Yazı
1 Yorum

Cannes

Paris’teki bir kaç günlük gezimizin ardından tatilimizin son günlerini geçirmek üzere Marsilya’ya gittik. Paris’te gün boyu yürümekten o kadar yorulmuÅŸtuk ki,  Marsilya’daki ilk günümüzde yalnızca ÅŸehir merkezine gidip, bütün gün tembellik yaptık. Güney Fransa’daki ikinci günümüzde ise Marsiya’dan trene atlayıp günü birlik gezmek için Cannes’a gittik.

72.000 nüfuslu bu küçük ÅŸehrin en önemli özelliÄŸi 1946 yılından beri düzenlenen Cannes Film Festivali‘ne ev sahipliÄŸi yapıyor oluÅŸu.

Sahil ÅŸeridindeki ünlü otelleri, festivalin yapıldığı yeri, plajları gördükten sonra, Cannes’ın turistik tepeliÄŸi Le Squet’e çıktık. Buradan eski liman ve tüm kıyı ayaklarımızın altındaydı.

Åžu ana kadarki izlenimlerime göre Cannes’ı Marsilya’dan daha çok sevdim. Åžu da bir gerçek ki, Cannes’ın bu kadar tanınmasında ve ve bu küçük ÅŸehrin güney Fransa’nın en ünlü ÅŸehirlerinden biri haline gelmesinde film festivalinin etkisi çok büyük. Åžehrin içinde her yerde film festivaliyle ilgili resimler, yazılar görmek mümkün. Tahmin ediyorum bu festival aynı zamanda ÅŸehir için büyük bir gelir kaynağı oluÅŸturuyor.

Benim gezmekten ayrı bir zevk aldığım dar, eski ara sokakların hepsinden geçip, bir kaç hediyelik eÅŸya dükkanı gezip, fotoÄŸraf çekip, sahile kadar yürüdük. Sahilde bir ÅŸeyler atıştırdıktan sonra günün geri kalanını geçirmek üzere, yarım saat uzaklıktaki Nice’i görmek için tren istasyonuna gittik.

1 Yorum

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.