Yazı
18 yorum

İsveç ve İngiltere Karşılaştırması

Cambridge’e taşınalı 2 buçuk ay oldu bile. Ä°lk haftalar sipariÅŸ verdiÄŸimiz eÅŸyaların gelmesi, onların kurulması, kutuların boÅŸaltılmasıyla geçti. Alışma sürecimiz hiç uzun sürmedi, yalnızca her taşınmanın sonunda uÄŸraşılması gereken, elektrik, su, internet baÄŸlatma, saÄŸlık sistemine kayıt olma gibi zorunlu iÅŸleri halletmek bir kaç haftamızı aldı. 

Buraya vardığımız ilk andan itibaren her ÅŸeyi dikkatlice gözlemledim, Ä°sveç’le karşılaÅŸtırmalar yaptım, ve alışkanlıklarımın yerlerini yenileri almadan önce bu gözlemlerimi not ettim. Ä°ki ülke arasındaki en önemli gördüğüm farkları daha tecrübelerim tazeyken sizinle paylaÅŸmak istedim.

Ä°ngiltere’nin pozitif yanları:

Ä°klim

Yukarda da bahsettiÄŸim gibi, Ä°ngiltere hep çok yaÄŸmurlu ve serin olarak bilinir. Sanırım bu konuda bizim ÅŸanslı olduÄŸumuz nokta Ä°ngiltere’nin en kuru ÅŸehirlerinden biri olan Cambridge’i seçmemiz oldu. Göteborg’la karşılaÅŸtıracak olursak burada hava ortalama bir kaç derece daha sıcak, daha az bulutlu ve daha az yaÄŸmurlu. Ä°sveç’te kışları çok üşüyerek geçirirken burada iÅŸe her gün bisikletle gidip geliyorum ve üşümüyorum. Bir de Cambridge Göteborg’dan daha güneyde olduÄŸu için kışın günler daha uzun oluyor. Ä°sveç’le ilgili en büyük ÅŸikayetimiz kışın karanlığı olduÄŸu için bu konuda az da olsa rahatladık.

Ä°nsan iliÅŸkileri

Ä°ngilizler soÄŸuk olarak bilinirler, fakat Ä°sveç’ten gelince bize dünyanın en sıcakkanlı, en arkadaÅŸ canlısı insanları gibi geldiler :) Amacım burada Ä°sveçlileri yermek deÄŸil ama bu konuda büyük bir fark var. Günlük hayatta, marketten bir ÅŸey alırken, trene binerken, bir komÅŸuyla karşılaşınca burada mutlaka küçük bir sohbet yapılıyor. Ä°sveç’te bütün bir günü dışarda geçirip, bir kelime konuÅŸmadan, yalnızca ‘merhaba’, ‘teÅŸekkürler’ gibi 2-3 kelimeyle eve döndüğümüz çok olmuÅŸtur. Ä°ngilizlerin her durumda araya bir laf atmalarına, espri yapmalarına bayılıyorum. Ä°sveçliler sorarsan yardım ederler, çok da kibardırlar ama bunun dışında herkes etraftaki tüm insanlar sanki yokmuÅŸ gibi, onlar birer hayaletmiÅŸ gibi yaÅŸarlar. Ä°yi veya kötü davranmalarını kast etmiyorum, sadece etraftaki insanlar sanki yokmuÅŸ gibi. Çünkü onların varlıklarını onaylamak, durduk yere bir ÅŸeyler söylemek, ÅŸakalaÅŸmak, o insanların kiÅŸisel alanlarına girmiÅŸ olmak gibi hissederler (ya da ben öyle hissettiklerini düşündüm hep). Mesela Ä°sveç’te elinde çok ağır bir eÅŸyayla tramvaya binmeye çalışıyorsan çok az kiÅŸi durduk yere, sen sormadan sana yardım teklif eder, çünkü sana karışmak istemezler. Burada ise herkes sen sormadan güler yüzle yardım ediyor. Bu tamamen kültürlere baÄŸlı ÅŸeyler, fakat sanırım biz bu tip insan iliÅŸkilerini biraz özlemiÅŸiz. Hatta burada neredeyse biz Ä°ngilizlere göre yabani kaldık, komÅŸularımızın kapıyı çalıp hoÅŸgeldiniz demelerine epey ÅŸaşırdık :)

