Yazı
11 yorum

Hamilelik Sürecini Nasıl Geçiriyorum

Hamilelik sanıldığı kadar zorlu bir süreç değilmiş. İlk başlarda aklınızda bir çok soru, endişe edecek tonlarca şey varmış, attığınız her adım, aldığınız her karar büyük sonuçlar doğuracakmış gibi geliyor, fakat her şey çok basit. Günlük yaşantınızda yapacağınız ufak düzenlemeler, dikkat edeceğiniz bir kaç detayla bu süreci çok rahat ve oldukça keyifli geçirebilirsiniz.

Ä°sveç’te gebelik takibi Türkiye’dekinin aksine doktorlar deÄŸil, ebeler tarafından yapılıyor. Ebeyle ilk görüşmemizde kafamda bu süreçle ilgili yüzlerce soru, yüzlerce doÄŸru yanlış bilgi vardı. Sanki o an her ÅŸeyin en doÄŸrusunu öğrenmem gerekiyormuÅŸ gibi rutin kontrolden sonra bu soruların hepsini sıraladım; yüzmeye devam edebilir miyim?, sushi yiyebilir miyim?, hangi ek vitaminleri almalıyım?, uzun seyahatlere gidebilir miyim?, çay içebilir miyim?, spor sınıflarıma devam edebilir miyim?, sıcak banyo yapabilir miyim? gibi bir sürü soru sordum. Bütün bu sorulara aldığım tek bir cevap vardı: Vücudunun sesini dinle!

Ebe hiçbir soruya evet veya hayır diye cevap vermedi, hiç bir istatistiksel açıklama yapmadı ve sadece kendi kendimi dinlemem gerektiğini, bunun benim hamileliğimle ilgili tek ve en doğru şey olduğunu söyledi. Başta tüm bu sorulara kesin bir cevap alıp ona göre davranmak istediğim için bu beni hiç tatmin etmemişti, fakat aradan aylar geçtikten sonra bunun ne kadar doğru olduğunu anladım. Bu soruların cevaplarını kendime benim için neyin doğru olduğunu hissederek verdim ve aldığım kararlardan hiç pişmanlık duymadım.

Burada öğrendiğim diğer önemli şey de kendi hamileliğimizi başkasınınkiyle karşılaştırmanın tamamen anlamsız olduğuydu. Her kadın doğurduğu her bebek için birbirinden çok farklı hamilelikler geçiriyor ve bu süreçte bebeğin sağlığı ve kendi sağlığı için neyin doğru neyin yanlış olduğunu en iyi kendisi biliyor. Tabi ki hayatımda yapmam gereken değişiklikler oldu ama günlük yaşamım son haftalardaki daha sık yorulmalar dışında neredeyse hiç değişmedi.

Bu süreci şimdiye kadar nasıl geçirdiğimden ve hayatımı yeni duruma nasıl uyarladığımdan bahsetmek istiyorum.

Yeme-İçme:

İlk bir kaç ayda yaşanan sıkıntıların çoğunu yaşamadım. Sanırım bu konuda oldukça şanslıydım. Mide bulantılarım yok denecek kadar azdı, yalnızca iki kere midemi tutarak tuvalete koşmak zorunda kaldım. Hoşlanmadığım yiyecekler kremalılarla sınırlıydı ve ilk aylardan sonra geçti. Yalnızca ilk günden beri kahve kokusuna dayanamaz hale geldim, bu da hayatı benim için değil Barış için zorlaştırdı (sabah kalkar kalmaz kahve hazırlamak yerine benim evden çıkmamı beklemek ve haftasonları balkon kapısını açarak kahvesini içmek zorunda kaldı).

İştahımda pek değişiklik olmadı. Normalde ara öğünleri pek sevmeyen, ara öğün aklına geldiğinde bir sonraki öğünün vaktini getirmiş olan biri olduğum için önceleri kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği düzeninde devam ettim. Fakat ilk aylardan sonra aralara yeterli miktarda ara öğünler ekledim. Yediğim şeylerin besin değerlerinin yüksek olmasına dikkat ettim. Yemeklere ek olarak her gün hamileler için üretilmiş multi vitaminlerden alıyorum, ve 4. aydan sonra demir hapı almaya başladım.

