Yazı
6 yorum

Marie Curie – Bir Bilim Kadınının Öyküsü

Tarihte Nobel Ödülü alan ilk kadın olarak tanıdığımız, radyoaktivite üzerine çalışmalarıyla adını hep duyduÄŸumuz Marie Curie‘nin (1867-1934) hayat hikayesini okudum ve bu hikayeden çok etkilendim. Tam da ölüm yıldönümü olan bu tarihte (4 Temmuz) bitirdiÄŸim “Marie Curie – Bir bilimkadınının olaÄŸanüstü yaÅŸamöyküsü” kızı Eve Curie tarafından kaleme alınmış, Bilim ve Gelecek Kitaplığı da ilk Türkçe basımını 2013 yılında yapmış.

Ender HelvacıoÄŸlu’nun önsözüyle baÅŸliyor kitap:
“…Marie ve Pierre Curie, yıllarca emek verip keÅŸfettikleri radyumun patentini almayı reddettiler. Oysa kendi keÅŸiflerinin bir gramının piyasadaki ederiyle, en büyük hülyaları olan bir laboratuvara kavuÅŸabilirlerdi. ÅžaÅŸkınlıkla soruyor Marie Curie: “Radyum bir elementtir, herkesin malıdır. Nasıl bir kiÅŸiye ait olabilir?” VahÅŸi Marie, uygarlığa direniyor! Emek, metalaÅŸmaya direniyor. Curieler karar veriyor: “Maddi çıkar bilimin ruhuna uymaz”. Gerçek bilim, kapitalizme direniyor. Kısacası “Marie Curie oranı”nı “karşılıksız emeÄŸin meta-emeÄŸe oranı” olarak da ifade edebiliriz; gerek toplumsal gerekse bireysel düzlemde…”

Polonya’da doÄŸan Manya Sklodowska (Marie Curie) annesini küçük yaÅŸta kaybedince kıt kanaat geçindikleri küçük evlerinde ablası, abisi, kız kardeÅŸi ve öğretmen olan babasıyla baÅŸbaÅŸa kalır. Okulu bitirdiÄŸinde geçimini saÄŸlamak için köylerde mürebbiyelik yapmaya baÅŸlar. Derslerden arda kalan zamanlarda da ilgi alanı olan matematik problemleriyle, fizik kitaplarıyla ilgilenir.

“Düşünün, ÅŸu an, Manya, pancarları fabrikaya taşıyan öküz arabalarını seyrederken, Berlin’de, Viyana’da, VarÅŸova’da, Petersburg’da, Londra’da, binlerce genç insan dersleri, konferansları dinliyor; laboratuvarlarda, müzelerde, hastanelerde çalışıyor! Düşün ki, meÅŸhur Sorbonne’un çatısı altında, harıl harıl biyoloji, matematik, sosyolji, kimya ve fizik anlatılıyor!”

Bir kaç sene sonra Manya hep hayalini kurduÄŸu Paris’e gidip orada araÅŸtırma yapma fırsatı bulur. Gecesi gündüzüne karışır, kazandığı parayla ancak küçük odasının kirasını öder, yiyecek yemek bulmak bile onun için bir lükstür, ama bir gün bile ÅŸikayet etmeden çalışır. Yıllar sonra Pierre Curie ile tanışır ve bu bilim insanı Manya’nın mütevazi dünyasında kendine yer bulabilmek için epey çaba sarfeder.

AraÅŸtırmalarına beraber devam eden çift aralıksız çalışmaya devam eder. Beraber uzun kır yürüyüşlerine çıkıp bu yürüyüşler sırasında da kafalarındaki sorulara cevaplar ararlar. Evde geçirdikleri zamanlarda yaptıkları çoÄŸunlukla sahip oldukları bir kaç mobilyadan biri olan tahta masanın birer ucunda kafalarını araÅŸtırmalarına gömmek olur. Çok zor çalışma koÅŸullarında yıllarca araÅŸtırma yapıp 1898’de yayınladıkları bir makalede ‘Polonyum’ elementinin, hemen sonrasında da ‘Radyum’ elementinin müjdesini verirler.

Marie ve Pierre’in büyük kızları Irène, annesiyle beraber bilimsel çalışmalara devam eder. Marie’nin öğrencilerinden biri olan Frédéric Joliot ile evlenir ve bu çift de 1935 yılında Nobel Kimya Ödülü alırlar. Irène ve Frédéric 58 yaşında -muhtemelen radyoaktif maddelerle yoÄŸun çalışmalarının sonucu olarak- hayata veda ederler. Irène’in kardeÅŸi, bu kitabın yazarı Eve Curie ise ailesinin diÄŸer üyelerinden farklı olarak, sosyal bilimleri tercih eder. Gazeteci, yazar ve piyanist Eve 2007 yılında, 102 yaşında hayata gözlerini yumar.

Hayatlarının son anlarına kadar yalnızca bilim için çalışan, şanı şöhreti bir kenara atıp hep aza kanaat eden bu insanların yaşam hikayesinden çıkarılacak çok dersler var.

6 Yorum

  1. kendimi çok boş hissettim :( bu mükemmel insanlara göre bizler hayatı öylesine yaşıyormuşuz gibi geliyor.

    Cevap

    • ben de o duyguya kapiliyorum bazen, ama sonra daha cok uretmek icin motive oluyorum. inisler, cikislar..

      Cevap

  2. Baya güzel hocamizin soracagi yazilida 20 puan değeri var ve yapamassak puan kirilmiyo baya güzel tesekkir ediyorum yayinladiginiz için herzaman ki gibi 100 alacağım çok Saolun

    Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.