleri tercih ediyorum. Kadıköy’de Yazı Kafe vardı bir de ama kapandı birkaç ay önce. Beşiktaş’ta sokaktaki çaycıları da severim sakinlik aramadığım zamanlarda.

    Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.