Yazı
3 yorum

Karaköy ve Galata

Bir önceki hafta Barış’la Türkiye’deydik. Yılbaşından beri gitmediÄŸimiz için zamanı geldi diye düşünüp bir haftalığına hem Ä°stanbul, hem Adana’yı ziyaret ederek güzel bir tatil yaptık. Åžansımızdan hava yaz gibiydi. Ä°sveç’ten giderken hava tahminlerimde yanıldığım için, her zaman olduÄŸu gibi gereksiz kalın kıyafetlerle kala kaldım :)

Ä°sveç’e taşınalı yıllar olmasına raÄŸmen Ä°stanbul’a her gittiÄŸimde sanki kaldığım yerden devam ediyormuÅŸum gibi hissediyorum. Buna en büyük sebep sıklıkla oraya gidiyor oluÅŸum, ve ailem ve arkadaÅŸlarımla baÄŸlarımın çok kuvvetlin olması diye düşünüyorum. Geçen hafta Ä°stanbul’a giderken beni en sevindiren ÅŸey; her gün haberleÅŸtiÄŸim, üniversiteden sonra baÄŸlarımızın yıllar geçtikte daha kuvvetlendiÄŸi, bana kardeÅŸim kadar yakın olan Ezgi’nin, orada olacağım günler için iÅŸten izin alması oldu. Böylelikle beraber geçireceÄŸimiz koca bir hafta bizi bekliyordu. Ezgi Ä°stanbul’da benim ilgimi çekecek yerlere çalışmış, bize gezmek için harika bir plan yapmıştı. Böylelikle bir günümüzü Karaköy ve Galata’ya ayırmaya karar verdik.

GüneÅŸli, çok güzel bir günde Kadıköy’den vapurla Karaköy’e geçtik. O sırada listemizdeki yerleri haritada iÅŸaretleyip yürüyüş güzergahımıza sahilden baÅŸladık. Ä°lk uÄŸradığımız yer, daha görür görmez ‘ne güzel bir kafe!’ dediÄŸim Karabatak oldu. GüneÅŸin vurduÄŸu duvar kenarında gezimizi ağırdan alarak kahvelerimizi içtik. Dışarısının ayrı güzel içerisinin bambaÅŸka bir havada olduÄŸu bu kafeye bayıldım. Bu bölgeyi bilenler arasında popüler bir yer olduÄŸunu sonradan öğrendim.

karakoy-galata_karabatak_2

karakoy-galata_karabatak_3

Kahvelerimiz bitince güneÅŸ altında tembelleÅŸmeye izin vermeden toparlandık ve hemen aynı sokaktaki Galeri Manâ‘ya girdik. Bu galeri 19. yüzyıldan kalan bir deÄŸirmen binasının 400 metrekarelik bir alanında yer alıyor. Özel etkinlikler ve sergilere ev sahipliÄŸi yapan galerinin giriÅŸ katında Barbara ve Zafer Baran’ın “Yıldız ve ay çizimleri” adlı çalışmalarını görme fırsatı bulduk.

karakoy-galata_galeri mana_2

karakoy-galata_galeri mana_1

Ãœst katında ise farklı sanatçılardan eserler vardı. Bunlardan en çok ilgimi çeken Fahrettin Örenli‘nin “Hadımlı Uçan Ahmet Çelebi, 2014” eseri oldu :)

karakoy-galata_galeri mana_3

Galeri Manâ’dan sonra bankalar caddesine yürüyüp görmeyi çok istediÄŸim SALT Galata‘ya gittik. Osmanlı Bankası (Bank-ı Osmanî-i Åžahane) için Fransız mimar Alexandre Vallaury tarafından tasarlanan ve 1892 yılında hizmete açılan bu bina, o zamandan beri tarihi ve kültürel yıkımlara dayanarak ayakta kalmış. Bu gün bile mimarisi ve estetiÄŸiyle beni kendisine hayran bırakan bu yapı içinde Osmanlı Bankası müzesi, 219 kiÅŸilik bir oditoryum, kafe, dükkan, kütüphane, açık arÅŸiv ve çeÅŸitli atölyeler barındırıyor.

karakoy-galata_salt galata_3
(üst katlardan en alt kata bakış)

karakoy-galata_salt galata_6

Binayı gezmeye Osmanlı Bankası Müzesi‘nden baÅŸladık (sitesi için buraya göz atabilirsiniz). KurulduÄŸu dönemden beri hem Osmanlı’nın bankacılık sistemine, hem de dönemin ekonomik hareketlerine ve kültürüne ışık tutan arÅŸivi kesinlikle görülmeye deÄŸerdi. Dev kasa odaları, o dönemden kalma banknotları, bugün çok deÄŸerli bir arÅŸiv niteliÄŸi taşıyan belgeleri, dosyaları, müşteri ve personel kayıtları ve döneme ait fotoÄŸraflarıyla insanı tarihi öğrenme ve deneyimleme hazzıyla içine çekiyordu.