Sakınılması gereken yiyeceklerden çiÄŸ krema midemi bulandırdığı için, brie, camembert, blue cheese gibi pastorize olmayan peynirler zaten hiç ilgimi çekmediÄŸi için uzak durdum. Yiyip yiyemeyeceÄŸimi merak ettiÄŸim ilk yiyecek hem çok sevdiÄŸim hem de Japonya ziyaretimizde yemeyi dört gözle beklediÄŸim sushi oldu. Doktora sorduÄŸum zaman Ä°sveç’teki sushileri yememde hiç bir sakınca olmadığını, çünkü buradaki kurallar gereÄŸi balıkların her zaman derin dondurucuda bekletildikten sonra (böylece bakteri sorunu ortadan kalkıyor) sushi olarak tüketildiÄŸini söyledi. Japonya’da da abartmamak koÅŸuluyla sushi yemeye devam ettim.

Åžimdiye kadar hiç aÅŸermedim. BaÅŸlardan beri tuzlu yiyecekler tatlılara göre daha çok ilgimi çekti, hatta uzun süre çok sevdiÄŸim çikolatalara elimi sürmedim. Ä°nsanın canının tuzlu, tatlı, ekÅŸi yiyecekler istemesini anlıyorum ama kış ortasında ‘canım karpuz çekti’ demek bana biraz garip geliyor. Bence düzenli ve dengeli yeme düzeni olan biri vücudunun ihtiyaç duyacağı besinleri aldığı için aÅŸ ermeden saÄŸlıklı bir hamilelik geçirebilir.

hamilelik - 1

Dengeli beslenmeden kastım protein, yağ, karbonhidrat dengesini iyi tutmak ve vücudun ihtiyaç duyduğu vitaminleri, mineralleri almayı atlamamak. Benim beslenme alışkanlıklarımdan örnek verecek olursam; sabahları genellikle hem pratik olduğu hem de uzun süre tok tuttuğu için bir kase yoğurda sevdiğim müsli çeşitlerinden karıştırıyorum. Biraz daha zenginleştirmek için üzerine, ayrı paketler halinde aldığım çiya tohumu, ayçekirdeği, keten tohumu, ceviz, badem, kuru kayısı, muz, çilek, kuru yemişler ve meyvelerden evde bulduklarımı ekliyorum. Böylece hem lezzetli hem de her gün birbirinden farklı bir kahvaltı yemiş oluyorum.

İşe gittiğimde yanımda mutlaka ara öğün için atıştıracak havuç, kuru yemiş gibi şeyler bulunduruyorum. O günkü açlık durumuma göre öğle yemeği vaktinden önce bunlardan biraz yiyorum. Öğle yemeklerini genellikle evden götürüyorum, bu da bir önceki akşam yaptığımız yemeğin kalanı oluyor :) Önceki günden bir şey kalmamışsa iş yerindeki restoranda kendime göre yine sebze ve protein ağırlıklı bir yemek seçmeye çalışıyorum.

AkÅŸam üzeri ya bir meyve, ya da bir dilim ekmeÄŸin üzerine tahin-pekmez karışımı sürüp yiyorum. Tahin-pekmez alışkanlığım sanırım Gaziantep’ten geliyor (babam da özellikle kışın kahvaltı sofrasında mutlaka tahin-pekmez bulundurur). Özellikle nutella severler için onun yerine tahin-pekmez denemelerini tavsiye ederim :) EkmeÄŸe sürmelik enerji veren baÅŸka bir alternatif de yer fıstığı ezmesi; hem protein açısından oldukça zengin, hem de uzun süre tok tutuyor.