Dil

Barış çat pat, bense epey akıcı Ä°sveççe konuÅŸuyordum. Yine de Ä°sveççe ileri yaÅŸlarda öğrendiÄŸimiz bir dil olduÄŸu için, günlük hayatta çok fazla pratik yapma ÅŸansımız olmadığı için ve de tüm Ä°sveçliler çok iyi seviyede Ä°ngilizce konustuÄŸu için, Ä°sveççemiz her zaman Ä°ngilizcemizin gölgesinde kaldı. Ä°sveççeyi çok derinlemesine öğrenmediÄŸimiz için de kültürel açıdan bizler de biraz dilin gölgesine kalmış olduk. Ana dilimiz gibi konuÅŸtuÄŸumuz bir dilin ülkesinde olmak, günlük hayatta sosyal açıdan her ÅŸeyi daha yakından takip etmemize yardımcı oluyor. Ä°ngiltere’ye taşınır taşınmaz kendimizi bu ilkeye adapte olmuÅŸ hissetmemizin de en büyük sebeplerinden biri bu belki. Tiyatroları, etrafta konuÅŸulanları, televizyon programlarını çok daha rahat anlamak insana kendini daha ait hissettiriyor. Bunun yanında Ekim Ä°sveç’te uluslararası okula gitmesine, hem Ä°ngilizce hem Ä°sveççe öğrenmesine raÄŸmen, burada Ä°ngilizcesi ana dili olacak ve Ä°ngilizceyi köklü olarak kaynağında öğrenecek. Bu da Ä°sveç’le karşılaÅŸtırınca sevindiÄŸim noktalardan biri.

Uluslararası Ulaşım

Ä°sveç her ne kadar Avrupa olsa da, kuzey ülkeleri hep his ve kültür olarak bana Avrupa’ya uzak gelmiÅŸtir, tabi mesafe olarak da öyle. Belki Stockholm’de iÅŸler daha farklı olabilir ama Göteborg’un dünyanın geri kalanıyla baÄŸlantısı çok zayıftı. Özellikle son yıllarda Ryanair Göteborg uçuÅŸlarını azaltınca, Göteborg’dan aktarmasız gidebileceÄŸimiz ülkelerin sayısı da azaldı. Mevcut direk uçuÅŸar için bilet fiyatları da Avrupa’nın diÄŸer ülkelerine göre epey pahalıydı. Åžimdi Cambridge’e en yakın havaalanı olan Londra-Stansted Havaalanı’ndan sayısız yere çok daha ucuza direk uçuÅŸlar var. En basiti Ä°stanbul’a gideceÄŸimiz zaman Göteborg’da tek seçeneÄŸimiz THY ile Atatürk Havvalanı iken, ÅŸu anda Pegasus’la çok daha ucuza Sabiha Gökçen’e gidebiliyoruz. Hatta sırf Türkiye’de Antalya, Ä°zmir, Bodrum, Dalaman ve Ä°stanbul’a, dünyanın da pek çok yerine direk uçabiliyoruz. Bu bizi çok daha fazla dünyanın ulaşım olarak merkezinde hissettiriyor ve daha gezgin yapıyor.

