Yazı
11 yorum

Pratik Detaylar

İsveç’te her yer hayatı kolaylaştıran ayrıntılarla dolu. Bu ayrıntıların asıl sebebi iş gücünün kuzey avrupa ülkelerinde çok pahalı olması. Örneğin şehir kütüphanelerinde kütüphane kartınızla dilediğiniz kitabın kaydını yaparak kendiniz alıyorsunuz, geri vermek istediğiniz kitapları da yine o kartınızı makinaya okutarak otomatik bantlara kendiniz bırakyorsunuz. Böylece kütüphanede çalışan bir kaç kişi yalnızca soruları olan insanlara yardım ediyor ve çalışan sayısı azaltılmış oluyor.

İsveç’e geldiğimizde garipseyip şaşırdığımız pek çok detayı çoktan benimsemişiz bile. Geçen haftasonu Barış’la şehir dışındaki büyük elektronik mağazalarının, İkea’nın ve büyük bir süpermarketin bulunduğu bölgeye gitmiştik. Alışveriş öncesi süpermarketin dışındaki kafede bir şeyler atıştırırken bu detaylar yeniden dikkatimizi çekti. Blogumda da bu gündelik şeylere yer vermek istedim. (Fotoğrafların kalitesi telefonumla çekildiği için biraz düşük)

Yine zamandan kazanmak ve ekstra iş gücünü önlemek için bir çok mağazada küçük paketleme tezgahları bulunuyor. Buradaki ücretsiz paket kağıtları ve paket süsleriyle müşteriler aldıkları hediyeleri kendileri paketliyorlar. O gün gittiğimiz Coop süpermarketi de dışarıya böyle bir tezgah koymuştu. Tezgahın altındaki ücretsiz orta kalite paket kağıtlarının yanında bir de 5 kron (1.3 tl) ödeyerek 1 metre alabildiğiniz kaliteli paket kağıdı makinası vardı. Makinanın üzerinde, alınan her metre kağıdın parasının orman fonuna gittiği not edilmişti.

Her marketin olmazsa olmazı başka bir şey de pet şişe ve metal içecek kutuları dönüşüm istasyonu. Dünyanın en çok geri dönüşüm yapan ülkelerinden biri olan İsveç’te her evde tüm atıklar mutlaka ayrıştırılıyor. Binaların altındaki çöp odalarında metal, beyaz cam, koyu renk cam, plastik, karton, kağıt, pil, ampul, elektronikler, ayrışabilir çöpler başta olmak üzere ayrı ayrı çöp bidonları bulunuyor. Plastik ve metal içecek kutuları da depozitolu olarak satıldığı için insanlar bunları çöpe atmayıp evde biriktiriyorlar.

Bizim de mutfak lavabolarımızın altındaki dolaplar tamamen geri dönüşüm çöpleri için ayrılmış durumda. Bir kaç haftada biriken pet şişeleri ve metal içecek kutularını marketlerdeki bu istasyonlara getiriyoruz. Yukarıdaki fotoğrafta, üst bölmeye bu şişele ve kutular tek tek atılıyor. Kutular o banttan içeri düşerken barkodları okunuyor. Şişeleri atma işlemi bittikten sonra toplam para miktarı ekrandan okunuyor. Buna göre isteyen yeşil tuşa basıp parasını kasadan tahsil ediyor, isteyen de sarı tuşa basıp bu miktarı çevre koruma fonuna bağışlıyor. Bu istasyonların yanında gelede bir de kağıt peçetelikler ve el temizleme sıvıları bulunur ki insanlar kirli şişeleri elledikten sonra ellerini temizleyebilsinler diye :)

Supermarketlerin kasalardan sonraki kısımlarında bir de sigara makinaları bulunuyor. Kasada parasını ödediğiniz ve ayrı bir fiş aldığınız sigara paketini, daha sonra o fişi bu makinaya okutarak buradan temin edebiliyorsunuz. Bunun sebebi hem kasada yapılan yaş kontrolü, hem de görevliyi tek tek sigara vermekle uğraştırmamak. Böylelikle her kasanın yanında paket paket sigara tedarik etme zorunluluğu da ortadan kalkmış oluyor.

Yalnızca büyük supermarketlerin kullandıkları bir uygulama var; otomatik ödeme. Marketin müşteri kartlarına sahip olan müşteriler bu uygulamadan yararlanabiliyorlar. Her müşteri alışverişe başlamadan önce girişteki bu tarayıcılardan bir tane alıyor (aşağıdaki fotoğraf). Daha sonra satın aldığı her şeyin barkodunu bu tarayıcıya okutarak ve sepetindeki torbalara yerleştirerek alışverişini tamamlıyor. Alışverişi bittiğinde toplam miktar hesabından otomatik olarak çekiliyor ve aldığı her şey paketlenmiş, yola çıkmaya hazır oluyor :) Bu yöntem İsveç’te özellikle geniş ailelerin sıkça tercih ettiği bir yöntem. Zaman tasarrufu açısından da oldukça faydalı. Bu yöntemin daha basit versyonu da kendin ödeme yapabildiğin kasalar. Biz genellikle o kasaları kullanıyoruz. Alışverişimiz bittiğinde tek tek barkodları okutup kredi kartımızla ödeme yapıyoruz. Tüm bu yöntemlerde insanlara güven ön planda.

