Yazı
6 yorum

BudapeÅŸte

Viyana‘dan trenle iki buçuk saatlik yolculuk sonrası BudapeÅŸte’ye vardık ve tatilimizin son 3 gününü bu ÅŸehirde geçirdik. CoÄŸrafi ve tarihi yakınlıklarına raÄŸmen komÅŸu ülkelerin birbirlerinde bu kadar farklı olmalarına her zaman ÅŸaşırmışımdır. Çek Cumhuriyeti’nden Avusturya’ya geçerken, Avusturya’dan Macaristan’a geçerken trenin penceresinden deÄŸiÅŸen ülkeler hemen hissediliyor. Binaların mimarileri deÄŸiÅŸiyor, istasyonların ÅŸekilleri deÄŸiÅŸiyor, hatta boÅŸ arazilerin duruÅŸları bile ülkeden ülkeye fark ediyor.

budapeste - 1

Macaristan sınırını geçer geçmez gezimizin Türkiye’ye en çok benzeyen kısmına geldiÄŸimizi fark ettik. Tren istasyonunun çıkışında binmemiz gereken metro istasyonunun asansörü bozuktu, ama yardımsever bir teyze bize baÅŸka bir asansörün yerini gösterince bu sorun çözüldü. Metro deÄŸiÅŸtirdiÄŸimiz baÅŸka bir istasyonun ise asansörü olmadığı için bebek arabaları ve valizlerle yürüyen merdivenlere yönlendik :) Yorgun olduÄŸumuz ve iÅŸler aksi gittiÄŸinden bize öyle geldiÄŸinden deÄŸil, daha sonra konuÅŸtuÄŸumuz bir kaç BudapeÅŸteli’nin de bize katıldığı gibi metronun yürüyen merdivenleri inanılmaz derecede hızlıydı. Hayatımızda gerçekten bu kadar hızlı ilerleyen merdivenler görmemiÅŸtik. Elimiz ayağımıza dolaÅŸtı, bebek arabalarına yardım etmek için önce valizleri yukarı çıkarıp tekrar yanımıza inen Barış ve Nevzat’ı bilet görevlileri durdurup yeniden bilet sorunca çok ÅŸaşırdık, fakat saÄŸ salim Airbnb’den kiraladığımız evin yolunu tuttuk.

BudapeÅŸte yazısına olumsuzluklarla baÅŸladım fakat olayları kronolojik olarak anlatıyorum. Eve vardığımızda bizi, daha sonra evin temizlikçisi olduÄŸunu öğrendiÄŸimiz genç bir kız karşıladı. Bina çok eski bir binaydı, bakımlı olsaydı çok güzel olabilirdi fakat resmen duvarlar dökülüyordu. FotoÄŸraflardan çok güzel görünen ev ise yine epey eski ve kirli hissi veren eÅŸyalarla doluydu. Dolaplar, çekmeceler tıklım tıklım eÅŸya doluydu. Daha önce Prag’da kaldığımız evde ve Viyana’daki otelde ayarladığımız gibi bu ev sahibinden de bize iki bebek yatağı ayarlama sözü almıştık. Yatakları kontrol ettiÄŸimizde hazırladıkları park yatakların yalnızca yatak kısımlarının olduÄŸunu ve asıl sünger yatak parçasının olmadığını fark ettik. Temizlikçi kız ev sahibiyle görüşmesi sonucu yalnızca bunları verebileceklerini söyleyince sinirlerimiz gerçekten bozuldu ve onlara bu ev için altı kiÅŸilik ücret ödediÄŸimizi ve bebeklerin saÄŸlıklı bir ÅŸekilde yatabilecekleri yataklar hazırlama sözü verdiklerini hatırlatmak zorunda kaldık. Kız ikinci bir telefon görüşmesi sonucu yatak almaya çıkacağını ve eÄŸer alabildiyse getirip eve bırakacağını söyledi. Neredeyse akÅŸam olduÄŸundan biz de eÅŸyalarımızı bırakıp yemek yemeye çıktık. Eve geri döndüğümüzde sünger yatakların alınmış olduÄŸunu görünce, o evi arkamızda bırakıp bir otele yerleÅŸme fikrinden vazgeçtik. (ev maceramızın esas kısmı yazının devamında)

Ertesi sabah güzel bir kafe bulup güne başlamak için dışarı çıktık. Kaldığımız evin yeri merkezi olduğu için şehrin turistik yerlerine ve nehir kenarına yürüyerek kolayca gidebiliyorduk. Nevzat kafe ve restoranlardan sorumlu olduğu için internetteki kaynaklarından çok iyi kahveleri olduğu duyumunu aldığı bir kafede aldık soluğu.

budapeste - 3

budapeste - 4

budapeste - 2,

Espresso Embassy‘nin kahveleri o kadar güzeldi ki birer paket de tatil sonrası içmek için kahve çekirdeklerinden satın aldık.

budapeste - 5

budapeste - 6

Kahvelerle kendimize geldikten sonra Chain köprüsünden yürüyerek ÅŸehrin PeÅŸte kısmından Buda’ya geçtik.

budapeste - 7

budapeste - 8

budapeste - 9

Buda bölgesindeki kale alanında görmek istediÄŸimiz bir kaç yeri önceden belirlemiÅŸtik. Bebekleri yedirmek ve sıcakta biraz dinlenmek için bir kafede küçük bir mola verdikten sonra BudapeÅŸte National Gallery’yi görmek için fünikülerle, ilk günden gözümüze çarpan ve ne olduÄŸunu merak ettiÄŸimiz, tepedeki bu tarihi binanın yanına çıktık.