Akşam yemeklerini cuma ve cumartesi günleri dışında genelde evde yapıp yiyoruz. Porsiyonlarda yine hem protein hem sebze ve yeşillik olmasına dikkat ediyorum. Karnım çok acıkmışsa önce karbonhidrata saldırmak yerine et, balık veya baklagillerle yemeğe başlayıp pilav, makarna, ekmek gibi karbonhidratları sona bırakıyorum. Doyurucu ve besleyici bir akşam yemeğinden sonra zaten canım abur cubur şeyler istemediği için akşam yatana kadar bir bardak süt, veya o gün yememişsem meyve gibi midemde ağırlık yapıp (malum karın içi genelde sıkışık bir durumda oluyor) uyurken beni rahatsız etmeyecek şeyler atıştırıyorum.

İçecekler konusunda da, sanırım hamileliğin başından beri yalnızca su, soda, çay ve taze meyve suları tükettim. Kola, fanta, yapay şeklerli ve gazlı içecekler hiçbir zaman ilgimi çekmedi, ve gereksiz şeker tüketimine karşı olduğum için bunlardan hep uzak durdum. Sıvı tüketimi özellikle önemli olduğu için su şişemi hiçbir zaman yanımdan ayırmıyorum ve susamadığımı düşünsem bile belli aralıklarla günde en az iki litre su içmeye özen gösteriyorum. Kola severler için bunu limon veya taze meyve suyuyla karıştırılmış sodayla değiştirmelerini tavsiye ederim.

Kilo alımı:

Şu an 35. haftanın içindeyim (sekiz ay bitti sayılır), henüz 7 kilo aldım. Geçen haftaki ebe görüşmemizde bunun normal olup olmadığını, daha fazla kilo almamın gerekip gerekmediğini sordum. Bebeğin büyüme eğrisi normal seyrettiği ve ben de kendimi sağlıklı ve zinde hissettiğim için ebe her şeyin yolunda olduğunu söyledi. Hamilelikte 9-14 kilo arası almak normalmiş, kilolu insanların daha az, zayıf insanların daha çok kilo alması bekleniyormuş.

Gerekenden az kilo almak, vücudunuz için yeterli besini alamıyor olduÄŸunuza iÅŸaret edebileceÄŸi gibi, aşırı kilo almak da hem doÄŸum sırasında ve sonrasında size zorluk yaÅŸatacaktır, üstelik bebek gereken besini aldığı için kalanının sadece sizin için yükten ibaret olduÄŸunu gösterir. Kaldı ki hamilelik zaten özellikle son aylarda hareketinizi kısıtlarken bir de fazladan alınmış 10-15 kilo size iÅŸleri daha da zorlaÅŸtıracaktır. ‘Kiloları nasıl olsa sonra veririm’ düşüncesiyle bunu hamileliÄŸin bir lüksü olarak görüp abur cubur yiyeceklere saldırmak yerine, dengeli öğünlerle düzenli bir ÅŸekilde kilo alıp hem bebeÄŸiniz hem de kendiniz için bu süreci çok daha rahat ve saÄŸlıklı geçirebilirsiniz.

Spor alışkanlıkları:

Her zaman aktif bir spor hayatı olan, son bir kaç senedir haftada en az 4-5 gün spor yapan biriydim. Hamile olduÄŸumu öğrendikten sonra programımı bu duruma uygun hale getirmeye çalıştım. Geçen yılın sonlarında buradaki bir master yüzme takımıyla antrenmanlara baÅŸlamıştım. HamileliÄŸin Ä°lk ayları için havuzda yüzmek mikrop kapma riski ve fazlaca klor/kimyasal yutma riski açısından pek tavsiye edilmediÄŸi için bu antrenmanları bıraktım. Havuzlar hamilelik açısından çok hijyenik yerler deÄŸiller, fakat yüzme hamileler için gerekli kas gruplarını çalıştıran ve rahatlatan en iyi sporlardan biri. Bu yüzden mümkünse denizde yüzmek tavsiye ediliyor. Ben de bahar ayındaki bir kaç günlük Antalya tatilimizde ve yazın Bodrum’da geçirdiÄŸimiz bir hafta boyunca denizde günde en az 1 saat yüzdüm.