Pratiklik ve kurallar

Almanya’dan gelen bir insan için Ä°talya neyse, Ä°ngiltere’de bizim için o: kaos, kuralsızlık ve düzensizlik :) Bu gerçekten çok komik bence. Bu kaos ve düzensizliÄŸi iyi yanlarını vurgulayarak ele alacağım. Ä°sveç’te her ÅŸey ama her ÅŸey tanımlıdır. Arabayla yolda kısa süreli park edebileceÄŸiniz yerler, ev kiralama prosedürleri, iÅŸ yerinde yemek yeme kuralları, otobüste boÅŸ yerlere oturmak, bir kamu kuruluÅŸunda sıra beklemek.. kısacası aklınıza gelebilecek her eylem ya bir kural zinciri ve süreç haritasıyla belirlenmiÅŸtir, ya da yazısız kurallarla toplum tarafından benimsenmiÅŸ, uygulanıyordur. Bu kuralların ve düzenin dışına çıkmak hayal bile edilemez, hatta ayıplanır. Burada aklınıza çok sert kurallar ve insanlar gelmesin, yalnızca herkes bu düzen akıntısına kapılır ve sen bile bir gün bunun dışına çıkarsan kendi kendine bir yanlışlık olduÄŸunu fark eder tekrar sürüye dönersin. Mesela bankada sıranı beklerken, aslında soracağın bir cümlelik çok kısa soruyu veznedeki kadına yaklaşıp ‘pardon ÅŸu şöyle miydi?’ diye sorarsan ayıplanabilirsin, uyarılabilirsin çünkü orada sıranı beklemen gerekiyordur (tamam abartmış olaiblirim ama bu durumu görsem ÅŸaşırmam). Veya, sıra sana geldiÄŸinde o kurumda belirlenen tanımlı konular dışında bir ÅŸey sorarsan, ‘burada böyle demiÅŸsiniz ama benim ÅŸurdan gelirim varken parayı ordan alsam, buraya yatırsam, sonra çeksem?’ gibi bir soru örneÄŸin, o koca bankada buna cevap verecek tek bir yetkili bile bulamayabilirsin. Ä°ÅŸte Ä°ngilizlerin bu gibi konulardaki pratiklikleri ve insiyatif almaları benim gerçekten hoÅŸuma gidiyor. BelirlenmiÅŸ bisiklet yolundan deÄŸil de kısa bir mesafeyi kaldırımdan mı gitmek zorunda kaldın, kimse seni ayıplamıyor. Bankada sıra dışı bir soru mu sordun, sorduÄŸun görevli sana gereken cevabı bulana kadar her yetkiliyle konuÅŸuyor. Yanlış trene mi bindin, bilet kesen görevli ‘yanlış binmiÅŸsin, biletin bu rotaya uygun deÄŸil, seni bir sonraki durakta indirmek zorundayım’ demek yerine, seni doÄŸru trene aktarmak için telsiziyle iÅŸleri koordine ediyor ve bilet parası için güler yüzle seni bağışlıyor. Bir araba park etmemesi gereken bir yere mi park etmiÅŸ, insanlar yanından dikkatlice geçip gidiyor. Yani kısacası insanlar yanlış olanı parmakla göstermek yerine, insiyatif alıp daha pratik çözümler bulmaya çalışıyorlar. Bir de bu baÅŸlıkta deÄŸinebileceÄŸim bir diÄŸer nokta, Ä°sveç’te bir Ikea perdesinin boyunu kısaltmak 6 hafta (dalga geçmiyorum) sürerken, burada bu tip iÅŸler en fazla bir kaç gün sürüyor. Son bir örnek: Ekim’e okul bakarken rastgele bir okulu arayıp ‘kusura bakmayın biz daha önce randevu almadık, ÅŸimdi günübirlik Cambridge’deyiz, çok kısa uÄŸrayıp okulu görebilir miyiz?’ diye sorduÄŸumuzda ‘aa tabi, yeterli personel yok ama size kısaca 5-10 dakika okulu gösterebiliriz, buyrun’ dediler. Ä°sveç’te bu olay muhtemelen gerçekleÅŸmezdi ve randevuyu en erken 4 hafta sonrasına falan verirlerdi..

Online alışveriş

Ä°ngiltere tam bir online alışveriÅŸ cenneti. Ä°sveç’te de çok fazla online alışveriÅŸ yapıyorduk, ama sipariÅŸlerimizin gelmesi bir kaç gün sürüyordu ve eve teslimat epey pahalıydı. Eve yollamak yerine herkes en yaygın olan yolu seçiyordu; yine belli bir gönderim ücretiyle paketler mahalledeki posta merkezine gidiyordu, ve herkes posta numarasıyla kendisi gidip paketi oradan teslim alıyordu. Burada ise eve gönderim çok ucuz veya ücretsiz. Ãœstelik de Amazon gibi bir derya deniz elimizin altındayken, Amazon Prime üyeliÄŸiyle bu kategorideki ürünler ertesi gün kapımızda. Evet, taşındığımızdan beri evin eksiÄŸi gediÄŸini hep Amazon’dan sipariÅŸ verdik. Aynı gün içerisnde kapı çaldı, tuvalet kağıdı askısı geldi, kapı çaldı iki kasa bira geldi, kapı çaldı çöp kovası geldi, kapı çaldı kavanozlar geldi :) Bir kaç aydır Amazon’un en sadık müşterisiyiz ve online alışveriÅŸ konusunda çok şımardık. Henüz burada arabamız olmadığı için market alışveriÅŸlerini de internetten yapıyoruz :)

Sıra Ä°sveç’in gönlünü almaya geldi.