Haftasonu alışverişimize başlamadan önce etrafta farkettiğimiz bu detayları fotoğraflamak istedik. Bu kolaylıkları her ne kadar benimsemiş olsak da, bunlarla her karşılaştığımızda takdir ediyoruz. İş gücünün pahalı olması teknolojik imkanlarla bir araya gelince ortaya harika çözümler çıkıyor.

11 Yorum

  1. Bütün bu görüntüler insana insan olduğunu hissettiriyor. Birde insana insan olmadığını hissettiren görüntüler var Van da olduğu gibi. Umarım bizim toplumumuz da ilerde bu seviyeye, bu kaliteye ulaşır. Hak etmeden sahip olmak düşüncesini taşıdığımız sürece her şey çok zor bizim için

    Cevap

    • Çok doğru söylemişsin babacığım, şu an sahip olduğumuz bakış açısını tamamen değiştirmemiz gerekiyor bu noktaya gelebilmek için. Yakın gelecekte görünmüyor ama umarım bir gün gerçekleştirebiliriz bunu.

      Cevap

  2. Buraları ilginç kılansa super makul bir ücret karşılığında en sıradan AVM’de bile concierge servisi alıp arabanı parkettirmek, yanında poşetlerini taşıtmak.

    Full diye yeni bir benzin istasyonu markası ellerinde %7 indirim yazan tabelaları yolda tutuyordu. Sadece tabela tutuyordu adam. Bütün gün.

    Cevap

    • Üzücü gerçekten de, şimdi o tabela tutan adamın da bir işi olmuş oluyor ama mesleği, becerisi olmuyor. Günü kurtarmalık çözümler. Burada her şey otomatikleşmeye gidiyor çünkü insanlar belli konularda uzmanlaşıp kendi alanlarında şeyler üretiyorlar. Tabela tutturmak için kimsenin eline üç beş kuruş verip de karnını doyurmaya gerek kalmıyor.

      Cevap

  3. Gerçek medeniyet böyle bir şey işte. İnsan bunları gördükçe neden biz de sahip olamıyoruz diye üzülmeden edemiyor maalesef. Dün akşam sinemada arkamdaki koltukta oturan kişi tarafından ki bayandı, film boyunca resmen taciz edildiğim için gerçekten lanet ediyorum bu şartlarda yaşamak zorunda bırakıldığımız için. Kuzey ülkelerine insana duyulan saygı konusunda imrenmemek elde değil. Bizim toplumca en önemli meselemiz eğitim, bilinç ve de saygı konularında eksikliklerden kaynaklanıyor çoğunlukla.

    Cevap

    • Evet Duygucum, ne yazık ki çok üzüyor beni de bu mesele. İnsan gibi yaşamak varken zora sokuyoruz her şeyi. En temel hakkımız olan sağlık ve eğitim konusunda bile acınacak haldeyiz. Biz elimizden geldiğince bilinç aşılamaya çalışalım ama çabalayan insanların sayısı azken nereye kadar gideriz bilmiyorum malesef.

      Cevap

  4. aaaa bu makinalari Turkiye`ye ithal etmeyi kesfeden! bi ‘girisimci’ neden olmamis halen daha anlayamadim… :))
    Gizem bu yazindan sonra tum bu makinalar ve ustelik en son modelleri ile tum AVM lerden baslayarak , hastanelere, sonra `rezidins’lara, sonra otobus ve metrobus duraklarina, sonra postanelere, pastanelere, olmayan cocuk oyun sahalarina, her sokagin kose basina ve dahi koy kahvelerine kadar koyabilir girisimci ruhlarimiz… !

    Cevap

    • ahah :)) dogru soylediniz, baslarinda da ikiser kisi durur ama insanlar duzgun kullaniyor mu denetlemek icin :) eminim cikar yakinda bir cok girisimci ama o zamanda o isi yapan insanlar ekmek paralarindan olurlar, yani bu isler tutar mi bilmem :)

      Cevap

    • Umarım mailime cevap alırım. Biz böyle bir makineyi ithal etmeyi ( aslında Türkiye de üretmeyi) istiyoruz. İrtibata geçmek için Makinanın markasına ihtiyacım var. Resimden göremiyorum. Yardımcı olabilir misiniz?

      Cevap

      • Merhaba, makinanın markasını bilmiyorum ama bir dahaki sefere denk geldiğimde öğrenirsem size yazarım.

        Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.