Havuz antrenmanlarıyla beraber, Body Pump (ağırlıklarla çalışma), Interval (her hareket arasında kısa dinlenmelerle, 40 saniye, 1 dakika gibi süreler boyunca atlama, zıplama, koşma gibi hızlı kardiyo hareketleri), Core (karın kaslarına odaklanan yoğun egzersiz), Spinning (müzikle beraber yapılan, nabzı çok hızlandıran kapalı salonda bisiklet egzersizi) gibi devam ettiğim ağır sporlara ara verdim.

Onların yerine Pilates, Yoga, Body Balance gibi daha hafif fakat etkili egzersizlere ve Barış’la pazar günleri çıktığımız trekkinglere daha ağır bir tempoyla da olsa ilk aylardan beri devam ediyorum. Katıldığım pilates ve yoga sınıfları hamileler için özel olan sınıflar deÄŸil, fakat ben hareketleri kendime göre uygun hale getiriyorum, zorlamadan yapabildiÄŸim kısımlarını yapıyorum, bazen de hocalardan ufak tüyolar alıyorum.

hamilelik - 2

Düzenli egzersizler dışında günlük hayatımda da aktif olmaya çalışıyorum. Mümkün olduğunca bir yerden bir yere yürüyerek gitmek, asansör yerine merdiven kullanmak, uzun süre oturmayıp sık sık kalkıp hareket etmek gibi dikkat ettiğim ufak tefek şeyler ben giderek ağırlaşırken kendimi iyi hissetmeme yardımcı oluyor.

Eğer hali hazırda düzenli spor yapan biriyseniz hamileliğiniz boyunca bu sporları kendinize uygun hale getirip devam etmenizi, en azından yoga, pilates gibi kaslarınızı güçlendirici sporları kendinizi zorlamadan yapmanızı tavsiye ederim. Hiç spor yapmayan biriyseniz dahi hamilelik süresince hareketli olmanız, hafif sporlar yapmanız, en azından her gün yürüyüşe çıkmanız size vücudunuzu daha dinç ve sağlıklı hissettirecektir. Ne yapacağınız konusunda hiçbir fikriniz yoksa bile bir yoga matı edinip, internetten hamileler için uygun olan pilates veya yoga hareketlerini takip ederek günde yarım saat vücudunuzu esnetip kaslarınızı güçlendirebilirsiniz. Tabi tüm bunları sağlıklı geçirilen bir hamilelik için, kontrollerinizi yapan doktor veya ebenin onayıyla yapmalısınız.

Seyahat:

Hamile olduğumu öğrendikten sonraki ilk ebe görüşmemizde sorduğum sorulardan ilki seyahatlerde nelere dikkat etmem gerektiğiydi. Önümüzde planlanmış yolculuklar ve daha planlayacak olduklarımız vardı. Özellikle uzun uçak yolculuklarını sorunsuz atlatmam ve bilinçli davranmam tabi ki çok önemliydi. Bu konuyla ilgili almam gereken tedbirler seyahat boyunca hareketsiz kalmamak, özellikle uzun uçak yolculuklarında en fazla bir saat aralıklarla kalkıp kan dolaşımını hızlandırmak için yürüyüş yapmak, bol sıvı tüketmek ve varis çorabı giymek gibi basit şeylerdi. Ben ek önlem olarak uçak yolculuklarından önce bir tane de bebe aspirini içtim.

Hamileliğim boyunca epey gezme şansı buldum. Bu dönemleri nasıl geçirdiğim kısaca şöyle:

11. haftada bir kaç günlüğüne Ä°stanbul’a gittik. Mide bulantılarım pek olmadığı için ve henüz hiç karnım belirmediÄŸi için bu kısa seyahatte hamilelikle ilgili hiç sıkıntı yaÅŸamadım. Ä°stanbul’daki kadın doÄŸum uzmanı doktoruma uÄŸrayıp bu haberi onunla paylaÅŸtım. O da beni kısaca muayene edip her ÅŸeyin yolunda olduÄŸunu söyleyince kendimi daha iyi hissettim.