Ä°sveç’in pozitif yanları:

Hava-Su

Ä°sveç’in havası kesinlikle çok daha temizdi, ve musluk suyu çok daha kaliteli ve lezzetliydi. Cambridge’e ‘havası temiz’ dediklerinde bıyık altından gülüyoruz, çünkü bize göre yoÄŸun trafik saatlerinde egzoz dumanından nefes alınmıyor ve genel olarak da Ä°sveç’te olduÄŸu gibi tertemiz oksijeni hiçbir zaman hissedemiyorsun (belki yazın bu durum deÄŸiÅŸir). Su konusunda da, burada musluk suyunun içildiÄŸini söylediler, fakat su bize çok kireçli geldi. Çay demliÄŸimiz, kahve makinamız, sürahimiz, her ÅŸey kireç tuttu. Kahvenin ve çayın tadı deÄŸiÅŸti resmen. Bir süre sonra ÅŸiÅŸe suyu almaya baÅŸladık, sonra onun lojistiÄŸiyle uÄŸraÅŸma iÅŸini çok gereksiz bulduÄŸumuz için Brita su arıtma sürahisi denedik. Åžimdilik memnunuz ama Ä°sveç’in lezzetli ve tertemiz musluk sularını arıyoruz.

İşçilik kalitesi

Ä°sveç’te her iÅŸ yüz yıl sürüyordu ama bir yaptıkları ÅŸeyi de öyle layığıyla yapıyorlardı ki bir daha çok az bakım onarım gerekiyordu. Ä°sveç’te on sene içinde farklı yıllarda yapılmıs, belki toplam 6-7 evde yaÅŸadık. Hiç bir gün evin bir yeri bozulmadı, suyu akmadı, çatısı çökmedi, elektriÄŸi suyu kesilmedi, prizi bozulmadı, kapısı sökülmedi. Sıfır! Hiç bir zaman tamirci çağırdığımızı hatırlamıyorum, inanabiliyor musunuz? Burada 6-7 yıl önce yapılmış, içi epey düzgün, nispeten yeni bir eve taşındık. Ä°lk hafta yulkarı kattan bir yerden salon tavanındaki spot lambaların yanından su damladı (hala bilmiyoruz ne olduÄŸunu), mutfak dolaplarının altındaki süpürgelik olduÄŸu gibi tek parça elimizde kaldı, kombi iki kere bozuldu (hayatımda kombi görmedim Ä°sveç’te. Orada evler merkezi olarak ısınıyordu ve hala bilmiyorum sıcaklığın kaynağının nereden geldiÄŸini), elektrik düğmelerinden birine basınca hep sigorta atıyor, dış kapıyı kilitlemezsek arasından soÄŸuk hava vuruyor, vs. Böyle saçma, gündelik, daha önce hiç yaÅŸamadığımız problemlerle karşılaÅŸtık.

Spor ve Beslenme

Ä°sveç’in en taktir ettiÄŸim yanlarından biri belki bu; Ä°sveçliler Ä°ngilizlere göre çok daha düzgün besleniyorlar ve çok daha fazla spor yapıyorlar. Görünüşlerinden de bu belli oluyor. Ä°ngiltere’de abur cubur, ÅŸekerli ve kızarmış besinlerin tüketim miktarı beni epey ÅŸaşırttı. Kötü beslenmelerine raÄŸmen Ä°sveçlilere göre çok daha az hareket ediyorlar. Bundan etkilenmeyip, eski alışkanlıklarımızı korumaya gayret ediyoruz.

Ãœcretsiz eÄŸitim

Ä°sveç’te eÄŸitim kreÅŸten itibaren ücretsizdi (aylık çok cüzi bir miktar ödüyorduk). Burada ise 3 yaşından sonra belli bir miktar devlet yardımı alınabiliyorken, tamamen ücretsiz eÄŸitim 4 yaşından sonra baÅŸlıyor. O yüzden biz Ekim’in okuluna, Ekim henüz iki yaşını doldurduÄŸu için Ä°sveç’e kıyasla epey bir miktar para ödüyoruz. Bir de Ä°sveç’te evlere ve okullara ayakkabıyla girilmezken, burada çocukların oynadığı, uyuduÄŸu, emeklediÄŸi alanların hepsine ayakkabılarımızla giriyoruz ve bu bana epey garip geliyor.

