Yazı
4 yorum

Departman Günleri

İş yerindeki departmanım her sene ‘Departman Günleri’ adında bir etkinlik düzenliyor. Bu etkinlikte tüm departman (yaklaşık 30-35 kişi) şehir dışında bir konferans merkezine gidip bir gece orada kalıyoruz. İki günlük aktiviteye toplantılar, oyunlar ve yeme içme kısmı da dahil oluyor. Herkesin kaynaşması ve güzel vakit geçirmesi için çok güzel bir fırsat. Bu seneki departman günümüz için geçen perşembe ve cuma ‘Hindåsgården‘ diye bir yerdeydik.

Etkinlikler perşembe günü öğle yemeği ile başladı. Öğle yemeğinden sonra şirketin yeni organizasyonuyla ilgili ve departmanımızla ilgili toplantılar yaptık. Akşamüzeri oyun saatine başlamadan önce bir saat dinlenme molası verildi. Bu arada odalarımıza yerleştik. Odamın camından dışarı baktığımda ne olduğunu tam anlayamadığım çok ilginç bir yapıyla karşılaştım.

Hemen fotoğraf makinamı kapıp keşfetmeye çıktım. Bu tahta yapı benimle birlikte iki iş arkadaşımın da dikkatini çekmiş olacak ki oraya doğru yürürken onlarla karşılaştım. Onların dediğine göre bu tahta platform kar yağdığı zaman üzerinden kayakla kayıp atlamak için kullanılan bir platformmuş, fakat yürüttüğümüz tahmine ve gözlemlerimize göre uzun zamandır kullanılmamış.

Tahtalar çok eskiydi ve yer yer çivileri sökülmüştü. Çıkarken baya tereddüt ettim ama yukarıdan görmeyi umduğum manzara beni motive etti. Yanılmamışım yukarıda manzara harikaydı!

Bu manzara İsveç’te şehirden uzak nereye giderseniz karşılaşabileceğiniz bir manzara; bolca orman ve göller.

Konferans merkezine geri döndüğümüzde toplantı salonuna girdik. Böyle etkinlikler için oyunlar ve quizler hazırlayan bir şirket bizim için yaklaşık iki saatlik bir quiz etkinliği düzenlemişti. Herkes istediği bir masaya gruplar halinde oturdu. Bizim grubumuzun adı Bon Jovi’ydi. Yarışma sırasında servis masasında bizi bekleyen şarap, bira ve ciderlardan bolca tüketince her şey daha eğlenceli hale geldi :) Cevaplara benim katkım neredeyse hiç olamadı, çünkü soruların çoğu İsveç’le ilgiliydi ama grubumda diğerlerinin bilemediği ve cevabını benim bildiğim tek soru ‘Carola hangi yıl İsveç’ten Eurovision’a katılmıştır’ oldu. Cevabın 2006 olduğunu o sene İsveç’te değişim programı öğrencisi olduğum ve Eurovision’ı burada büyük merakla takip ettiğim için biliyordum, bu da grubumun benimle gurur duymasını sağladı :) Sonuç olarak yarışmayı kazanan ikinci grup olduk ve gümüş madalyaya layık görüldük.

Quiz saati ile akşam yemeği arası bar kısmına geçtik ve birer kadeh şampanya içip departmanımız için kadeh kaldırdık. Akşam yemeği çok güzeldi. Yemekte ve sonrasında da çok güzel şaraplar içtik. Herkes çok eğlenceli ve mutluydu. İsveçliler içki içmeyi çok seviyorlar ve içtikten sonra da en az iki katı eğlenceli hale geliyorlar. O kadar çok espiri ve komiklik yaptı ki herkes, İsveçlilerle en çok güldüğüm günlerden biriydi bu gün.

Ertesi günü erkenden kahvaltımızı yapıp toplantılara devam ettik. Bir buçuk saatlik toplantı sonrasında kahve molası verdik. Çay ve kahve masasında bir şey dikkatini çekti herkesin. Daha önce hiç görmediğimiz çok değişik bir çay vardı. Ben de bunu deneyip fotoğrafını çektim; ‘Royal T-stick’ adlı bir çay paketi. Metalik renkte plastik küçük bir çubuk gibi görünüyor. İçinde çay yaprakları ve yüzeyinde küçük delikler var. Sanıyorum bu delikler çok ince bir plastik zarla kapalı ve bu çubuk sıcak suya girdiğince o delikler açılıyor, böylece sıcak su deliklerden içeri girip, çayın suya karışmasını sağlıyor, aynı zamanda da bu küçük delikler çay yapraklarını içeride turuyor. Tadını çok beğenmedim çünkü çay yeterince koyu olmadı. İnternetten araştırınca bunun bir Hollanda markası olduğunu gördüm (detaylı bilgi burada).

Daha sonra toplantıları tamamlayıp, öğle yemeğimizi yiyip şirkete döndük. Göteborg’da bu gibi departman etkinliği düzenleyen ilk şirketlerden biriymiş benim şirketim. Bildiğim kadarıyla, günü birlik de olsa pek çok şirket ve departman çalışanlarına bu gibi imkanlar sunuyorlar. Böylece hem insanlar kaynaşmış ve ortak şeyler yapmış oluyorlar hem de bu departman için güzel bir motivasyon oluyor.

4 Yorum

  1. çay olayı ilginçmiş ama bize gelmez (recep ivedik gibi söyleyeceksin bu kısmı). Ben daha çok kaydırakları sevdim (recep ivedik).

    Cevap

    • :)) cay guzel degildi zaten. Kaydirak baya heybetliydi, ben yuruyerek cikarken korktum, insanlar nasil oradan kayiyor aklim almadi :)

      Cevap

  2. Ben de grubunuzun isminin neden Bon Jovi olduğunu merak ettim :) Bon Jovi’nin Temmuz’da İstanbul’a gelmesini sabırsızlıkla bekliyorum da :) iş yeri konusunda şanslısın Gizem tabii iş yükü vb. nasıldır bilemiyorum, daha önce de yemekli noel etkinliği yapmıştınız sanırım o da güzeldi bu etkinlik de çok güzel :)

    Cevap

    • Merhaba Duygu,
      Grup isimlerini organizasyonu duzenleyen sirket koymustu, ben Bon Jovi’yi secip o masaya oturdum :) Diger masalardan hatirladiklarim ABBA ve AC/DC’yi (bak hatirlayamadim digerlerini simdi). Bilmiyordum temmuzda konseri oldugunu, gerci bilmemem iyi olmus zaten Istanbul’da olamayacagim temmuzda.
      Isler epey yogun gidiyor bu aralar, ama Isvec’lilerin sevdigim tarafi, cok yogun calisiyor olsalar da eglenceye ve tatile mutlaka zaman ayirliyorlar. Hem bu calisanlari daha iyi motive ediyor. Bu etkinlik de tatil gibi geldi herkese :)

      Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.