13. haftada iki haftalık Japonya ve Güney Kore gezisine gittik. Bu uzun uçak yolculukları beni biraz endişelendirmişti, fakat yukarda bahsettiğim gibi aspirin almak, varis çorabı giymek, sık sık uçak içerisinde hareket etmek ve bol su içmek gibi önlemlerle bu yolculukları rahat geçirdim. Uzun zamandır sabırsızlıkla beklediğimiz bu gezilerde normal tempomuzda rahatça gezdik. Günde 15-20 kilometre yürüdüğümüz günlerde Barış da benim kadar yorulduğu için hamileliğe özel bir yorgunluğum olmadı. Yalnızca yediğim yiyeceklere biraz özen gösterdim ve yine gün içerisinde yeterince sıvı tüketmeye dikkat ettim.

19. haftada çok yakın iki arkadaşımızın düğünü için önce Ä°sveç’ten arkadaÅŸlarımızla beraber Antalya’ya gittik, daha sonra Barışla hazır yakınlardayken Ä°stanbul’a uÄŸradık. Antalya’da artık normal ÅŸortlar yerine beli lastikli olan hamile ÅŸortlarından giymeye baÅŸlamıştım. Aylar öncesinden denize girmek için gün saydığımdan Antalya’ya vardığımız gecenin ertesi sabahı ilk iÅŸim bikimi giyip deniz kenarına koÅŸmak oldu. Havuzdaki antrenmanları bıraktığımdan beri yüzmeyi o kadar özlemiÅŸtim ki, sabahın erken saatinde suyun soÄŸukluÄŸuna aldırmadan kendimi suya bırakıyordum. Biraz da bu sebepten Antalya’ya düğünden bir kaç gün önce gitmiÅŸtik, o yüzden hem sabahları hem de öğleden sonraları mutlaka yüzdüm. Hava henüz çok sıcak olmadığı için Antalya gezimiz çok rahat geçti.

25. haftada bir haftalığına Belçika‘ya gittik. Asıl sebebimiz dört günlük Rock Werchter festivaline katılmaktı, fakat festivalden bir kaç gün önce gidip Belçika’yı gezme fırsatı yakaladık. Artık karnım iyiden iyiye belirginleÅŸmiÅŸti. Yine de tam performansla üç günde çok yer gezdik, çok ÅŸey gördük. Hem geziler sırasında hem de festivalde ara sıra dinlenip düzenli yemek yiyerek, sıvı tüketimine dikkat ederek bir haftayı sorunsuzca geçirdim.

26. haftada Belçika sonrası direk Bodrum’a geçtik. Orada babamlarla 5-6 günlük güzel bir deniz tatili yaptık. Burada da Antalya’da olduÄŸu gibi günde en az iki kere denize girip çıkmak bilmedim. Günübirlik yaptığımız tekne gezilerinde her fırsatta suya girdim ve kaptanın son anonsuna kadar yüzdüm :) GüneÅŸte çok kalmamaya özen gösterdim ve her zaman olduÄŸu gibi güneÅŸ kremi sürmeden dışarıya çıkmadım. Buradaki güzel hava ve yediÄŸimiz güzel yemekler Belçika’daki yorgunluÄŸumuzun üzerine çok iyi geldi.

27. haftayı Adana ve Ä°stanbul’da geçirdik. Karnım artık iyice belirgindi, fakat günlük hayatımı neredeyse aynı ÅŸekilde devam ettiriyordum. Uçak ÅŸirketleri 28. haftadan sonra doktor raporu istediklerinden ve biz de herhangi bir riskli durumla karşılaÅŸmak istemediÄŸimiz için tatilimizi 27. haftanın sonuna kadar planlamıştık. Bu kadar seyahat sonrası Ä°sveç’e dönüp, haftasonları arabayla kısa gezilere devam ettik.

hamilelik - 4

Yaptığımız gezilerin hepsinde dikkat ettiğim noktalar rahat kıyafet ve ayakkabılar giymek, vücudumun zayıf olduğunu bildiğim noktalarını iyi korumak (örneğin ayaklarımı ve karnımı üşütmemek), sağlıklı beslenmek, bol sıvı tüketmek, gereksiz riskli hareketlerden (bir yerlerden atlamak, merdivenlerden koşarak inmek gibi) kaçınmak, yorulunca dinlenmek gibi basit tedbirlerdi. Yalnızca bu kurallara uyarak hamileyken de bol bol gezip, görüp çok eğlenceli tatiller yaptım.