Bisiklet yolları

Göteborg’da inanılmaz bir bisiklet yolu ağı vardı ve bu aÄŸ normal trafiÄŸin aktığı araç yollarından tamamen bağımsızdı. Burada ise çoÄŸu yerde bisikletler normal araç yolundan gidiyorlar, eÄŸer ÅŸanslıysak kenarda otobüslere ve bisikletlere ayrılmış ayrı bir ÅŸerit bulunyor. Buraya geldiÄŸimiz ilk günlerde yoldan geçen bisikletlileri ağızım açık, kalp krizi geçirerek, ‘ÅŸimdi hepsi ölecek’ diye izliyordum. Åžimdi biz de alıştık, düzgün ekipman, kask, reflektör yelek ve bisikletimizde 5-6 tane ayrı yanıp sönen ışıkla biz de otobüslerin arasından salınan bisikletliler güruhuna katıldık.

Nakitsizlik

Ä°sveç’le ilgili en çok özlediÄŸim ÅŸeylerden biri bu sanırım. Ä°sveç öyle ‘nakitsiz’ bir toplumdu ki, bir kaç sene önce yenilenen banknotları ve bozuk paraları hiç görmedim, çünkü tüm alışveriÅŸlerimi kartla veya Swish uygulamasıyla yapıyordum (bu konuyla ilgili daha önce yazdığım bir yazıya buradan ulaÅŸablirsiniz). Burada ise nakit parayla ödeme çok daha yaygın. Ben hala mümkün olduÄŸunca ‘Apple Pay’ kullanarak nakit paradan uzak duruyorum, ama kasa kuyruklarında beklerken nakit para ile ödeme yapan insanların sayısına bir hayli ÅŸaşırıyorum.

Geri Dönüşüm

Ä°ngiltere’de geri dönüşüm çok yaygın olarak yapılıyor olmasına raÄŸmen, Ä°sveç’te bu tamamen bambaÅŸka bir seviyedeydi. Ä°sveç’te evimizde biriktirdiÄŸimiz farklı çöp kategorileri: Renkli cam, renksiz cam, metal, kağıt, karton, plastik, kompost, ve geri kalanlar (normal çöp) iken, Ä°ngiletere’de yalnızca geri dönüşüm ve normal çöp olarak ikiye ayrılıyor. Bununla da bitmiyor, çünkü Ä°sveç’te pek çok ambalaj geri dönüştürülebilirken burada tükettiÄŸimiz ürünlerin paketlerinde sıkça ‘Åžu anda geri dönüştürülmemektedir’ yazısını görüyorum. Basit bir plastik paketin neden dönüştüremediÄŸini de anlamış deÄŸilim açıkçası. Ä°ngiltere’de insanların geri dönüşüm konusunda Ä°sveç’teki kadar bilinçli olduklarını düşünmüyorum.

***

Sonuç olarak, bu iki geliÅŸmiÅŸ ülke arasında bana göre pek çok konuda daÄŸlar kadar fark var. DeÄŸiÅŸik ülkelerin bu kültürel farklarını gözlemlemek, ve geçtiÄŸim her kültürden kendime uyanı benimsemek çok hoÅŸuma gidiyor. Ä°sveç’liliÄŸimin üzerinde çok sular akmadan bu gözlemleri bir an önce paylaÅŸmaya çalıştım, zira baÅŸta garip gelen her ÅŸeyi zamanla benimsiyor insan. Eminim bir kaç sene sonra Ä°sveç’ten çok ÅŸey yitirmiÅŸ, Ä°ngiltere’den çok deÄŸiÅŸik ÅŸeyler kazanmış olacağım. Åžunu da vurgulamalıyım ki; ‘Ä°ngilizler soÄŸuk insanlar’ ve ‘Ä°ngiltere’nin havası kötü’ gibi çok duyulan yorumlar tamamen Ä°ngiltere’ye nereden bakıldığına baÄŸlı :)

Bu yazıyı Göteborg’da 10 sene yaÅŸayıp, daha sonra Cambridge’e taşınmış ve burada yalnızca bir kaç ay geçirmiÅŸ biri olarak, tamamen kendi deneyim ve fikirlerime dayanarak yazdım. Herkesin farklı tecrübeleri ve görüşleri vardır eminim ki. Yorumlarınız, sorularınız veya paylaÅŸmak istediÄŸiniz düşünceleriniz varsa yazının altına yorum bırakabilir, veya her zaman bana ulaÅŸabilirsiniz.

(Photograph © Andrew Dunn, 09 September 2004)

18 Yorum

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.