karakoy-galata_salt galata_7

karakoy-galata_salt galata_8

karakoy-galata_salt galata_9

karakoy-galata_salt galata_10

karakoy-galata_salt galata_4

karakoy-galata_salt galata_5
(o dönemden kalan banknotlar)

Osmanlıca ve Fransızca arÅŸiverlerin, o döneme ait fotoÄŸrafların arasından büyülenmiÅŸ bir halde çıktıp diÄŸer katlara göz attığımızda bir baÅŸka deÄŸerli dönem hikayesine kapıldık; “ArÅŸivi Parçalamak: Bir Osmanlı Ailesinde Temsil, Kimlik, Hafıza“.

karakoy-galata_salt galata_1

Sergi 1900-1940 yılları arasında dönemin günlük hayatına ışık tutan Sadi Bey’in aile arÅŸivinden parçaları, bir ailenin yaÅŸamöyküsünü anlatan resimler, nesneler, yazılar ve ÅŸarkılarla gözler önüne seriyor. Said Bey (1865-1928) ne o yılların ünlü bir sanatçısı, ne de siyasetçisi, fakat aile arÅŸivi çok renkli ve zengin olduÄŸu için o dönemin yaÅŸantısını anlatması açısından oldukça deÄŸerli. Said Bey şöyle anılıyor:

“Mehmed Said Bey , Mekteb-i Sultânî (bugünkü Galatasaray Lisesi) mezunlarındandır; aynı okulda hocalık yapar, sarayda tercüman olarak çalışır. Evinde bir piyano bulunur, her gün neler yaptığını ajandasına not alır, sinemaya gitmeyi sever, çocukları bir matmazelden Fransızca dersi alır, 1920’lerde ailesiyle ÅžiÅŸli’de bir apartman dairesine taşınır. Fransız tarihçiler François Georgeon ve Paul Dumont’un tanımıyla adeta bir “İstanbullu burjuva karikatürü”dür”.

karakoy-galata_salt galata_2

30 Mart’a kadar Salt Galata’da sergilenen bu arÅŸivi görmek haftasonu için planlarınıza eklemeye deÄŸer bir aktivite olacaktır.

Gezip dolaşıp, Galata sokaklarını arşınladıktan sonra dinlenme vaktidir diye düşünüp Nikol‘a girdik. Bu kafenin hem yiyecekleri hem de dekorasyonu çok hoÅŸuma gitti. Kafe-maÄŸaza konseptli bu yerde sergilenen tablolar, takılar, aksesuarlar yanında, mobilyaların da satın alınabiliyor oluÅŸu burayı ilginç ve çekici hale getiriyordu. Burası da yüzümdeki gülümsemeye ÅŸahit olunca Ezgi’ye ‘seveceÄŸini biliyordum’ gururu yaÅŸatan yerlerden biri oldu :)

karakoy-galata_kafe nikol_1

karakoy-galata_kafe nikol_2

Karaköy iskelesin’den önceki son durağımız Lomography maÄŸazası oldu. Farklı özelliklerdeki analog fotoÄŸraf makinaları, lensler ve aksesuarlarla dolu bu çekici maÄŸazada ürün çeÅŸitliliÄŸinin yanında atölyelere ve etkinliklere katılıp diÄŸer fotoÄŸraf severlerle buluÅŸma ÅŸansı yakalayabiliyorsunuz.

karakoy-galata_lomography

karakoy-galata_vapur

Çok gezdiÄŸimiz, çok gördüğümüz, çok öğrendiÄŸimiz harika bir günün ardından eve dönüş yoluna geçtik. Tarihi ve gerçekliÄŸiyle Ä°stanbul’de en sevdiÄŸim yerlerden olan Karaköy ve Galata, burada yaşıyor olsam sık sık gezmekten zevk alacağım yerlerden olurdu. Bir haftasonunuzu bu sokaklarda dolaÅŸmaya, sergilerde vakit geçirip, kafelerde okumaya ve buraların tarihinde kaybolmaya ayırmanızı tavsiye ederim. Bana bu güzel günü planlayan Ezgi’ye çok teÅŸekkür ederim :)

3 Yorum

Bir cevap yazın

Doldurulması gereken alanlar* ile işaretlenmiştir.