Siz de seyahat edeceğiniz ülkelerin ve şehirlerin iklim koşullarına, ziyaret öncesi özel aşılar isteyip istemediğine, yemek kültürlerine, acil bir durumda kalacağınız yere yakın yardım alabileceğiniz hastaneler olup olmadığına, musluk sularının içilip içilmediğine biraz çalışıp hazırlıklı giderseniz eminim çok daha rahat bir tatil geçirirsiniz.

Fiziksel ve Ruhsal DeÄŸiÅŸiklikler:

İlk aylarda henüz fiziksel bir değişim başlamadığı için kendimi hiç hamile gibi hissetmiyordum. Sabahları uyanınca hamile olduğum aklıma geliyor ve her gün bu haberi yeni öğrenmiş gibi tepki veriyordum. Daha sonra karnım biraz daha belirmeye ve ben bebeğin hareketlierini hissetmeye başladıktan sonra bu gerçeğe daha çabuk alıştım.

Fiziksel olarak kendimi uzun süre çok rahat ve özgür hissettim, fakat 5. aydan sonra yürüyüşüm ve merdiven iniş çıkışlarım yavaşlamaya ve yaklaşık 7. ayın başından itibaren hareketlerim iyiden iyiye kısıtlanmaya, oturuş kalkışım değişmeye başladı. Yine de bunlar şu ana kadar günlük aktivitelerimi hiçbir zaman engellemedi. Ağır şeyler kaldırmamaya, ağır olmayan şeyleri yerden kaldırırken de doğru bir pozisyonda belimi ve eklemlerimi zorlamadan kaldırmaya dikkat ediyorum.

Gittikçe büyüyen bir göbek hem karın boÅŸluÄŸunda diÄŸer organlara yer bırakmıyor, hem de vücudun ağırlık merkezini yerinden oynatıp tüm dengeyi deÄŸiÅŸtiriyor. HamileliÄŸin beni en zorlayan kısmı sık sık tuvalete gitmem gerektiÄŸi ve geceleri uyurken bir taraftan diÄŸerine dönerken zorlanmam oldu. Büyüyen bir göbek beraberinde karın bölgesinde hassasiyet ve deride çatlamalara sebep olabiliyor. Ben bunlara önlem olarak 3. aydan itibaren Lierac’ın çatlak önleyici jelini ve cildi nemli tutmak için bebek yağı kullandım. Åžu ana kadar cildimde çatlaklar olmadı, fakat son ayda bebekteki büyümeyi göz önüne alırsak bunların sonradan ortaya çıkması çok garip deÄŸil.

Ruhsal olarak, çok sabırsız ve kolay sinirlenen biri olduÄŸum için bu dönemi zor atlatacağımı, sinir patlamaları ve gerginlikler yaÅŸayacağımı düşünmüştüm. Fakat ilginç bir ÅŸekilde hamilelik beni daha tahammüllü, daha olgun biri haline getirdi. Åžu an daha önceki aylık ruhsal dalgalanmalarımdan bile daha sakin ve dingin bir haldeyim (Barış’ın bu konuya ekleyecek ÅŸeyleri olur muydu bilmiyorum).

***

İlk başta belirttiğim gibi her kadın ve her hamilelik birbirinden çok farklı. Benim için bu sürecin nasıl geçtiğini, hayatımda ne gibi değişiklikler yaptığımı kısaca paylaşmak istedim. Bunların tamamı benim kişisel gözlemlerimden ve deneyimlerimden ibaret. Kafanızdaki soruların tek bir doğru cevabı olmadığını, kendi kendinizi dinlemenizin en önemlisi olduğunu, hamileliğin bir hastalık değil doğal ve keyifli bir dönem olduğunu ve tabiki doktounuzun ve ebenizin tavsiye ve yönlendirmelerinin esas olduğunu unutmayın.

11 Yorum

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.