budapeste - 10

budapeste - 11

budapeste - 12
(fünikülerden indiğimizde bizi karşılayan manzara, şehrin Peşte tarafı)

budapeste - 13

budapeste - 15

Sanat galerisinde sürekli eserlerin yanı sıra geçici Picasso sergisi vardı, ki bu sergi galerinin en güzel kısmıydı. Picasso’nun daha önce orijinallerini görmediÄŸimiz ÅŸahane eserlerinden bazılarını görme fırsatı yakaladık ve sanatına bir kez daha hayran olduk. (Galeride de Macaristan’la sınanmamız bitmemiÅŸ; Barış resimlere yakından baktığı için, ben kalıcı sergi kısmındaki odalardan birinde konuÅŸtuÄŸum için, Özlem ise bileti olmadan tuvalete girmek istediÄŸi için çalışanlardan azar yemiÅŸtik :) yine de bu bizi sanat aÅŸkından ve galerinin tadını çıkarmaktan alıkoyamadı tabi ki!)

budapeste - 16

budapeste - 17

budapeste - 18

budapeste - 19

İkinci günümüzde tabanlarımız ağrıyana ve sıcaktan son terimizi damlatana kadar gezdik. Geceyi evimizin yakınındaki, masal diyarından fırlamış gibi görünen Parlamento binasının güzelliğiyle kapattık.

budapeste - 20

Eve vardığımızda yatma öncesi ritüellerimizden bebeklerin karnını doyurma, biberonları temizleme, çantaları boÅŸaltıp çöplerden kurtulma ve ertesi sabaha hazırlık yapma gibi bir kaç iÅŸimiz vardı. Evdeki çamaşır makinası çok eski ve kirli göründüğü için elimizi bile sürmedik. Benim çamaşır yıkayacağımıza dair yaptığım hesaplamalarla Ekim’in temiz önlüğü ve bizim bir kaç temiz çamaşırımız eksik çıktı. Banyodaki lavaboda sabunla bir kaç tanesini elimde yıkayıp ertesi güne hazır etmeye karar verdim. Bu sırada mutfak lavabosunda biberon yıkama sırasını Özlem’e vermiÅŸtim. Bizim odaya yakın olan banyonun lavabosunda çamaşır yıkarken, biraz önce tuvaletten duyduÄŸum seslerin sebebini ve sonucunu hayretler içinde gördüm: tuvalet taÅŸmıştı! Çığlığımla herkesi oraya toparladım, hepimizin sinirleri atmıştı. Vakit gece yarısı olmuÅŸtu ve yapacak pek bir ÅŸey yoktu. Barış ayaklarına naylon torba geçirip etrafta bulduÄŸumuz çamaşır suyu ve paspasla ortalığı biraz temizledi. Sonra o banyonun kapılarını kapatıp tamamen iptal ettik. Hemen internetten bir otel bulup ertesi gün için bir geceliÄŸine yer ayırttık ve sabah ilk iÅŸ eÅŸyaları toplayıp o evden ayrıldık. Bu korkunç evi kiralamak yaptığımız en büyük hatalardan biri olmuÅŸtu. Kiracı yorumlarında evin ve ev sahibinin hakkını(!) teslim ettik. Sırf çamaşır yıkayabilmek ve mutfağını kullanabilmek için ev kiraladığımız halde kirliliÄŸinden dolayı ikisini de kullanamadığımız için ve bu durumun hiç bir zaman garantisi olmayacağı için bir daha Airbnb’den ev kiralamamaya, en azından temizliÄŸinin tek kiÅŸinin insiyatifine bırakılmayan ve belli bir standartta olduÄŸuna inandığımız otellerle bundan sonraki gezilerimizi sürdürmeye karar verdik.

Üçüncü gün eÅŸya toplayıp otele yerleÅŸtikten sonra günün yarısı bitmiÅŸti. Kalan yarısında çoÄŸunlukla güzel kafe ve restoranlarda, ÅŸehri sindirerek, ağırdan alarak, keyif çıkararak zaman geçirdik. Bugün yaptığımız en güzel ÅŸey nehirdeki tekne turu oldu. BudapeÅŸte’ye gidecekler bunu mutlaka listelerinin en başına koymalılar. Gün batımından önce bindiÄŸimiz turu tamamladığımızda akÅŸam olmuÅŸtu. Böylece ÅŸehrin hem gündüzünün hem gecesinin harika manzarasını görme fırsatı bulduk. Bu tekne turuyla BudapeÅŸte’nin güzel bir ÅŸehir olduÄŸu yönündeki fikrimize noktayı koymuÅŸ olduk.

budapeste - 21

budapeste - 22

budapeste - 23

budapeste - 24

budapeste - 25

BudapeÅŸte kısmı elde olmayan sebeplerle gezimizin en maceralı ve yorucu kısmı oldu. Yine de bunların hiç biri BudapeÅŸte’yi sevmemize engel olamadı :) Sonuç olarak görmeyi merakla beklediÄŸim iki ÅŸehir olan Prag ve BudapeÅŸte arasında sanırım ÅŸehir olarak BudapeÅŸte’yi daha çok beÄŸendim. Bunun en büyük nedenlerinden biri bana ÅŸehrin daha yayılmış ve ferah gelmesi oldu. Viyana’ya diyecek hiç bir lafım yok; her zaman Avrupa’nın en güzel ÅŸehirlerinden biri olarak listemin baÅŸlarında yer alıyor.

6 Yorum

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.