Yazı
2 yorum

Da Vinci’de Akşam Yemeği

Değişik restoranlar denemek ve sohbet etmek için ara sıra Makedon arkaşlarımız Jordanka ve Nikola’yla yemeğe gidiyoruz. En son iki ay önce çok güzel bir İtalyan restoranına gitmiştik. Araya noel tatili girince bu rutini biraz aksattık. Bu haftasonu yemeğe gitmeyi önceden planlamıştık ve restoranda yer ayırma görevi benimdi. Ben de internetten biraz araştırma yaptım ve daha önce hiç gitmediğimiz ‘Da Vinci‘ adlı başka bir İtalyan restoranı bulup yer ayırttım.

Hava bugün aniden sıfır derece civarına yükseldiği ve yağmur da yağdığı için eriyen karlar ve yağmur suları donup tüm kaldırımları buzla kaplı hale getirdi. Yürümek oldukça zordu. Biz de düşmemek için çok yavaş yürümek zorunda kaldık. Hava biraz ısınınca ben de aylardır giymekten sıkıldığım kalın kışlık kabanımı bıraktım. Onun yerine Zara’dan yeni aldığım montu giydim. Sezon başında bu tarz şeylere bakmıştım ama karar verip alamamıştım. Geçen gün Barış’la bu montu gördük, üstelik de indirim dönemi olduğundan fiyatı da yarıya inmişti. Hiç kaçırmadım bu fırsatı :) Alttaki fotoğraflarda göreceğiniz bluzumu da Topsop’ın ‘Beyond Retro’ adlı ikinci el kıyafetler koleksiyonundan almıştım.

Atkım da Barış’ın annesinden. Kendi ördüğü bu atkıyı geçen yıl hediye etmişti bana. Atkı yumuşacık ve çok sıcak tutuyor. Tekrar çok teşekkür ediyorum bu güzel hediye için :)

Ne zaman bir İtalyan restoranına gitsek makarnadan başka bir şey yemek istemiyor canım. Genellikle de deniz ürünlü bir makarna seçiyorum. Bu sefer de aynen öyle yaptım ama her zamanki krema ve beyaz şarap sosu yerine bu defa domates soslu bir tercih yaptım. Jordanka ve Nikola pizza tercih ettiler, Barış da ne olduğunu bilmediğim etli bir şey yemek istedi :) Sonuç olarak herkes siparişinden çok memnundu ve yemekler çok lezzetliydi.

Uzunca bir sohbetle birlikte yediğimiz yemeklerimiz bittikten sonra konu bir şekilde sinemaya geldi. Yeni filmlerden ve oyunculardan bahsetmeye başladık. Barış’la ben bir önceki gün izlediğimiz çok güzel bir Arjantin filmi olan ‘El Secreto de Sus Ojos‘dan bahsettik. Yabancı film dalında 2010 yılı oscarını alan bu filmi pek çok ödülü de bulunuyor. İzlemediyseniz bu filmi size de tavsiye ederim. Daha sonra filmden filme atladık. Zamanımızın uzun bir kısmını Jordanka’nın filmleri de dahil, adını bile hatırlamadığı, bayıldığı, çok yakışıklı bulduğu bir aktörün kim olduğunu bulmaya çalışarak harcadık. Sonuda bu aktör Clive Owen çıktı ve ben Jordanka’nın haklılığını paylaşırken, Barış ve Nikola ‘o adamın neresi yakışıklı’ tartışmasına girdiler :)

Yemekler ve içkiler bittikten çok sonra ayrıldık restorandan. Gelecek cuma da onların dini takvimlerine göre yeni yıllarını kutlamak için Jordanka’lara gideceğiz. Bu kutlamayı da burada paylaşmak için sabırsızlanıyorum.

2 Yorum

Bir Cevap Yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.