Yazı
5 yorum

Sonbaharın Sonu

Bugün sakin bir cumartesiydi. Sabah Barış uyanmadan kendime bir Türk kahvesi yaptım. Türkiye’den gelirken cezve ve bir kaç paket Türk kahvesi getirmiştik, ama ikimizin de pek Türk kahvesi alışkanlığı olmadığı için sadece keyif zamanlarında içiyoruz. Eylül ayında, Elvin buradayken Elvinle arkadaşımız olan Şefkat bizi ziyaret etmişti. Bize hediye olarak çok güzel iki Türk kahvesi fincanı ve onlarla takım olan küçük bir tepsi getirmişti. Mutfaktaki en sevdiğim şeylerden biri oldu bu takım.

Böylece bu sabah hem kahve keyfi yaptım, hem de İstanbul’u, vapurları ve martıları hatırladım. Sonra hemen gerçeğe döndüm; karanlık, yağmurlu ve fırtınalı bir Göteborg. Sonbahar burada en zor geçen mevsimlerden biri, hele de kasım en zor geçen ay. Eylül ayı yazın izlerini taşıyor. Ekim ayında hala güneşli gün görme ihtimali oluyor. Kasımda ise günler iyice soğuyor, güneş kaçıyor ve gündüz git gide kısalıyor. Evler ise çok karanlık ve kasvetli yerlere dönüşüyor. O yüzden haftasonları bir bahaneyle mutlaka dışarıya çıkıyoruz. Bugün de Barışla dışarıya çıktık bir kaç saatliğine. Önce evimizin etrafında yürüyüş yaptık.

Evimizin arkasında küçük bir göle kadar uzanan güzel bir orman var. Havalar daha sıcakken koşuya çıkıyordum oralarda, ama artık dışarısı çok soğuk. Ben de İsveçli genlerine sahip olmadığım için onlar gibi karda soğukta dışarıda koşamıyorum. Ama bu mevsimde yapılan yürüyüşler de gayet keyifli oluyor.

Hazır gün ışığı yakalamışken Barışla ‘Bugün ne giydik’ yaptık. Ben kışlık kabansız poz vermek istedim ama soğuğa sadece bir kaç dakika dayanabildim. Yeni eldivenlerim H&M‘den, yeni kotum JC‘den, kazağımı iki sene önce Monki‘den almıştım. Çantam ve atkım ise Indiska‘dan.

Barış’ın ayakkabılarını Scoop’tan çok severek aldık. Pantolonu Carlings‘ten, kabanı Beymen‘den ve atkısı H&M‘den.

Şu an oturduğumuz ev şehrin içinde olmadığından şehre gitmek için tramvaya binmemiz gerekiyor, ama evin önünde tramvay durağı olduğu için ve bu duraktan geçen üç ayrı hat da şehre gittiği için ulaşım hiç problem olmuyor. Biz de ilk gelen tramvaya bindik ve şehre gidip kapanma saatleri gelmeden bir kaç mağaza gezdik. Cumartesi günleri alışveriş merkezindeki mağazalar 18:00’e kadar, diğer butikler ise 17:00’ye kadar açık olduğu için günü iyi değerlendirmek gerekiyor. Göteborg’un en sevdiğimiz sokaklarından biri olan Magasinsgatan’daki butikleri gezdik. Göteborg’da bu sokağın ciddi bir hayran kitlesi var, butikler de çoğunlukla vintage ağırlıklı. Bu butiklerle ilgili daha sonra detaylı bir yazı hazırlamayı düşünüyorum. İlgimizi çeken yerleri gezdikten sonra yiyecek alışverişi yapıp eve döndük. Bu günü güzel bir soslu makarna ve birayla noktaladık.

5 Yorum

  1. selamlar…herşey güzelde..:))..ben en güzelin markasını merak ettim..şu size hediye gelen fincan takımını mutlaka almak isterdim..Markasını yazarsanız çok memnun olacağım..sevgiler..özlem

    Cevap

    • Merhaba Özlem,
      Fincan takiminin markasi yanlis hatirlamiyorsam Bernardo’ydu. Iki sene oldu hediye geleli, hala ellerinde var midir bilmiyorum ama bir sorabilirsin belki.
      Sevgiler..

      Cevap

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.