Yazı
8 yorum

Organik Atıklardan Biyogaza

İsveç’in geri dönüşüm sistemini çok iyi uyguladığından daha önce bahsetmiştim. Evde camları, kağıtları, kartonları, metalleri, plastikleri ayrı yerlerde biriktirip, evimizin yakınındaki geri dönüşüm istasyonlarındaki ayrı kutulara atıyoruz. Biriktirdiğimiz bir başka atık da organik atıklar.

‘İsveç’in çöpü bitti’ başlıklı o meşhur haberi okumuşsunuzdur. Atıklarının yalnızca %4’ü geri dönüşemez durumda olan İsveç’te organik atıklar çok değerli. Bu atıklar biyogaz istasyonlarında kimyasal işlemlerden geçirilerek hem ısınmada, hem de ulaşım araçlarında kullanılıyor. 2012 yılında 242 farklı tesiste 1.6 Twh biyogaz üretilmiş. Bu rakamın 2015 yılında 3 Twh’ye çıkması hedefleniyor*. Göteborg sokaklarında biyogazla çalışan şehir içi otobüslerini, taksileri sıklıkla görüyoruz. 2005 yılından beri de biyogaz treni ‘Amanda’ hizmet veriyor. Bu kadar geniş alanda fayda alınabildiği için organik atıklar çok değerli sayılıyor.

Bir kaç gün önce kapı çalındı. Belediyenin görevlendirdiği bir kız, organik atıklarımızı biriktirmemizi kolaylaştırmak ve herkesi bilinçlendirmek için ücretsiz bir kit dağıttıklarını anlatarak bunları bıraktı; dolap içine vidalanabilen bir kutu, onun içine yerleşecek bir kese kağıdı, lavabodaki yemek artıklarını toplamamıza yardımcı olacak plastik bir aparat ve nelerin organik atık sayıldığını, bunların nasıl işlemlerden geçirildiğini anlatan bir kitapçık.

Her çöp istasyonunda bu kese kağıtlarından ücretsiz edinebildiğimiz için organik atıkları biriktirip geri dönüştürmemiz çok kolay. Tek yapmamız gereken dolabımızdaki çok sayıda geri dönüşüm torbalarının yanına bir yenisini eklemek :)

Türkiye’nin organik atıklar ve geri dönüşüm konusunda çok büyük bir potansiyeli olduğundan eminim. İstanbul’da cam ve plastikler için geri dönüşüm konteynerlarına denk gelmiştim. Orada yaşarken de camları ve kağıtları mutlaka ayrıştırıyordum, fakat bunların benden çıktıktan sonra geri dönüşüp dönüşmediklerine dair ciddi şüphelerim vardı.

Fizikteki ‘Enerjinin Korunumu Yasası’ gibi, dünyada yediğimiz, içtiğimiz, ürettiğimiz, tükettiğimiz şeylerden çıkan kullanmadığımız kısımlarının ‘çöp’ olmadığına, bunların mutlaka başka şeylere dönüşmesi ve yeniden kullanılması gerektiğine inanıyorum. Atıklarımızın hepsini tek bir torbaya doldurup, sonra bu torbaları çöp dağları şeklinde yaşadığımız yerlerden uzak alanlarda biriktirip onları görmezden gelemeyiz. Dünyanın geleceği için, devletlerin de destekleriyle geri dönüşüm ve sürdürülebilir enerji konularına kafa yormamız gerekiyor.

Sizin bu konuda takip ettiğiniz çalışmalar var mı? Türkiye’de biyogaz projelerinin ne aşamada olduğunu biliyor musunuz? Geri dönüşüm için evinizde çöplerinizi ayrıştırıyor musunuz?

8 Yorum

  1. Türkiye genelini bilemem ama Ankara’da belediyelerin karton, kağıt toplamaya başladıklarını görüyoruz. Şuan herşeyden bir rant çıkarma peşinde olan belediyeler, bunu da gönüllülük esasına göre ücret ödemeksizin topluyor. ziyan olan çöpler bağlamında bakılırsa hiçte verimli görünmüyor. kim kağıtlarını biriktirip konteynıra bırakır ki. burası Türkiye.

    Cevap

  2. Türkiye’de geri dönüşümün “ilginç” bir şekilde iyi yapıldığını anlatan bir Amerikan raporu vardı.

    İlginç olan şuydu: Sokaklarda kağıt, teneke ve plastik toplayan insanlar sayesinde oldukça iyi oranlarda geri dönüşüm gerçekleştirilebiliyormuş meğerse.

    Bu yoruma iliştirmek için aradım ve fakat bulamadım. Belki dikkatli bir okuyucu yardımcı olur :)

    Cevap

    • Ben de kagit toplayanlara guveniyordum Istanbul’da. Diyordum ayri torbalara koyayim da, hepsi ayni cope de gitse kagit toplayanlarin isine yarar.

      Cevap

  3. Boğaziçi Üniversitesi’nde bu konu hakkında ciddi bir caba var ve ayri geri dönüşüm kutulari mevcut ve herkes dikkat ediyor. Okul dışındaki gözlemim ise, ne yazik ki geçenlerde ayri ayri kagit, cam, plastik konteynirlarina baktim Beşiktaş’ta, bazi insanlar rastgele atmislar coplerini. Bunu gectim, konteynir tamamen doluydu. Yani ” çöp” atacak da yer yoktu. İsveç’te yaşamadan önce bende bu bilinç yoktu açıkçası. Ancak artik ben de dikkat etmeye çalışıyorum.
    Türkiye’deki biyoenerji konusunda ise üniversitedeki bir hocamin bu yönde calismalari olduğunu ancak Türkiye’de henüz bu konuya gereken önemin verilmediğini ve Kaynakların yetersiz oldugunu duydum. Ancak Türkiye ile Isveci kiyaslamak biraz hayalperestlik olur ve elestirdigimiz bu negatif özelliklerin sorumlusu da bizleriz….

    Cevap

  4. Sormayi unuttum, izniniz olursa bu yazdiklarinizi hem Boğaziçi Üniversitesi Cevre Kulübü’nde hem de Facebook’da paylasmak isterim.

    Cevap

  5. Gizemcim sadece imreniyorum. Biz de atıklarımızı düzenli olarak topladık ama sağolsun belediye tenezzül edip almaya bile gelmedi şimdi çözüm bulmaya çalışıyorum farklı firma vb. var mı acaba diye :/

    Cevap

    • Duygucum baska bir cozum bulursan beni de haberdar et. Bu isleri insanlarin kendi cabalariyla yapiyor olmalari cok uzucu, devletin halki yonlendirmesi gerekiyor ama halk devletten cok daha bilincli her zaman oldugu gibi..

      Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.